Konya’nın tarihi ve manevi kimliğinin en önemli sembollerinden biri olan Üçler Mezarlığı, yaklaşık 60 yıldır aralıksız sürdürülen eşsiz bir vefa buluşmasına ve dualara ev sahipliği yapıyor. Şehrin manevi mimarları ve direkleri kabul edilen büyük İslam âlimi Hacı Veyis Efendi ve kendisinin bizzat yetiştirdiği oğlu Hacıveyiszade Mustafa Kurucu Efendi, kabirleri başında her hafta Cuma namazının ardından Konyalılar ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçiler tarafından rahmet ve minnetle yad ediliyor. Kadın, erkek, yaşlı, genç ve çocuk demeden onlarca kişinin bir araya geldiği bu manevi atmosferde, hem tarihi bir bağ korunuyor hem de nesilden nesile aktarılan köklü bir geleneğin devamlılığı sağlanıyor.

TALEBELERİN BAŞLATTIĞI ALTMIŞ YILLIK GELENEK
1964 yılında Hacıveyiszade Mustafa Efendi’nin talebeleri bir araya gelerek, çok sevdikleri hocalarının ve onun mübarek babasının aziz hatıralarını yaşatmak adına her hafta hatim okuma ve Cuma namazı sonrasında kabirleri başında dualarla buluşma kararı aldılar. Talebelerin başlattığı bu anlamlı hatim geleneği 2010 yılına kadar aralıksız şekilde yürütüldü. Bu tarihten itibaren ise görevi Hacı Veyis Camii Eski İmam Hatibi Mehmet Ceviz Hoca üstlendi.

15 yılı aşkın süredir bu hizmeti onurla yürüten Mehmet Ceviz Hoca, kendi hayatını ve geleneğin sürdürülüşünü şu sözlerle anlattı: “1969 yılında Konya’nın Meram ilçesine bağlı Yeşildere köyünde dünyaya geldim. Konya İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra göreve başladım. Görevime ilk olarak Konya’da vekil imam hatip olarak başladım. Ardından Nevşehir’in Gülşehir ilçesine bağlı Tuzköy kasabasında görev yaptım. Konya’ya tayinim çıktıktan sonra ise Hacı Veyis Camii’nde 20 yıl boyunca hizmet verdim; 2004 yılında başladığım bu görevden 2023 yılının ortalarında emekli oldum. Bayrağı devrettiğimiz genç kardeşlerimiz bu hizmeti aynı hassasiyetle sürdürmektedirler.” Her Cuma namazı çıkışında okunan hatimler ve Yasin-i Şerif’ler önce Peygamber Efendimiz’in ruhaniyetine, ardından Hacı Veyis Efendi, Hacıveyiszade Mustafa Efendi, tüm evliyalar, erenler ve salih müminlerin ruhlarına bağışlanıyor. Duanın sonrasında ise ziyaretçilere Konya’nın meşhur ikramı olan lokum ve bisküvi dağıtılarak kardeşlik sohbetleri gerçekleştiriliyor.

(Hacı Veyis Efendi'nin kabri)
ŞEHRİN MANEVİ TEMELİ: HACI VEYİS EFENDİ VE İLMİ MİRASI
1858 yılında Konya’nın Karatay ilçesine bağlı Yarma bucağının Şatır köyünde doğan Hacı Veyis Efendi, ilk eğitimini Sedirler Sıbyan Mektebinde tamamladıktan sonra dönemin seçkin alimlerinden dersler alarak yetişti. 1904 yılından itibaren Konya Adliye Medresesi’nde müderrislik ve idarecilik yapan Hacı Veyis Efendi, hayatını tamamen talebe okutmaya ve ilme adadı. Cumhuriyetin ilk yıllarında medreselerin kapatılmasının ardından Dolav Camii’nde imam-hatiplik görevine geçen müderris, din eğitiminin zorlaştığı dönemlerde büyük bir fedakarlıkla gizli yollardan Kur'an-ı Kerim dersleri vermeye devam etti. Yaklaşık 25 yıl boyunca hiçbir maddi ücret talep etmeden imamlık yapan Hacı Veyis Efendi, 1935 yılının Aralık ayında vefat etmesinin ardından Üçler Mezarlığı'na defnedildi.

Hacı Veyis Efendi’nin derin ilmine ve şefkat dolu mizaç yapısına dikkat çeken Mehmet Ceviz Hoca, şu değerlendirmeleri aktardı: “Hacı Veyis Efendi ve Hacıveyiszade Mustafa Efendi, Konya’mızın manevi mimarları, manevi direkleridir. Baba-oğul olan bu mümtaz şahsiyetlerin manevi değerleri çok yüksektir ve Konyalıların onlara olan sevgisi hâlâ ilk günkü gibi devam etmektedir. Şehrimizin yerlileri olsun, dışarıdan gelen ziyaretçiler olsun, kabirlerini büyük bir hürmetle ziyaret etmektedirler. Rabbim onlara öyle güzel bir iz bıraktırmıştır ki manevi ruhanîyetlerine duyulan sevgi hiç azalmamıştır... Örneğin, mübadele döneminde doğu illerinden gelen kardeşlerimize Hacı Veyis Efendi büyük bir şefkatle sahip çıkmış, onları yedirip içirmiş ve barınmalarına yardımcı olmuştur. Bu yüzden özellikle o bölgeden gelen vatandaşlarımızın Hacı Veyis Camii’ne ve manevi iklimine olan bağlılığı çok daha derindir. Hacı Veyis Efendi, dönemin büyük müderrislerinden, medrese profesörlerinin başındaki isimlerdendir ve çok derin bir alimdir.”

(Hacıveyiszade Mustafa Efendi'nin kabri)
TALEBELERİNİ ESERİ KABUL EDEN BİR ADANMIŞLIK: HACIVEYİSZADE MUSTAFA EFENDİ
1887 yılında Konya’nın Sedirler Mahallesi’nde dünyaya gelen Hacıveyiszade Mustafa Efendi (Mustafa Kurucu), ilk eğitimini babasından alarak küçük yaşta hafız oldu. Bekir Sâmi Paşa Medresesi’ne girerek icazet alan Mustafa Efendi, dini ilimlerin yanında matematik, kozmografya, miras hukuku (feraiz) ve Fransızca gibi müspet ilimleri tahsil edip Hristiyan din görevlileriyle fikri tartışmalar yapabilmek adına kısa sürede İngilizce öğrendi. Islah-ı Medâris-i İslâmiyye’de müderrislik yapan, Birinci Dünya Savaşı sonrası hizmetlerini camilere taşıyarak Pîrî Mehmed Paşa, Kapu ve Aziziye camilerinde imam-hatiplik yürüten Mustafa Efendi, Türkiye’de İmam-Hatip Okulları'nın yeniden açılması sürecinde de sürükleyici bir rol oynadı. Konya İmam-Hatip Okulu’nda 7 yıl boyunca maaş almayı reddederek dersleri Allah rızası için okuttu.

Hiçbir siyasi gruplaşmaya girmeyen, cebindeki parayı ve kıyafetini muhtaçlara veren cömertliğiyle tanınan Hacıveyiszade, yazılı eser bırakmama sebebini soranlara “Benim eserlerim, yetiştirdiğim talebelerimdir” yanıtını verdi. Şeker hastalığı sebebiyle 5 Şubat 1960 tarihinde soğuk bir kış günü vefat ettiğinde, Konya halkı cenazesine akın ederek öğle namazında Kapu Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından aşırı kalabalıktan dolayı defin işlemi ikindiye kadar sürdü. 30-40 bin kişinin katıldığı bu tören Konya tarihinin en kalabalık cenazelerinden biri olarak kayıtlara geçti.

BABASI HAKKINDA GERÇEKTEN BÖYLE BİR VASİYETİ VAR MI?
Hacı Veyis Camii’nin tarihi geçmişine değinen Mehmet Ceviz Hoca, ibadethanenin isim sürecini şu sözlerle anlattı: “Hacı Veyis Camii'nin bulunduğu mahalle 'Dolav' olarak anıldığı için, 1950 yılına kadar bu ibadethane halk arasında 'Dolav Camisi' diye bilinirdi. Hacı Veyis Efendi ve oğlu Hacıveyiszade bu camiye çok büyük hizmetler ettikleri için 1950 yılında onlara duyulan saygının bir ifadesi olarak caminin adı Hacı Veyis Camisi olarak değiştirilmiştir. 1990'lı yıllarda yeni külliye yapıldığında ise Hacıveyiszade ismi verilmiştir.”

Öte yandan halk arasında bilinen vasiyet konusuna açıklık getiren Ceviz, kabir ziyaretlerindeki edep anlayışını şu ifadelerle dile getirdi: “Hacıveyiszade Efendi’nin vefatından önce 'Kabrimi ziyarete gelecek olanlar önce beni değil, babamı ziyaret etsinler, ondan sonra bana Fatiha göndersinler' şeklinde bir vasiyette bulunup bulunmadığı konusu tamamen geleneksel bir hürmet ifadesidir. Resmi kayıtlarda veya yazılı kaynaklarda böyle kesin bir cümle yer almamaktadır. Bu durum tamamen evladın babasına duyduğu derin saygının ve 'Büyük olarak önce babamı ziyaret etmeniz daha faziletlidir' anlayışla Türk kültüründe ataya ve hocaya olan hürmetin bir yansımasıdır. Nasıl ki Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin türbesinde Sultan Veled Hazretlerinin kabri oğlunun kabrinden ilme olan hürmetten dolayı biraz daha öndeyse, bu da büyük bir alime ve babaya duyulan edep ve saygının bir tezahürüdür.”




