Ne zaman Alibeyhüyüğü’ne veya İçeri Çumra’ya gitsem içim cız eder. Sırçalı Hüyük üzeri Aliybeyhüyüğü’ne giderken muhtemelen beş altı yüz yıllık ünlü Alibeyhüyüğü Bahçelerinde toplulaştırma adı altında bütün ağaçlar söküldü, kesildi ve ağaçsız boş tarlalara dönüştürüldü.

Aynı şekilde Sırçalıhüyük İçeri Çumra arasında bahçeler de aynı toplulaştırma akıbetine uğradı. Minare gibi kavaklar, meyve bahçelerinin yerinde yeller esiyor. Dana Hüyüğü falan varmış hepsi ortaya çıktı. Çumra’dan Alibeyhüyüğü’nün evleri görünmeye başladı. Öte yanda İçeri Çumra’da da aynı görünüm var.

Karkın, Kavaklıköy arasındaki bahçeler aynı akıbete uğradılar. Bunun yanında diğer ova köylerinde aynı değişen bir şey toplulaştırma olan yerlerde tarlalarda bahçelerde ağaçlar hep kesildi.

Asırlardır bahçe olan bu araziler toplulaştırma dışı bırakılamaz mıydı? Diye soru aklıma geliyor. Kendim soruyor ve cevap bulamıyorum.

Son yirmi beş yıldır Recep Konuk Başkan sadece Çumra ve köylerinin yanında bütün Konya Ovasında milyonlarca ağacı toprakla buluştururken. Diğer yandan toplulaştırma adı altında asırlar öncesinden ecdat yadigârı bahçelerin yerinde yeller esiyor.

Cenabı Allah’ın izni keremi ile ve Konya Şeker marifetiyle Recep Konuk Başkanın Türkiye nüfusu kadar ağacı toprakla buluşturması ile teselli oluyoruz.

*

Bunun yanında geçtiğimiz günlerde doğup büyüdüğüm ve çocukluğumun geçtiği Baraj Mahallesine ziyaretim sırasında taa eski günleri anma durumunda kaldım.

Rakım Çumralının Elma Bahçeleri, Kavaklığı, DSİ Kavaklıkları, koruluklarının yanında Taşkentli Faik Yüceaktaş Amcanın Bahçesi vardı.

Pazar günü torunumu Şarıldak Parkına götürdüm. Postalcık Regülatörü, Baraka yanında oyun grubunda oynarken ben de eski Demir köprü Şarıldak arasına yürüdüm.

Şarıldak’tan rahmetli Taşkentli Faik Yüceaktaş Amcanın Elma Bahçesini aradı gözlerim ancak, meyve bahçelerinin tıpkı Alibeyhüyüğü ve İçeri Çumra’da olduğu gibi yerinde yeller esiyordu.

Çarşamba Çayı kıyısında üç ceviz ağacından başka meyve ağacı kalmamış.

Ceviz ağaçları yanında çeşit çeşit üzüm bağları, çeşit çeşit elma, armut, kaysı, şeftali, ayva, kiraz, vişne, badem ağaçlarından hiç biri kalmamış hepsi sökülmüş.

Çocukluğumuzda mevsimi gereğince sırasıyla mahallenin bütün çocukları olarak Faik Amcanın bahçesinin meyvelerinden tatma imkânımız olmuştu. Hele hele sulu mayhoşu altın çekirdek elmanın tadı unutulmaz. Erkenci armutlar, şekerpare kaysılar, Taşkent’ten getirdiğini söylediği kirazlar hepsi yok olmuş bom boş kapkara toprak görünüyor.

Çarşamba Çayı kenarında hala sökülmemiş olan cevizlerin altına Faik Amca tütün ekerdi. Mahallenin çocukları olarak bu tütünün yapraklarından yolar Kocatepe’de kurutur ve gazete kâğıdına sararak içerdik. Nasıl içimse gözümüzden yaş salya sümük boğulacak hale gelirdik.

İlkbaharla birlikte izinli izinsiz Taşkentli Faik Amcanın bahçesini ziyaret ederdik. Kaysılar, bademler çağla halinde ile yolduğumuz olurdu. Faik Amca ve hanınım Ayış Teyze bize kızar;

---- Çocuklar meyveler olgunlaşsın o zaman öyle yolun. Daha yeni yeni ilaçlandı. Zehirlenseniz neye yarayacak? Hanımı Ayış Teyze bizi çağırır yoğurt yedirir. Sonrasında da ayran içirirdi.

Güz geldi mi meyve toplandığında Taşkentli Faik Amca ve hanımı Ayış Teyze bizi çağırır hem toplamaya yardım eder hem de doyasıya meyvelerden yerdik.

Çarşamba Çayı kenarında meyve bahçesi, sebze eker, ahırında sığırları, yonca, ekin, pancar, fasulye ektiği tarlaları da vardı. Biz Taşkentli Koca Faik Yüceaktaş Ustanın Çiftliği derdik.

Geceleri gündüzler yoktu her daim çalışırlardı. Ayrıca Faik Amca inşaat ustalığı da yaptığını biliyorum.

Önce Faik Amca vefat etti. Ayış teyze ve diğer eşi ile belli zaman zarfından işleri evlatlıkları Ali Koçak vasıtasıyla götürdüler. Ben Baraj Mahallesinden taşındıktan sonra bu güzelim bağ bahçeler tarlaların düzeni bozulmuş. Ne evde ev kalmış, ne ahırda sığırlar kalmış ne de bahçede meyveler kalmış. Kala kala Çarşamba çayı kıyısında yıllarca cevizini yediğimiz üç ceviz ağacı kalmış. Çok üzüldüm….

Burada başta rahmetli komşumuz çocukluk yıllarımız Taşkentli Koca Faik Yüceaktaş Amcamızı, hanımı Ayış Teyze, kardeşleri Fevzi Yüceaktaş, Ali Yüceaktaş’ı mahallemizden ahirete göçen bütün komşularımızı rahmetle anıyorum.