"Onlar, seni yurdundan çıkarmak için neredeyse sana dünyayı dar etmişlerdi. Ama senden sonra kendileri de fazla kalamayacaklar! Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın." (İsrâ 76-77)

Koca dünya, bir avuç Müslümana dar getirildi. O tıpkı Ashab-ı Uhdud gibi, suçları; Aziz ve Hamid Allah'a inanmak olan ve Rablerinin kutsalı Kudüs'ü, hoyrat ellere bırakmamak için sadece Allah'a dayanan yiğit millet giderse, zalimler de çok kalacaklarını sanmasınlar! diyor yaratan. Merhamet ve cesaretin cisme büründüğü , nurun zulmeti boğduğu, put(laştırılan)ların patır patır yerlere serildiği, kalplerin yumuşayıp fevc fevc İslama aktığı, ne şâhitli ( şehitli) bir zaman. Daha önce görüş bu kadar berrak olmamış, Hakk-bâtıl bu kadar keskin ayrılmamıştı. Allah ne muazzam bir kapı araladı.İnsan, seçimleri sayesinde eşrefi mahlukat ya da esfeli safilin olur zaten. (Toplumlar da). Bu ikircikli durum, bizim yaratılışımızın gereği. Nihai karar da bu tercihimize göre verilecek ebedi hayat için. Oysa, biz zulmü durdurmak yerine, kısacık dünya hayatında bir göz açıp kapamak kadar daha kalabilmeyi mi tercih ettik?

  Ebû Ubeyde: "Vallahi en iyilerimiz en önce şehit oldu." diyordu. Belkide merhametli Rabb, onları kendi davasına sarılmış halde içimizden seçip-çekip alıyor. Yangın her tarafı sarmış, evine sıçramışken, ev ahalisini ve değerlilerini hızlıca alıp çıkmak gibi. Ateşin hakkını bırakıp, kendi hakkına-halkına sahip çıkmak gibi. İnsanlığın da en iyisi bu bir avuç gidince, etiketi Müslüman da olsa kimse daha fazla kalamayacak bu arzda! Kızıl deniz'in çorak patikasından öbür yakaya ulaşan Musa'nın kavmi ile Firavn ve avanesi arasındaki kurtulma-boğulma mesafesi kadar bir ara.

Gazze'yi sürüp çıkarsalar, Filistin'de kalamayacaklardı, hüküm böyle! Katlediyorlar asla kalamayacaklar. Romantikleştiğim ya da abarttığım sanılabilir. Herşeyden öte, imanım.;bu gerçek. Bu Allah'ın sünneti. Zalim toplumlar için koyduğu kanunu. Allah'ın kanununda değişiklik olmaz. Bütüncül bir okuma bu sonuca ulaştırıyor.

Onlar şereflice gidiyorlar, geri kalan esir devletler (esir oğulları / İsrâiloğulları) ölümlerden ölüm beyenmek zorunda kalacak. Kesada uğramasından korktukları ticaretleri, Allah'tan, Rasülü'nden ve Allah yolunda cihatdan sevimli geldi. Allah’ın haklarında hükmü gelene kadar, küresel canavarların önünde dizilip azap sırası bekleyecekler. Ama bu tarihi dönemeçde, bu haklı davaya omuz vermeye dönerlerse, Rabbimiz de küresel düzenin tuzaklarını boşa çıkaracak. ("... Siz dönerseniz, biz de döneriz...İsrâ - 8)

[Ey iman edenler! Sizden olmayan kişileri dost- sırdaş edinmeyin. Onlar sizi yoldan çıkarmak ve size kötülük etmekten asla geri durmazlar ve sizi sıkıntıda görmekten hoşlanırlar. Şiddetli öfkeleri ağızlarından dökülmektedir. Kalplerinde sakladıkları ise daha da kötüdür. Biz bunlarla ilgili bu işaretleri aklınızı kullanırsanız size açıkladık. (Âl-i imran 118)]

 B. Gates; "Yakın gelecekte, çok yüksek tıbbi maliyetler sebebiyle, hasta ve sağlıksız insanların hayatına son vermek için ölüm konisyonlarına ihtiyaç duyulacak" diyor. Yeni salgınlardan, cesetleri sıvılaştırmaktan söz ediyorlar. Uçaklarla saldıkları kimyasal gazlarla, Atmosferin ve canlıların dengesini bozuyor, yağmur bulutlarını parçalıyorlar. Dengesi bozulmuş tabiat kuraklık ya da sel hediye ediyor. Depremler, tarihde görülmemiş büyüklükte. Akla gelebilecek herşeyin genleriyle oynuyorlar, her türlü sapıklığı yaydıkça yayıyorlar, eğitim adı altında nesilleri tepkisiz robotlara dönüştürüyorlar... Bunlar ağızlarından tavşanlar ve yaşananlar. Daha söylemedikleri neler neler! Bilirsiniz, komplo teorisi denen şeyler. Hiçbirinin komplo olmadığını, ne kadar acımasız olabileceklerini Filistin kadrajından görüyoruz. İyiler önden gidince, nasıl öleceğimizi bilemeyeceğiz.

Bunca görüp duyarken, insanlığın geleceği, "Murabıt yiğitlerin kalmasına ve davalarının 'gerçekten' 'davamız' olmasına bağlı.  Allah son bir fırsat çıkarıyor önümüze. Kim dünya ve ahiret şerefine talip olacak, kim yere çakılıp kalacak. Bu son tren. İslamiyet ile deccaliyet arasında tercih yapması gerekiyor insanlığın.

Türkiye'de Demokratik siyasete destek vermekle, İslama hizmet ettiğini sanan kardeşler! Kafa karışıklığı yaşıyorsunuz. Demokratik siyasette vatandaşın görevi, oy vermekle bitmez. Tercihinizin sonucunu kovuşturursunuz. 'One Munite' deme hakkınız vardır. Laik-demokratik sistem içerisinde biat ve itaat kültürünü yaşatmaya çalışıyorsunuz. O düzen biteli bir asır oldu. Bu sistem: 'vardır bir hikmet' teslimiyetini çıtır çıtır çitler. Eleştiriyle çalışır ve belki! iyileşir. Korkmayın! eceli geldiyse toprağı bol olsun. Allah bizden sadece kendine teslim olmamızı istiyor! unuttunuz mu?

Ve İşin şurasına gelelim: Türkiye hilafetin ilgâsıyla kaybettiği imamete, direnişe omuz vererek bu haliyle tekrar aday olur mu, yoksa liderlik maskesiyle küresel sisteme payanda olmaya devam mı eder?

Teslim etmek gerek. Az şey değildi bütün dünyaya, 'Hamas terörist' dedirtilirken, "Hamas terörist değil!" diyebilmek. İsrail'e (terör) 'örgüt' (ü)! diyebilmek. Gelgör ki, İcraatta, hiç de terörist değilmiş gibi, ilişkileri devam ettirmek, kırmızı çizgiler! i çiğneyip geçmek, 'mazlumların hamisi' rozetini söküp atmak, binlerce çocuğu bombalarla aydınlanan gecelerde 'bir gece ansızın' umutlarıyla gözü açık gömmek...

 Hangisi samimi olan söyleyin Allah aşkına? Söylemler mi, eylemler mi? Hıçkırıklarda boğulan ve çocuklarıyla neşelenmeye artık utanan bir ben değilim, biliyorum.

Selam ile...