Türkiye genelinde milyonlarca hane için ev içi çocuk ve yaşlı bakımı giderleri temel yaşam masraflarının önüne geçen devasa bir mali yük haline geldi. Özel bakıcı giderlerinin mevcut asgari ücret tutarının katbekat üstüne çıkması aileleri zorlu ekonomik kararlar almaya mecbur bırakıyor. Çalışan ebeveynler ya kazançlarının tamamına yakınını bakım hizmetine yönlendiriyor ya da hane bireylerinden biri iş hayatına veda etmek durumunda kalıyor.

Resmi makamlar tarafından paylaşılan istatistiki veriler durumun ciddiyetini net biçimde ortaya koymaktadır. Güncel verilere göre iş gücü piyasasının dışında kalan kadınların 536 bin kadarı sadece çocuk veya yetişkin bakımı sorumlulukları nedeniyle kariyerlerini sonlandırmak zorunda kaldı. Aile içi ekonomik dengeleri sarsan bu tablo, toplumsal ve ekonomik boyutta derin etkiler yaratmayı sürdürüyor.

Metropollerde Bakıcı Maaşları Asgari Ücretin Birkaç Katına Ulaştı

Metropol şehirlerdeki piyasa şartları incelendiğinde tam zamanlı gündüz çalışan çocuk bakıcılarının aylık talep ettiği ücretler 35 bin lira ile 50 bin lira bandında değişkenlik gösteriyor. Konaklamalı yatılı çocuk bakıcılarında ise bu tutarlar 45 bin lira ile 60 bin lira seviyelerine yükselmektedir. Bakım gereksinimi duyan yaşlı veya hasta bireylerin bakım hizmetlerinde maliyetler çok daha yüksek seviyelerde seyrediyor.

Söz konusu alanda gündüzlü hizmet bedelleri 45 bin lira ile 65 bin lira arasında değişirken yatılı yaşlı bakımı 60 bin lira ile 80 bin lira arasında fiyatlanıyor. Net asgari ücretin 28 bin 75 lira olduğu göz önüne alındığında, en düşük gündüzlü bakım ücreti bile asgari ücreti %24,66 oranında aşıyor. En yüksek yatılı bakım masrafı ise asgari ücretin yaklaşık %184,95 fazlasına karşılık gelerek çalışanların alım gücünü tamamen sıfırlıyor.

Çalışma Çağındaki Her On Kişiden Dördü Düzenli Bakım Yükü Taşıyor

Kamu araştırmalarına göre 18-74 yaş grubunda bulunan 59 milyon 127 bin vatandaşın %43,1 kadarı hayatında düzenli olarak bir başkasının bakım sorumluluğunu sırtlanmaktadır. Bu istatistik ülke genelinde yaklaşık 25 milyon 484 bin kişinin günlük iş hayatının yanında aktif bakım görevi üstlendiğini göstermektedir. Cinsiyet dağılımında ise bakım sorumluluğu üstlenen kadınların oranı %45,6 iken erkeklerde bu oran %40,6 seviyesinde kaydedilmiştir.

İş hayatı ile bakım görevini eş zamanlı yürüten kişilerin büyük kısmı durumdan şikayetçi olmadığını belirtse de 4 milyon 303 bin çalışan bu çift yönlü sorumluluk nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Zorluk yaşadığını ifade edenlerin %38,4 kadarı uzun mesai saatlerinden, %26,9 kadarı işin fiziksel yoruculuğundan, %8,9 kadarı ise ev ile iş yeri arasındaki ulaşım sürelerinden dert yanmaktadır.

Ücretli Hizmet Yerine Aile İçi Ücretsiz Emek Tercih Ediliyor

Elde edilen veriler çocuk bakım yükümlülüğü bulunan çalışanların %83 kadarının hiçbir profesyonel bakım hizmetinden yararlanmadığını ortaya koymaktadır. Profesyonel destek almayan kesimin %17,6 kadarı bu durumu yüksek hizmet bedellerine bağlamaktadır. Yetişkin bakımında profesyonel destek almayanların oranı %79,3 olurken, bu gruptakilerin %17,9 kadarı yüksek maliyetleri, %5,3 kadarı ise yakın çevrede hizmet veya boş kontenjan bulunmamasını gerekçe göstermektedir.

Çocuk bakımında profesyonel kurumlardan faydalanmayan çalışanların %50,8 kadarı bakım sürecini doğrudan kendisinin veya eşinin üstlendiğini bildirmektedir. Piyasadaki yüksek fiyatlar nedeniyle profesyonel kreş ve bakıcı hizmetlerinin yerini büyük oranda aile bireylerinin karşılıksız emeği doldurmaktadır. Bu durum özellikle çalışan ebeveynlerin üzerindeki psikolojik ve fiziksel baskıyı artırmaktadır.

Yaşlanan Nüfus Yapısı Gelecekteki Bakım İhtiyacını İki Katına Çıkaracak

Türkiye'deki demografik değişimler ve nüfusun hızla yaşlanması bakım hizmetlerine olan gereksinimi her geçen gün artırmaktadır. 65 yaş ve üzerindeki vatandaş sayısı 9 milyon 583 bin kişiye ulaşmış durumdadır. Son 5 yıllık zaman diliminde %20,5 oranında artış gösteren yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı %11,1 seviyesine kadar yükselmiştir.

Projeksiyonlara göre yaşlı nüfus oranının 2030 yılında %13,5 seviyesine, 2040 yılında ise %17,9 seviyesine tırmanması beklenmektedir. Benzer sorunlar uluslararası alanda da görülmekte olup Japonya'da her yıl yaklaşık 100 bin kişi aile büyüğüne bakmak amacıyla istifa etmekte, Almanya ise 1995 yılından bu yana zorunlu uzun süreli bakım sigortası modeliyle çözümler üretmektedir.

Sosyal Destekler Ve Esnek Çalışma Modelleri Büyük Önem Taşıyor

Bakım ihtiyacı bulunan engelli veya yaşlı yakınına sahip aileler, mevzuat şartlarını karşılamaları halinde resmi kurumlarca sağlanan evde bakım yardımından faydalanabilmektedir. Mevcut dönemde aylık 15 bin 755 lira olarak ödenen bu sosyal yardımdan yararlanabilmek için hane içinde kişi başına düşen gelirin belirlenen yasal sınırın altında kalması şartı aranmaktadır.

Sektör uzmanları, bakım yükü sebebiyle üretimden ve iş gücünden kopan kadın sayısının düşürülmesi için kamusal kreş ağlarının genişletilmesi gerektiğini savunmaktadır. Kurumsal teşvikler, esnek çalışma saatleri ve bakım sigortası gibi alternatif sistemlerin hayata geçirilmesi sürdürülebilir istihdam için kritik bir gereksinim olarak öne çıkmaktadır.

Cebimizi de geleceğimizi de doğrudan etkileyecek!
Cebimizi de geleceğimizi de doğrudan etkileyecek!
İçeriği Görüntüle

Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım