Bauhaus ekolü, 20. yüzyılında etkili olmuş sanat, tasarım ve mimari akımları arasında yer almaktadır. Almanya’da 1919 yılında Walter Gropius tarafından kurulan Bauhaus okulu, sanatçı ve zanaatkarları bir araya getirerek yeni bir sanat anlayışı geliştirmeyi amaçlamıştır. Bauhaus ekolü, endüstriyel üretim ile sanatın uyumunu, işlevsellik ile estetiği, yalınlık ile çeşitliliği, modernlik ile gelenekseli birleşmesiyle ortaya çıkmıştır.
Sanatın günlük hayatın bir parçası olduğunu ve toplumun ihtiyaçlarını karşılaması gerektiğini savunmuştur. Bu nedenle, Bauhaus okulunda öğrenciler, hem teorik hem de pratik eğitim almışlardır. Farklı sanat dallarından gelen ustalar, öğrencilere hem sanat tarihi, renk teorisi, malzeme bilgisi gibi konularda hem de çeşitli atölyelerde çalgı, mobilya, tekstil, seramik, fotoğraf, tipografi, grafik tasarım, mimari gibi alanlarda beceri kazanmasını sağlamışlardır. Bauhaus ekolü, sadece 14 yıl faaliyet göstermesine rağmen, yetiştirdiği sanatçı, tasarımcı ve mimarlar sayesinde dünya çapında bir üne kavuşmuştur. Bauhaus ekolünün temsilcileri, hem kendi ülkelerinde hem de göç ettikleri ülkelerde sanat, tasarım ve mimari alanlarında yenilikçi çalışmalar yapmışlardır.
Hem sanat eserleri hem de tasarım ürünleri ile günümüzde hala etkisi görülmektedir. Sanatın sınırlarını genişleten, disiplinler arası iş birliğine önem veren, toplumsal sorumluluk bilinci taşıyan, endüstriyel gelişmeye uyum sağlayan, estetik ve işlevsel çözümler sunan, yaratıcı ve özgün bir sanat akımıdır. Bauhaus ekolü, sanatın hayat üzerinde nasıl etkili olabileceğini, hayatın sanata nasıl ilham olabileceğini göstermiştir. Sanatın gücüne, sanatçının vizyonuna, sanatseverin zevkine hitap eden bir sanat akımıdır.