Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

"MKYK'dan 49 arkadaşımız bayrağı yeni yol arkadaşlarımıza teslim etti"

Son genişletilmiş il başkaları toplantımızı 24 Ağustos tarihinde büyük kongremizden önce gerçekleştirmiştik. Aradan geçen süre zarfında ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz ve partimiz açısından önemi haiz pek çok kritik gelişmeyi geride bıraktık. Partimizin 4'üncü Olağanüstü Büyük Kongresi'ni 7 Ekim'de AK Parti'ye ve temsil ettiği değerlere yakılır bir şekilde alnımızın akıyla icra ettik. Kongremiz, bir AK Parti klasiği olan süreklilik içinde değişim yönümüzün ne kadar güçlü, halen ne kadar diri olduğunu tekrar göstermiştir.

Ak saçlılarımızın tecrübesiyle, gençlerimizin heyecanını birleştirdiğimiz kongremizde, partimizin yönetim organlarını da belirledik. MKYK üyelerimizden 49 arkadaşımız bayrağı yeni yol arkadaşlarımıza teslim etti. Görevi devreden arkadaşlarımıza, partimize ve davamıza yaptıkları üstün hizmetler dolayısıyla bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Parti kurullarımıza asil ve yedek olarak seçilen tüm arkadaşlarımızı da gönülden tebrik ediyorum.

Kongre sürecimizin öncesinde 3 kademe il başkanlıklarımızın bazılarında çeşitli değişiklikler yaşandı. Bu arkadaşlarımıza da emekleri için teşekkür ediyorum. Yeni görevleriyle toplantılarımıza ilk defa katılan arkadaşlarımıza rabbimden başarılar niyaz ediyorum.

"Milletimizin huzuruna en doğru, en isabetli isimlerle çıkmanın çabasındayız"

Kongremizin ardından 31 Mart seçimleriyle ilgili hazırlıklarımızı çok daha yoğun bir şekilde başlattık. Partimizin öncelikleri çerçevesinde seçim takvimimiz ilerliyor. Temayül yoklamalarımızı Türk siyasetine örnek olacak bir demokrasi ikliminde sizlerin de desteğiyle tamamladık. Yarın kamu görevlilerinin istifa süresi doluyor. Meclis üyeliği için başvuruları 3 Aralık'a kadar alacağız. Süreç kendi mecrasında ilerlerken biz de gündemimizi işletiyoruz. Milletimizin huzuruna en doğru, en isabetli, en gayretli isimlerle çıkmanın çabasındayız. Temayül yoklamalarıyla saha araştırmalarıyla, istişarelerle, görüşmelerle, partimize mahsus diğer yöntemlerle adaylarımızı belirleyeceğiz. Kampanya ekibimiz de çalışmalarına başladı.

"MHP ile görüşmelerimiz karşılıklı anlayış ve saygı ekseninde devam ediyor"

Cumhur İttifakı ortağımız MHP ile görüşmelerimiz olumlu bir mecrada karşılıklı anlayış ve saygı ekseninde devam ediyor. Görevlendirdiğimiz arkadaşlarımız, muhataplarıyla sürekli temas halinde. Biz de dün MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'yi Külliyemizde ağırladık. Kendisiyle oldukça verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Milli irade düşmanlarına karşı 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurulan ittifakımızı, daha da güçlendirerek geleceğe taşıma azmindeyiz. Gayemiz İstanbul ve Ankara başta olmak üzere 5 yıldır hizmetsizlik girdabında boğulan şehirlerimizi gerçek belediyecilik ile tekrar buluşturmaktır. Grup toplantımızda ilan ettiğimiz "Yeniden İstanbul" bu mücadelenin parolalılarından biri olacaktır.

"İstanbul eski günlerini mumla arar hale geldi"

Dünyanın gözbebeği olan İstanbul, CHP zihniyetinin elinde eski günlerini mumla arar hale geldi. Ortaya bir eser koyamadıkları gibi, bizim başlattığımız, belli bir aşamaya getirdiğimiz projeleri bile devam ettiremediler. Eskiyen reklam panolarını yenilemekten başka bir icraatları yok. AK Parti döneminde sakinlerinin yaşamaktan huzur duyduğu aziz İstanbul, ne yazık ki CHP'li iş bilmezlerin yönetimi altında İstanbulluları yoran bir şehir haline dönüştü.

Hepimizin bildiği, kara tren türküsünü şimdi İstanbul halkı her gün söylüyor. Bugün de İstanbullu kardeşlerimiz gözü yolda otobüs bekliyor, metrobüs bekliyor, metro bekliyor. Ama bunların hiçbiri vaktinde gelmiyor. Hadi geç de olsa geldi diyelim bu sefer de bakımsızlıktan dolayı yolda kalıyor.

"Vatandaşa nasıl hizmet edilir bilmiyorlar"

Aynı vahim tablo, diğer tüm CHP'li belediyeler için de geçerlidir. Büyükşehri, ili, ilçesi ve beldesiyle CHP'li belediyelerin alametifarikası vatandaşa nasıl hizmet edilir bilmiyorlar. Niye? Çünkü umurlarında değil. Bunların gündeminde emanetini taşıdıkları insanlara hizmet etmek, esre kazandırmak, milletin sıkıntılarına çözüm üretmek gibi bir dertleri yok. Çok daha kötüsü bunu öğrenmek gibi bir niyetleri de yok. Alışmışlar istismar ve korku siyasetine, alışmışlar tıpış tıpış bize oy vereceksiniz demeye. Bir de bunu utanmadan, sıkılmadan kameralar önünde söylüyorlar.

CHP'li belediye başkanlarının olduğu yerlerde vatandaşımız öyle bir hale gelmiş ki en küçük bir hizmet görse halay çekiyor, davul zurna çaldırıyor. Ne hale düştük. Yani vatandaş neredeyse asfalt döküldü, çöpü toplandı, parkı yapıldı, yoldaki çukur kapatıldı diye kurban kesecek. Hatta kimi yerlerde oy verip seçtikleri belediye başkanlarının şehirlerine geldiğini duyunca 40 yıldır görmediği dostunu görmüş kadar seviniyor.

"Milletimizi bu cendereden hep birlikte kurtaracağız"

Milletimizi inşallah bu cendereden mart ayının sonunda hep birlikte kurtaracağız. Şehirlerimizin bir 5 sene daha kaybetmesine müsaade etmeyeceğiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı yönetiminde olan tüm belediyelerimizi korumakla kalmayacak, Allah'ın izniyle çok daha yüksek oy oranlarıyla tekrar kazanacağız.

"Kabinemiz eser ve hizmet siyasetimizi kesintisiz bir şekilde sürdürüyor"

Kazanmak hem de ezici bir oranla kazanmak dışında hiçbir seçeneğimizin olmadığı bir seçime daha hazırlanıyoruz. Genel merkezimiz ve Meclis grubumuzla önümüzdeki 4 ayın hazırlıklarını tüm boyutlarıyla, en ince ayrıntılarıyla yürütüyoruz. Kabinemiz eser ve hizmet siyasetimizi kesintisiz bir şekilde sürdürüyor. AK Partili belediyeler birçok yerde çeyrek asrı aşan tecrübeleriyle yerel yönetimler alanında adeta bir destan yazıyor. Her bir belediyemizin burada saymaya kalksak saatler sürecek eserleri, doğrudan vatandaşın hayatına dokunan hizmetleri var.

Çevrenin korunmasından dezavantajlı grupların desteklenmesine kadar BM'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini titizlikle gerçekleştiren yerel yönetimler bizim belediyelerimizdir. AK Partili belediyeler iyi uygulama örnekleriyle uluslararası alanlarda diğer yerel yönetimlere de emsal teşkil ediyor.

"46 bin konutun ve köy evinin hak sahiplerine teslimini yapacağız"

Deprem bölgesinden elimizi zaten hiç çekmedik. Kardeş Belediyeler uygulamamız başarılı şekilde yürüyor.

Afetin yıktığı şehirlerimizi ayağa kaldırana kadar durmayacağız. Kurumlarımızın tamamıyla olduğu gibi belediyelerimizle de deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın yanında olmayı sürdüreceğiz. İnşallah aralık ayı boyunca bölge genelinde 46 bin konutun ve köy evinin hak sahiplerine teslimini yapacağız. Böylece ahde vefamızı verdiğimiz sözlerin arkasında olduğumuzu bir kez daha göstereceğiz.

"Muhalefet cenahı her zaman yalan ve iftira silahına sarıldı"

Muhalefet cenahı hizmet yarışında bizimle boy ölçüşemeyeceğini bildiği için her zaman yalan ve iftira silahına sarıldı. Sadece bu kadarla kalsalar hem söylemimizle hem hukuk önünde ağızlarının payını verir yerlerine oturturuz. Ancak siyasi ihtirasları uğruna ülkemizin 1970 ve 1990'lı yıllarda yaşadığı sıkıntıların sebebi olan sosyal fay hatlarını da kaşımaktan çekinmemeleri, bizi milletimizin geleceği adına endişelendiriyor. İnsanımızı sınıflara bölmeye ve bunların arasında astlık üstlük ilişkisi kurmaya kalkan zihniyet, ancak tek parti faşizmi özentisi olabilir. Çünkü bu ülkenin insanları sadece o dönemde böyle bir zillete maruz kalmıştır. Milletimiz Demokrat Parti'yi ve Menderes'i işte bu faşist zihniyeti yerle yeksan eden devrimi başlattığı için hala kalbinin en mutena köşesinde yaşatıyor. Aynı şekilde Özal'ı da bu yolu takip ettiği için adı her geçtiğinde hayırla yad ediyor. AK Parti'nin belediyelerde 30 yıla yaklaşan, hükümette 21 yılı geride bırakan iktidarının gerisindeki sırrı arayanların ilk bakacağı yer de burası olmalıdır.

"Vatandaşlarımızın hükümetten de belediyelerden de beklenti seviyeleri çok değişti"

Bu ülkenin bırakın aynı şehirde yaşayan insanları arasında ayrımcılık yapmayı, doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle, her karış toprağını aynı standartta eser ve hizmetlerle donatan biziz. Eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaştırmadan enerjiye, tarımdan şehirciliğe kadar her alanda yaptığımız tüm eser ve hizmetleri sunduğumuz insanlarımızın hiçbirinin kimliğine bakmadık. Ne vatandaşlarımız ne bölgelerimiz ne şehirlerimiz arasında asla ve asla ayrımcılık yapmadık. Her bir insanımızı bu devletin, bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı olarak gördük. Aksini söyleyen sadece bize değil, bu ülkeye de bühtan ediyor ve yalan söylüyor demektir. Dikkat ederseniz 20-30 yıl öncesiyle mukayese ettiğimizde artık vatandaşlarımızın hükümetten de belediyelerden de beklenti seviyeleri çok değişti. Sadece iş, sadece aş, sadece eğitim, sadece sağlık, sadece altyapı hizmeti sunmak kimseye yeterli gelmiyor.

"Bizden önce gelenler bunu niye yapmadı?"

İstihdamı 32 milyonun üzerine çıkarmış, eğitimi anasınıfından üniversitesine her aşamasına herkes için erişilebilir kılmış, sağlıkta dünya çapında bir sistem kurmuş, ulaşım başta olmak üzere altyapısını baştan sona yenilemiş bir ülkede, insanların böyle bir hissiyata kapılmasını elbette tabii karşılamamız lazım. Bunlar, hükümetin zaten yapması gereken asgari hizmetler olarak görülüyor. Sorduğunuz zaman göreviniz, tabii ki yapacaksınız diyorlar. Peki bundan önce gelenler, bizden önce gelenler bunları niye yapmadı?

"Türkiye Yüzyılı işte bu hedefin adıdır"

Gençler başta olmak üzere vatandaşımızın hükümetimizden beklentisi daha yüksek standartlarda bir hayat seviyesini kendisine sağlamasıdır. Türkiye Yüzyılı işte bu hedefin adıdır. Aynı durum belediye hizmetleri için de geçerlidir. Her ne kadar CHP'li belediyeler henüz klasik belediyecilik hizmetlerini vermeyi beceremese de AK Parti olarak bizim vizyonumuz çok ama çok farklıdır. Hem partimizin genel merkez birimlerinin hem ilgili Bakanlıklarımızın bu doğrultuda çok önemli hazırlıkları var. İnşallah 31 Mart seçimleri kampanyası sürecinde bu hazırlıkları milletimizle paylaşarak AK Parti'nin farkını bir kez daha göstereceğiz.

Tüm bunları söylerken insanımızın günlük hayatında yaşadığı sıkıntıları görmezden geliyor, inkar ediyor değiliz.

"Ne yapılması gerekiyorsa onu yerine getirmekten çekinmedik"

Türkiye'nin yaklaşık 10 yıldır siyasetten güvenliğe ve ekonomiye kadar her alanda sinsi ve kasıtlı bir saldırı altında olduğunu kimse reddedemez. Sokakları karıştırmaktan darbe girişimine, ekonomik tuzaklardan siyaset mühendisliklerine kadar yaşamadığımız hadise kalmadı. Hamdolsun milletimizle birlikte bu badirelerin hepsini de göğüslemeyi ve yıkılmadan ayakta kalmayı başardık.

Küresel düzeyde COVID-19 salgınıyla başlayan ve Rusya-Ukrayna savaşıyla derinleşen bir krizin olumsuz etkileriyle boğuşuyoruz. Biliyorsunuz bu süreçte yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı bir yaklaşımla hareket ettik. Her kesimden insanımızın bu küresel tsunamiden en az düzeyde etkilenmesini teminen tüm kaynaklarımızı hayata geçirdik. Hayat pahalılığının bilhassa dar gelirli insanımızın refah seviyesinde yol açtığı gerilemeyi telafi etmek için pek çok mekanizma kurduk. Yeri geldiğinde kendimizi zorlama pahasına ne yapılması gerekiyorsa onu yerine getirmekten çekinmedik.

"Ekonomimizi enflasyon belasından kurtaracak programları uyguluyoruz"

Kasapoğlu: “Bizim ayrılığa, gayrılığa tahammülümüz yok” Kasapoğlu: “Bizim ayrılığa, gayrılığa tahammülümüz yok”

Dün grup toplantımızda enerjiden emekli maaşlarına, aile ve gençlik fonundan ihracatçılarımıza yönelik teşviklere kadar geniş bir yelpazede verdiğimiz desteklerin icmalini çıkardık. Ancak ekonomide dengeleri tekrar kurmanın vakit aldığı bir gerçektir. Bunun için sabırla ve kararlılıkla istihdam ve yatırım odağını kaybetmeden ekonomimizi enflasyon belasından kurtaracak programları uyguluyoruz. Türkiye'nin kazanımlarını korumak, kayıplarını telafi etmek, bu hedeflerden kopmamasını sağlamak, bu önceliklerimizin en başında yer almaktadır. Bölgemizin ve dünyanın güvenlikten ekonomiye her alanda adeta kaynadığı bir dönemde ülkemizin en büyük gücü güven ve istikrar iklimini muhafaza etmesidir. Mayıs ayındaki Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçiminde bu hakikati milletimize anlattık, ikna ettik ve desteğini aldık.

"Hiçbir unsurun aday belirleme ve seçim kampanyası çalışmalarını zehirlemesine izin vermeyiz"

28 Mayıs'tan beri yaşananlar hem bizim ne kadar haklı olduğumuzu hem de milletimizin ne kadar büyük bir badire atlattığını defalarca ispat etti. Önümüzdeki belediye başkanlığı seçiminde de yapacağımız işte budur. Hükümette sağladığımız istikrarı, muhalefetin elinde bizar olan belediyelere de teşmil ederek şehirlerimizin kalkınmasını hızlandırmak istediğimizi herkese anlatacağız.

Yolunu, kaldırımını, asfaltını, çöpünü, kanalizasyonunu, arıtmasını çözememiş muhalefet belediyelerinin karşısına Türkiye Yüzyılı Belediyeciliği ile çıkacağız. Kendi belediyelerimizde de bu vizyona ayak uyduramayan arkadaşlarımız varsa bayrak yarışı yaklaşımıyla yeni isimlerle çıtayı yükselteceğiz. Hep söylediğimiz gibi bu partide şahsım dahil hiç kimse layüsel değildir. İstisnasız her bir arkadaşımız ülkemize, milletimize, şehrine ve partimize verdiği hizmet ölçüsünde değer sahibidir. Belediye başkan adaylarımızın bu anlayışla belirlemek boynumuzun borcudur. Bireysel siyasi hesaplardan hatır ve gönül ilişkilerine kadar bu yaklaşıma aykırı hiçbir unsurun aday belirleme ve seçim kampanyası çalışmalarını zehirlemesine izin veremeyiz.

"Diğer partilerde ortaya çıkan rezillikler, AK Parti'nin kapısından içeri giremez"

Genel merkezimizden, Meclis grubumuzdan, teşkilatlarımızdan beklentim, 31 Mart seçimleri sürecine bu ilkeler çerçevesinde yaklaşmalarıdır. Aksi takdirde milletimizin karşısında hep birlikte boynumuz eğik kalırız. Hep birlikte boynumuz inanın eğik kalır ve nasıl oldu da biz bu duruma düştük deriz. Onun için kararlı olacağız. Böyle bir vebalin altından hiçbirimiz kalkamayız. Diğer partilerde kimi maddi, kimi ahlaki, kimi şahsi dalaverelerle ortaya çıkan rezillikler, AK Parti'nin kapısından içeri giremez.

Bunun için hep birlikte partimize ve partimizin kuruluş ilkelerine dört elle sarılmamız gerekiyor. Belediyelerde ve hükümette geçen uzun iktidar yıllarının bizi bozmadığını, tam tersine tecrübeyle olgunlaştırdığını milletimize göstereceğiz.

"Amacımız 1393 belediyenin tamamına yakınını kazanmaktır"

İnşallah amacımız 31 Mart'ta, 30'u büyükşehir, 51'i il, 922'si ilçe ve 390'ı belde olmak üzere ülkemizdeki 1393 belediyenin tamamına yakınını AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak kazanmaktır. Bu hedef doğrultusunda sen, ben yok, biz varız. Seçim sonuçları belli olana kadar gece gündüz demeden çalışmaya var mıyız? En küçük bir rehavete, aksaklığa, eksikliğe, dağınıklığa, zaafa, fitneye izin vermeden neticeye ulaşacağız. Hedef bu. Kim sabrederse zafere erişir. Sorumluluk alanlarımız içinde hiçbir boşluk bırakmayacağız. Vatandaşımız neredeyse orada olmak bizim boynumuzun borcudur. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Sizlere güveniyorum, sizlere inanıyorum, hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.