Tarım girdilerinde 1 yılda yaşanan artış, çiftçinin de besicinin de boynunu büktü! Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) yayımladığı verilere göre tarım girdilerinde 1 yılda yüzde 109’a varan artışlar yaşanırken Altınekin Ziraat Odası Başkanı Bekir Kağnıcıoğlu, açıklanacak olan ürün taban fiyatından çiftçinin umutlu olduğunu ifade etti. Çiftçinin ve besicinin üretimde zorlandığını berlirten Karatay Ziraat Odası Başkanı Rıfat Kavuneker ise çiftçinin tatil, gece- gündüz bilmeksizin çalıştığına dikkat çekerek emeğinin karşılığını da alması gerektiğine dikkat çekti. Kavuneker, bu zamların çiftçinin ‘kârından zarar’ olduğuna dikkat çekerek ürün alım taban fiyatlarında da bu gider artışlarının dikkate alınması gerektiğinin altını çizdi.

ÜRÜN ALIMINDA ARTIŞLARIN GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMASI İSTENDİ

Tarım giderlerinde yaşanan artış, ilk olarak çiftçiyi daha sonra ise hayvan üreticilerini etkiliyor. Bu kapsamda veri yayımlayan TZOB’nun verilerine göre 1 yılda tarım girdilerindeki en fazla artış, yüzde 109 oranla mazotta oldu. Açıklanan diğer veriler ise şu şekilde: Ton bazında gübre olarak kullanılan amonyum sülfat, Mayıs 2023’te 5 bin 520 lira iken 2024 yılı aynı ayında 8 bin 635 lira; süt yemi 7 bin 790 lira iken 11 bin 368 lira; zirai ilaç 470 lira iken 783 lira oldu. Ayrıca elektrikte yaşanan yüzde 19,8 zam ve diğer zamların da gelmesiyle ürün alım fiyatlarında bu artışların göz önünde bulundurulması gerektiğine işaret edildi.

‘GELECEK YILIN MAHSULÜ, BU YILKİ FİYATA BAĞLI!’

Ürün taban fiyatlarının açıklanması bekleyen üreticilerin fiyatlar bakımından umutlu olduğunu dile getiren Kağnıcıoğlu, “Doğu’daki hasat bitmek üzere; Konya Ovası’nda da 15 güne biçerdöverler tarlaya girer. Bu yüzden çiftçide bir fiyat beklentisi var. Bu yıl yaşanan kuraklık ve sonrasında mayıs ayında yaşanan afetler dolayısıyla bu yıl, çiftçi için meşakkatli bir yıl oldu. Bu yüzden buğday ve arpada güzel bir fiyat beklentisi oluştu. Buğdayda çiftçilerimiz tonda 13-14 bin lira taban fiyatı ve 2 bin lira prim desteği bekliyor. Zaten bu fiyattan aşağıda da çiftçinin üretimini sürdürebilme şansı yok! Girdi maliyetleri artarken aynı şekilde ürün fiyatlarında da artış bekliyoruz. Önümüzdeki yıllarda arpa ve buğday ekiminin artmasını, bu yılın fiyatları belirler; makul bir fiyat bekliyoruz.” diye konuştu.

‘GİDERLERLE AYNI ORANDA ÜRÜN FİYATLARI DA ARTMALI’

Açıklanan verilerin, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki oda ve üreticilerden alındığına dikkat çeken Karatay Ziraat Odası Başkanı Rıfat Kavuneker, bu verilerin sahadan alınan, doğru veriler olduğunu söyledi. Kavuneker, fiyatlardaki çiftçiyi etkileyecek olan artışların yaşandığı bir durumda ürün taban fiyatlarının da artması gerektiğine işaret ederek şunları söyledi: “Her yıl biz üreticilerin kâr marjı düşmeye devam ediyor; bu düşüş devam ederse çiftçi, yavaş yavaş sahadan çekilecek! Geçen yıl 8 liraya aldığımız kaliteli tohumu bu yıl 16 liraya alabildik. Girdi maliyetleri yüzde 100 yükselirken ürün fiyatlarının yüzde 30-35 yükselmesi adil değil.”

ÇİFTÇİ ÖNÜNÜ GÖRMELİ!

Üreticinin ‘karın doyurma’ kaygısı içerisinde üretim yapmasını doğru bulmadığını ifade eden Kavuneker, tatili olmaksızın çalışılan üretim sektörünün emekle aynı oranda kâr sağlamadığına dikkat çekti. Çiftçinin ne kadar kazanacağını bilerek üretim yapmasının çiftçi için sağlıklı olacağına işaret eden Kavuneker, “Bugün başka bir sektörde çalışıyor olsaydık, bunun 2-3 katı kazabilecekken tarımda yaptığımız üretime gece- gündüz demeden çalışıyoruz ve ne kadar kâr elde edeceğimizi bile bilmiyoruz! Çiftçinin tatili yok, tarla beklemez.” ifadelerini kullandı.

‘SAHAYA GİRİP BAKSINLAR!’

Giderlerdeki artış ve ürün taban fiyatlarına yapılan artışın eşit olmadığına dikkat çeken Kavuneker, bu durumun gözlemlenmesi için yetkilileri tarlalara davet etti! ‘Çiftçinin durumunu en iyi sahaya giren anlar’ diyerek üreticilerin zorda olduğuna işaret eden Kavuneker, bu zorluklarla uğraşmak istemeyen üreticilerin ise tek tek ovayı terk ettiğini bildirdi. Besilik hayvan sayısında yaşanan düşüş ve sektörde çalışan yabancı uyruklu çalışan kişi sayısındaki artışı da bu kapsamda değerlendiren Kavuneker, “Daha önce ‘işçi maliyeti’ diye bir maliyetimiz yoktu! Üretilen büyük- küçük baş hayvan sayısına baktığımızda da görüyoruz ki üretici artık üretimi terk ediyor! Buna ‘dur’ demek ve gereğinin yapılması gerek. Bunun için ise yetkilileri sahaya davet ediyoruz.” diye konuştu.

‘İSTİKRARLI BİR POLİTİKA BENİMSENMELİ’

Maganda kurşununa karşı farkındalık Maganda kurşununa karşı farkındalık

Besi yemi ve mazotta yaşanan gider artışları, tarım sektörünün yanı sıra besicilik sektöründe fiyatlara nasıl etki edeceği de merak konusu oldu. Yaşanan gider artışlarının Kurban Bayramı’na yaklaşık 2 hafta kalmışken kurbanlık hayvan fiyatlarına edeceği etkiyle ilgili de konuşan Kavuneker, tarımda olduğu gibi hayvancılık konusunda da istikrarlı bir politikanın belirlenemediğine dikkat çekti. İthal canlı hayvan alımına da bu kapsamda tepki gösteren Kavuneker, “Bir fiyat politikası olmadığından dolayı aldığı canlı hayvanı ne zaman satabileceği konusunda da gelecek garantisi bulamayan üretici, zaten pahalı olarak aldığı hayvanı, planladığı tarihte elinden çıkaramıyor. Tarımda olduğu gibi hayvancılıkta da istikrarlı bir politika benimsenmeli.” dedi.

‘SUYU DEĞERLENDİREMİYORUZ’

Mayıs ayında yaşanan sürpriz yağışlar ve yağmurla birlikte gelen dolu yağışını da değerlendiren Kavuneker, bu yağışlardan erken ekilen ekinlerin ve yonca gibi peşin üretilen mahsullerin zarar gördüğünü açıkladı. Çiftçinin ve tarlaların ihtiyacı olduğunu ancak yağmur sularına sahip çıkılamadığını da aktaran Kavuneker, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Taşkın suları boşa gidiyor, değerlendiremiyoruz. Özellikle Konya’da bizim her damla suya ihtiyacımız var. Bu afetler, Allah’tan geliyor ancak yetkililerin de bu konuda önlem alması şart.”

Muhabir: HACER CEYLAN