2. Dünya savaşı sonu, önceki yazımda da konu ettiğim gibi Sovyet Sosyalist Devletler Birliği Avrupa'nın ortasına kadar inerek Almanya'nın yarısı, Polonya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan'ı işgal ederek Avrupa devletlerine hem hudut olmuştu.

Rusya bununla da kalmak istemiyordu. Gerek komünizm yolu gerekse silahları ile daha ilerilere gitmek amaç ve azminde idi.

***

Bu güce karşı kurulan NATO 'ya alınmayan Türkiye'yi yalnız gören Rus devleti, 1945 de yapılan sulh anlaşmasını tek taraflı bozmuş, bizden Boğazlarda söz sahibi olma yanında, Kars, Ardahan, Artvin gibi Doğu illerimizin kendi hudutları içine verilmesi talebi ile karşı karşıya bırakmıştı!

***

NATO askeri kuruluşuna bizde girmek istemiştik ama maalesef alınmamıştık. Ancak bu arada Kore savaşı oluşmuştu.

Ne garip tecelli ki Irak savaşında ki gibi askerî varlığını gösteremeyen Amerika bu gün olduğu gibi o günlerde de Türk askerî gücünden istifade etmek istemiş ve  "İşte Kore'ye Asker gönder NATO'ya gir" teklifi üzerine çiçeği burnunda yeni hükümet, seçme baba yiğit 5083 genç askerimizi göndermişti.

***

Türk Tugay'ı Kore de arka planda vazife alırken, Amerika dolayısı ile Birleşmiş Milletler askerleri cephede bir kuvvet gösteremeyip ikide bir dağılıp kaçınca!..

Bizim kahraman askerlerimiz onların bırakıp kaçtıkları yerleri alıvermekte idi.

Bunu gören Amerikalılar, Türk Birliğini ön plana çıkartarak Kunuri mevkiinde yapılacak savaşın ön ilerleme kısmında vazifelendirmiş oldular.

Bu, tarihe geçen Türk askerinin yeni bir kahramanlığı ve buradaki Amerikalıların kalleşcesine silahlarını bile bırakıp kaçarken birliğimizle temas kurmamalarıyla verdiğimiz zayiat olayının detayını gelin anlatımlardan okuyalım.

          ***

BM'nin savaş çağrısına olumlu cevap veren Türkiye, Birleşmiş Milletler Kuvvetleri'ne bir tugay ile katıldı. Kurtuluş Savaşı'ndan beri savaş alanlarına girmemiş olan Türk askeri, Kore Savaşı'nda destan denebilecek kahramanlık örnekleri verdi. Bu savaş Türkiye'nin 1952 yılında NATO'ya alınması kararında etkili oldu.

***

27 Kasım 1950 tarihinde düşmanla ilk teması sağlayan Türk Tugay'ı savaşın sona erdiği 27 Temmuz 1953 tarihine kadar; savaş azim ve iradesini koruyarak, Kore Savaşının her safhasında her türlü muharebe harekâtına katılmış üzerine düşen tüm görevleri en iyi şekilde yerine getirmiş oldu.

Türk Tugayı'nın icra ettiği muharebelerden; Kunuri, Kumyangjang-Ni, Seul Savunması ve Vegas çatışmaları savaşın kaderini değiştiren önemli savaşlar oluşturdu!

Kore'de daha bir aylık iken Tugayımız, çok üstün sayıdaki K. Çin kuvvetlerinin baskın şeklinde ki saldırısına karşı koyamayıp ricat (geri çekilme) yapan BM Kuvvetlerinin yan ve gerilerini korumuş, düşmanı oyalayarak bu kuvvetlerin emniyetli bir şekilde geri çekilmelerini sağlarken onların kuşatılıp imha edilmelerini önledi.

Önlemişti ama daha gerilerdeki BM ve Amerikan Birliklerinin haber veremeden geri çekilmeleri ile yardıma gelen Türk birliği Çinlilerin çemberi içinde kaldı.

Çemberde kalmanın ikinci bir işlemi de Türk Askerinin tarihi bütün savaşlarında olduğu gibi burada da ricat işlemi yapmaması olmaktadır.

İki bin askerimizin kuşatıldığı ve hiçbir yerden yardım imkânı bulunmayan bu savaşın yeri "Kunuri" mevkii olmaktadır.

Türk Tugay'ı kendisini çepeçevre kuşatan düşman çemberini "Ya Allah" diyerek süngü ile on bini aşkın Çinlilere karşı savaşmış, çok zayiat vermesine rağmen imhadan kurtulmayı başarmıştır.

Bu cansiperane savaşta Tugay'ımızın buradaki askeri 767 Subay, Astsubay ve Er'dir. Bunların 218 şehit, 455 yaralı ve 94 kayıp olmak üzere zayiat vermiştir.

Amerikalılar Türk Tugay'ının bu savaşını Kore'de yapılan "En kanlı piyade muharebesi" olarak tanımlamışlardır.

Ölü olarak ele geçirilen Çinli bir askerin üzerinde, Kunuri'de şehit düşen bir çavuşumuza ait not defteri bulunmuştu.

Kunuri savaşı sonrası yapılan diğer bir savaşta bu ve diğer Kunuri şehitlerimizin intikamı olarak Kunuri'de bize fazla kayıp verdiren K. Çin 38 inci Ordu'nun 150 inci Tümen'i Türk askeri karşılaşmıştı.

***

Bu karşılaşma, Türk Tugayı'nın bütün personelinde öç alma hınç ve azmini yaratmış, buradaki savaşta kazandığı zafer ile Türk Tugay'ı Kore'de ikinci kez düşmanı mağlup ederek savaşın yönünü BM lehine değiştirmiştir.

BM Kuvvetleri de Kore'yi terk etme kararını değiştirerek savaşa devam kararı almıştır.

***

Bu zafer üzerine; Amerikan Kongresince, Türk Tugayına "Mümtaz Birlik Madalyası ve Beratı" verilmiştir. Madalya beratında, "Türk Tugay'ının bütün zorluklara karşı, olağan üstü cesaret ve kahramanlık göstererek Birleşmiş Milletler Ordusunu kurtardığı ve parlak sonuçlar elde ettiği"  ifade edilmektedir. Bu madalya, ABD tarafından yabancı bir devletin ordusuna verilen ilk madalyadır. Tugayımız Kore Cumhurbaşkanlığınca da  "Cumhurbaşkanlığı Birlik Nişanı"  ile taltif edilmiştir.

Ayrıca bu zaferin anısına Kore Hükümeti tarafından savaşın yapıldığı alanın en yüksek tepesine "Türk Zafer Anıtı" dikilmiştir.

***

NATO'ya Kabul

24 Eylül 1951 tarihinde Ottova'da toplanan Kuzey Atlantik Paktı Konseyi'ne dâhil olan 12 devlet temsilcileri, Türkiye'nin üye olması için tavsiye eden kararı, ittifakla onayladılar. Böylece Türkiye "NATO" yani Kuzey Atlantik Paktı üyesi oldu

***

Başbakan Adnan Menderes, memnuniyetini belirterek  "Bu müspet gelişme, hükümetimizin takip etmekte olduğu ve milli bir politika olarak umumi efkârımız ve kuvvetle desteklemektedir. Sonuca barışçı ve azimli siyasetin tabii bir neticesi olarak bakmak doğru olur."

Muhalefet de bile değişim olmuştu bu günlerin aksine!..

Kore'ye asker göndermenin karşısında olan o günleri muhalefet partisi CHP'nin Genel Başkanı İsmet İnönü, bugünkü Başkan'ın aksine takdirini esirgemiyordu..

"Bundan sonra dünya sulhu bakımından vazifelerimiz de artmış bulunuyor. Eşit haklarla, milletimizin kendisine teveccüh edecek vazifeyi en iyi şekilde ifa edeceğine şüphe yoktur." 

***

Hoşça kalınız.