Doğu Akdeniz ve Ege’de barışçıl bir diyalog zeminini zorlaştıran Atina yönetimi, Türkiye karşıtı söylemlerine bir yenisini daha ekledi. Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis’in bir televizyon kanalında yaptığı açıklamalar, uluslararası diplomasi nezaketini hiçe sayan ve doğrudan Türkiye’nin sabrını sınayan küstah ifadelerle doluydu. Kendi iç kamuoyuna şirin görünme çabasıyla yapılan bu açıklamalar, bölgesel gerçekliklerden ne kadar uzak olunduğunu bir kez daha ortaya koydu.

SAHADA KARŞILIK SÖYLEMİ VE İTTİFAK HUSUSUTI

Boşanma ve nafaka sisteminde yeni dönem Ekim ayında başlıyor
Boşanma ve nafaka sisteminde yeni dönem Ekim ayında başlıyor
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin meşru haklarını ve kararlı tutumunu görmezden gelen Gerapetritis, olası bir kriz durumunda "sahada müdahale etmeye hazır olduklarını" iddia etme cüretini gösterdi. Kendince bir güç gösterisi yapmaya çalışan Yunan Bakan, bölgesel ittifaklarını başka ülkelerin taleplerine göre şekillendirmeyeceklerini savunurken İsrail ile yürütülen savunma ve teknoloji işbirliğini öne çıkardı. Avrupa Birliği kurumlarının arkasına saklanarak Türkiye’yi şikayet etmeyi gelenek haline getiren Atina, müttefiklerinden medet umarak kendi çaresizliğini yeniden tescillemiş oldu.

12 MİL HÜLYASI VE CASUS BELLİ GERÇEĞİ

Atina yönetimi, Ege’deki dengeleri altüst edecek tek taraflı hayaller kurmaktan vazgeçmiyor. Gerapetritis’in karasularını 12 deniz miline çıkarma arzusunu devredilemez bir hak gibi sunması, bölgedeki tarihsel ve hukuki gerçekleri pervasızca çiğneme niyetini gösteriyor. Türkiye’nin bu konuda yıllardır sergilediği tavizsiz duruş ve milli menfaatlerini koruma iradesi ortadayken, Atina’nın zaman çizelgesi veremediği bir hakkı sürekli gündemde tutmaya çalışması içi boş bir tehditten öteye geçememektedir.

DİYALOG MASKESİ ALTINDA DAYATMA ÇABASI

Açıklamalarının bir bölümünde iletişim kanallarının açık tutulması gerektiğini ifade eden Yunan Bakan, Türkiye ile diyaloğu bir zorunluluk olarak niteledi. Ancak aynı nefeste "gri bölgeler" ve adaların silahsızlandırılması gibi hayati meseleleri müzakere dışı ilan ederek barışçıl niyetlerin ne kadar yüzeysel olduğunu kanıtladı. Hem diyalogtan bahsedip hem de egemenlik iddialarını tek taraflı dayatmaya çalışmak, diplomasiden değil ancak uzlaşmazlıktan beslenen bir anlayışın ürünüdür. Türkiye, mavi vatandaki tek bir hakkından bile vazgeçmeyeceğini ve bu tür pervasız çıkışlara sahada ve masada hak ettiği yanıtı vereceğini her fırsatta kanıtlamıştır.

Kaynak: HABER MERKEZİ