İnsan anatomisinin en kusursuz mekanizmalarından biri olan doğal savunma sistemi, yerli ve milli bilimsel çalışmalarla geleceğin tıbbi cihazlarının omurgasını oluşturmaya hazırlanıyor. Biyomedikal mühendislik alanında çığır açan bu gelişme, hastalıklara müdahale etme biçimimizi kökten değiştirme potansiyeline sahip. Laboratuvar ortamında geliştirilen yeni nesil teknoloji, mikroskobik boyutlardaki mühendislik harikalarının tıp dünyasında ne denli büyük bir değişim yaratabileceğini gözler önüne seriyor.

Küresel ölçekte büyük bir yankı uyandıran bu akademik başarı, en prestijli bilimsel platformlarda da tescillendi. Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti liderliğinde yürütülen vizyoner araştırma, dünyanın en saygın bilim dergilerinden biri olan Nature'da yayımlanarak uluslararası otoritelerden tam not aldı. Yükseköğretim Kurulunun nitelikli yayın ve stratejik öncelikli alanlar vizyonunun en somut meyvelerinden biri olan bu çalışma, Türkiye'nin küresel bilim literatüründeki yerini tahkim ederken, biyomedikal cihaz teknolojilerinde de yepyeni bir dönemin kapılarını ardına kadar aralıyor.

Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sitti

İNSAN VÜCUDUNUN GİZLİ TEMİZLİKÇİLERİ LABORATUVARDA YENİDEN CANLANDI

Vücudunuz gizlice bu alarmı veriyor ama siz farkında değilsiniz! Sonu hastanede bitebilir
Vücudunuz gizlice bu alarmı veriyor ama siz farkında değilsiniz! Sonu hastanede bitebilir
İçeriği Görüntüle

Mühendislik dünyasını heyecanlandıran bu projenin temelinde, insan vücudunun derinliklerinde kesintisiz bir mesai harcayan mikroskobik tüyler, yani biyolojik adıyla "cilia" yapıları yer alıyor. Akciğerlerimize giren havayı süzerek yabancı maddelerden temizleyen, hücreler arasındaki hassas sıvı akışını mükemmel bir dengede yöneten bu doğal savunma mekanizması, bilim ekibi tarafından yapay olarak yeniden tasarlandı. Doğanın kusursuz tasarımını taklit eden araştırmacılar, hidrojel tabanlı özel sentetik malzemeler kullanarak biyolojik benzeri mikro tüyler üretmeyi başardı. Geliştirilen bu yapay tüyler, son derece düşük voltajlı elektriksel uyarılar altında tıpkı canlı bir organizmanın parçası gibi esnek ve koordineli bir şekilde hareket edebiliyor.

Tıbbi cihazların içinde adeta akıllı bir yönetim merkezi yani mini bir "beyin" işlevi görmesi planlanan bu sistem, mikro düzeydeki operasyonları bambaşka bir boyuta taşıyor. Geliştirilen teknolojinin pratik sağlık çözümlerine nasıl yansıyacağını aktaran Prof. Dr. Metin Sitti, insan anatomisindeki sıvı yönlendirme ve partikül uzaklaştırma prensibini ileri mühendislik teknikleriyle birleştirdiklerini ifade etti. Bu özel yöntemin, hastalıkların çok erken evrelerde teşhis edilmesini sağlayan laboratuvar çiplerini durağan yapıdan kurtarıp aktif ve hareketli sistemlere dönüştüreceğini belirten Sitti, sıvıların ve mikro nesnelerin böylesine hassas bir kontrolle yönetilmesinin tanı ve tedavi süreçlerinde devrimsel bir sonraki aşamaya geçiş anlamına geldiğini vurguladı.

Mi̇krü Çi̇p

TÜP BEBEK TEDAVİSİNDEN AKILLI İMPLANTLARA KADAR GENİŞ BİR VİZYON

Geliştirilen yapay mikro tüy teknolojisinin kullanım alanları sadece erken teşhis mekanizmalarıyla ya da laboratuvar ortamındaki test kitleriyle sınırlı kalmıyor. Bu mikroskobik devrim, özellikle çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin umudu olan üreme teknolojilerinde ve günlük yaşam konforunu artıran giyilebilir sağlık ürünlerinde de kartların yeniden dağıtılmasına yol açacak. İnsanın doğal üreme ve döllenme sisteminin de benzer mikroskobik tüylerin ritmik hareketleriyle sağlandığı gerçeğinden yola çıkan uzmanlar, bu yapay sistemler sayesinde biyolojik yapıya en yakın, çok daha doğal ve başarı oranı yüksek yeni nesil akıllı sıvı çip sistemlerinin geliştirilebileceğini belirtiyor.

Projenin çok yönlü yapısı, insan vücudunun içerisine yerleştirilen yapay protezler, implantlar ve hatta tekstil teknolojisiyle birleşen akıllı giyilebilir sağlık sensörlerine kadar uzanan devasa bir sektörel yelpazeyi kapsıyor. Bilimsel kırılma noktasının Türkiye adına stratejik bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Prof. Dr. Metin Sitti, ülkedeki üniversitelerin mikro ve nano ölçekteki üretim kabiliyetlerinin artık biyoteknoloji ve savunma sanayisi gibi kritik alanlarda somut ticari ürünlere dönüşme aşamasına geldiğini kaydetti. Doğru Ar-Ge yatırımları ve ekosistem destekleriyle Türkiye'nin bu alanda dünyanın parmakla gösterilen sayılı teknoloji üslerinden biri olacağının altını çizen Sitti, yetiştirdikleri nitelikli doktora öğrencileriyle birlikte bu yüksek katma değerli teknolojiyi küresel pazara ihraç etmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

Kaynak: YÖK BASIN BÜLTENİ