Bizler "birlik" toplumunun üyeleriyiz, ayrılığa oldum olası olumsuz bir anlam yükleriz. Doğaldır,  sevdiklerinden ayrılmak insan ruhunu acıtır; ayrılmak istemeyiz, ayrılanların kavuşmasını isteriz. "Ölüm Allah'ın emri / Ayrılık olmasaydı" der türkülerimiz. "Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm" der ozanlarımız. 

Doğrudur, "her bir dertten yaman"dır ayrılık; ama ayrılıkların iyi olduğu yerler de olabileceğini hatırda tutmamız lazım. 

Kişisel olarak ayrılığın iyi olduğu yerlerden birinin toplumun işlerinin görülmesinde "kuvvetler ayrılığı" olduğunu düşünüyorum. Yasama, yargı ve yürütme kuvvetlerinin ayrı ellerde olması, bunların birbirini dengelemesi ve denetlemesi insanlığın geldiği noktada olmazsa olmaz gibi görünüyor bana.

Kuvvetleri ayırmadan da başarılı olmuş devletler yok mudur? Kuşkusuz vardır, ancak bunlar ne normal şartların eseridir, ne de ilanihaye sürdürülebilir örneklerdir.

Gerek pratik uygulamalarda, gerekse inanç esaslarında yanlışlar ve eksikler listemiz çok uzun olsa da öz itibarıyla bu toprağın insanı din eksenli bir hayat yaşama eğilimindedir. Özellikle zor günlerinde tek sığınağı din olmuştur halkımızın. Kuvvetler ayrılığı konusunda vatandaşlarımızın yaşadığı kafa karışıklığının özünde de dinle ilişkili faktörlerin yattığını sanıyorum. Teorik planda olmasa bile pratikte vatandaşlarımızın çoğunun kafasında kuvvetlerin birliğinin daha uygun olacağı yönünde bir düşünce var. Bu sıradan bir düşünce değildir, din tarihimize dayalıdır. Bütün  kuvvetlerin Peygamber SAV'de toplanmasıyla ilişkilidir. Birisi çıkıp, "Müslüman olarak rol-modelimiz o olduğuna göre, bu gün de, din alim yönetici, ya da yönetici din alim olmalıdır" diyebilir.

Burada gözden kaçırılan şey, peygamberlerin ümmetleri için bir has örnek, bir rol-model olmalarına rağmen "biricik" olmalardır. "Muhammedun beşerun la kelbeşer / Bel hüve kel yakuti beynel hacer" (Muhammed -SAV- bir insandır, ama diğer insanlar gibi değildir. Taşların arasında yakut ne ise o da insanlar arasında öyledir.) diyen şair ne güzel demiş.

Allah'tan vahiy alanla almayan bir tutulamaz. Bu tür konuların tartışıldığı ortamlarda hemencecik ortaya sürülen "alimler peygamberin varisleridir" hadisi çok farklı bir anlam taşıdığı için bu konuda yol gösterici olamaz.

Ülkemizin çektiği sıkıntıların büyük oranda kuvvetler ayrılığı ilkesine uyulmamasından kaynaklandığını düşünüyorum. Başat bir siyasetçinin emrine girmiş bir yasama, sivil ya da asker bir bürokratın yönlendirmeleri doğrultusunda karar veren bir yargı ya da bütün yükü ben çekiyorum o halde her yaptığım meşru diye bir yürütmenin ülkemizi dünyada saygın bir konuma taşıması mümkün değildir. 

Kuvvetler ayrılığının sorunsuz olduğu söylenemez. Öncelikle bazı süreçlerin yavaş işlemesine yol açtığını söyleyebiliriz. Bazılarımızın hoşuna gitmese de toplumun tamamını ilgilendiren konularda hızın yarardan çok zarar getireceğini söylemeliyiz. "Sür'at felakettir" sözü sadece trafikte değil, toplumsal alanda da geçerlidir. Bilirsiniz deliler çok hızlıdır, "akıllılar düşünürken deliler yol alır." Alır ama "delinin birisi kuyuya bir taş atar ve kırk akıllı onu çıkaramaz". Çıkarmak için uğraşır ama, yani ülkenin enerjisi yapılan abuk subuk işleri düzeltemeye çalışırken heba olur gider.

Bir başka husus da kuvvetlerin kontrolsüz biçimde kullanılmasıdır. Kontrol derken birilerinin bu kuvvetler üzerine vesayet kurmasını kast etmiyoruz tabii ki. Bu kontrol milletin kontrolüdür, her kuvvetin milletin âli menfaatleri için var olduklarının bilincinde olmalarıyla oluşturacakları oto-kontroldür. Milletin hizmetkârı olduğunu unutup millete hizaya sokulması gereken haylaz çocuk muamelesi yapanlar kontrolün dışına çıkmışlardır. Unutulmamalıdır ki "kontrolsüz güç, güç değildir."

Son zamanlarda ülkemizde kuvvetler ayrılığı konusu gündeme taşınıyor, kuvvetler ayrılığından vazgeçiliyormuş gibi bir hava da doğuruluyor. Kanaatimce kuvvetler ayrılığının sadece kağıt üzerinde muhkem olduğu günlerden gerçek hayatta muhkem olmasını istediğimiz günlere gelebilmek büyük bir aşama. Yürütme kuvvetinin bazen kendi dışındaki kuvvetlerden serzenişte bulunmasına takılmamak gerek. Malumunuz, ülkemizde yürütme siyasetçiler eliyle gerçekleştiriliyor. Siyasetçiler kuvvetler ayrılığının değerini en iyi bilirler, özellikle de toplumumuzu bir kaç satır önce sözünü ettiğim aşamaya getiren siyasetçiler.

Şarkı "ayrılsak da beraberiz" diyor. Kuvvetlerin gerçekten ayrı, ama çatışmaksızın, insanımızın mutluluğu için berber olduğu günlere...

***

Bu dünya yapıp ettiklerimizin yankılanıp bize döneceği bir dağdır. (Mevlana)