Geleneksel ticaretin en önemli kalelerinden biri olan sarrafiyenin ATM ekranlarına taşınması, sektör paydaşları tarafından adil ticaret ilkelerine aykırı bir adım olarak nitelendiriliyor. Kuyumcu esnafının omuzlarındaki ağır mevzuat yükümlülüklerine karşın bankalara tanındığı öne sürülen bu kolaylık, geleneksel zanaatın ve yerel esnafın geleceğini tehdit eden ciddi bir krizin fitilini ateşlemiş durumda.
AYNI ÜRÜNE FARKLI SORUMLULUK: HUKUKİ VE MALİ EŞİTSİZLİK TEPKİ ÇEKİYOR
Sektörün karşı karşıya kaldığı duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Konya Sarraflar ve Kuyumcular Derneği Başkanı Tahir Azman, kuyumculuk mesleğinin sadece bir alım satım işi olmadığını vurguladı. Mevcut sistemde kuyumcuların Yetki Belgesi zorunluluğundan ağır vergi yükümlülüklerine, MASAK düzenlemelerinden son derece sıkı idari denetimlere kadar birçok kurala tabi tutulduğunu hatırlatan Azman, bankaların benzer satışları yaparken aynı şartlara tabi olmamasının adalet duygusunu zedelediğini ifade etti.

Piyasada aynı kategorideki ürünlerin ticaretini yapan tüm aktörlerin eşit kurallar çerçevesinde faaliyet göstermesi gerektiğinin altı çiziliyor. Hukuk devleti ilkesinin ve serbest piyasadaki adil rekabet ortamının korunması adına, altın ve sarrafiye ürünleri satan her kurumun aynı hukuki, mali ve idari sorumlulukları üstlenmesi gerektiği dile getiriliyor. Teknolojiye ya da dijitalleşmeye karşı bir duruş sergilemediklerini belirten sektör temsilcileri, taleplerinin sadece kanunlar karşısında ayrıcalık değil eşitlik olduğunun önemle üzerini çiziyor.
KAZANÇ BANKAYA RİSK KUYUMCUYA: SAHTECİLİK VE AYAR KONTROLÜ ÇIKMAZI
Otomatik makinelerden satılan altınların oluşturacağı uzun vadeli risklere de dikkat çekilen açıklamada, sistemin işleyişindeki mantık hatalarına değinildi. Vatandaşların bugün bankamatik ekranlarından satın alacağı gram veya sarrafiye altınlarını yarın nakde çevirmek istediklerinde adresin yine geleneksel kuyumcu dükkanları olacağına vurgu yapılıyor. Böyle bir senaryoda ürünün ayar kontrolü, ekspertiz işlemleri ve olası sahtecilik incelemeleri tamamen kuyumcu esnafının sırtına bir sorumluluk olarak yüklenecek.
Maddi kazancın ve ticari kârın bankacılık sektörüne aktarılırken, işin teknik riskinin ve tüm uzmanlık gerektiren sorumluluğunun kuyumculara bırakılması sektör içinde kabul edilemez bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Uzmanlık gerektiren altın ekspertizi ve güvenlik adımlarının esnafın omuzlarına yıkılması, piyasadaki dengelerin iyice bozulmasına zemin hazırlıyor.
TİCARET BAKANLIĞINA ÇAĞRI: KUYUMCULUK MESLEĞİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR
Yaşanan mağduriyetlerin önüne geçilmesi ve piyasadaki taşların yerine oturması için kamu otoritesine açık bir çağrıda bulunuldu. Başta Ticaret Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm devlet kurumlarının bu uygulamayı acilen masaya yatırması ve sektörü koruyacak adil bir düzenleme yapması talep ediliyor. Sektör temsilcileri, kuyumculuk zanaatının sadece soğuk bir ATM ekranına ya da bir makineye sığdırılamayacak kadar köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirtiyor.
Ahilik kültürünün ve geleneksel ticaretin temsilcisi olan kuyumculuğun güven, emek ve ustalık ilkeleri üzerine inşa edildiğini hatırlatan Tahir Azman, mesleğin sahipsiz olmadığını ve haklarını her platformda savunmaya devam edeceklerini dile getirdi. Haksız rekabetin önlenmesi ve piyasa dengesinin yeniden kurulması adına atılacak adımlar tüm sektör bileşenleri tarafından merakla bekleniyor.



