ŞERH-İ MESNEVİ ÇAĞLAYANINDAN İBRETLER- 29 

 

HER AYRILIĞIN ASLI BULUŞMADIR

 

Sır onu inkâr edenle saklayamayanın kulağına söylenmez.

Hazret-i Nuh kavmini dokuz yüz sene Hakk'a davet etti, kavminin inat ve inkârı arttı. Fakat o ne sustu ne gerçeği söylemekten bir an vazgeçti.

Kervan hiç köpeklerin havlamasıyla yolundan kalır mı?

Herkes huy ve kabiliyetine göre iş ve hizmet görür. Ay ışık saçar, köpekler havlar.

Nuh Nebi'nin kavmi onun hizmetine acı sirke döküyor Hak Teâlâ da lütuf ve iyilikleriyle ona bal şerbeti sunuyordu. O binlere bedel tek bir fertti.

Kuzgunun bağda bağırması bülbülün sesini kesip kısabilir mi?

Hayvan leşi bize pis kokulu ve kötü, ama köpekleretatlı şeker helvası gibidir.

Acılar gönlümüzü yakar, yılanlar zehir saçar ama bal arıları da çiçek çiçek dolaşarak dağlarda balla kovanları doldururlar.

Zerrenin biri yükseklere çıkarken biri baş aşağı iner. Durur gibi görünen her şey hareket halindedir.

Her ayrılığın aslı buluşmadır.

Tertemiz ırmağın suyunu bütünüyle içmenin imkânı yok. Ama susuzluğu giderecek kadar içmemek de olmaz. Mana denizine susamışsan Mesnevi adasından o denize bir arık aç ki ona kavuşasın. Maddî şekiller gün gelir toprak olur, ama mana kaybolmaz.

İyilik arayan insanda kötülükten eser kalmaz.(Mesnevi, c.6,s.1-12)

 

ESKİ KİLİME YENİ HALIYI DEĞİŞME

Adamın biri evinde hırsız gördü. Hırsız kaçtı, adam peşine düştü. Kovalamaca bir hayli sürdü. Ev sahibi kan ter içinde hırsızı yakalayacak duruma gelmişken başka bir hırsız arkasından bağırdı:

-Hey arkadaş geri dön de bela izlerini gör. Çabuk ol, çabuk gel de buranın acıklı haline bak! Dedi.

Hırsızı yakalamak üzere olan ev sahibi peşinden sesleneni duyunca kendi kendine:

-İhtimal ki o tarafta bir hırsız daha var. Çabuk dönmezsem çoluk çocuğuma bir zarar verip hanımıma el uzatabilir. Bu durumda benim bunu yakalamam niye yarar? Şu müslüman iyilikle beni haberdar edip çağırıyor. Hemen dönmezsem pişman olabilirim, deyip kendine iyilik etmek isteyenin sesiyle kaçan hırsız bırakarak geri dönüp geldi. Alnından, şakaklarından ter sızıyordu. Gömleği terden sırsıklam olmuştu. Nefes nefese kendine seslenene sordu:

-Ey iyi kalbli dost, ne oldu, ne var? Ardımdan seni yüksek sesle bağırtan nedir? Deyince adam yerdeki izleri göstererek:

-İşte evine giren hırsızın ayak izleri. Hırsız çalacağını çalıp bu tarafa kaçmış. Bu izi takip edersen namussuz hırsızı bulursun dedi.

Ev sahibi hayret ve şaşkınlık içinde bakakaldı:

-Hey budala! Sen ne diyorsun. Ben o alçağı neredeyse yakalamıştım. Senin gibi hayvanı adam sanıp bağırmana kanıp bırakıp döndüm. Ben gerçeği bulmuştum; nişan, iz ne demek? Sen ya yankesici ya da o hırsızın ortağısın. Ben düşmanımı yakalayacakken sen bana ayak izini göstererek onu kurtardın.

Kavuşmanın delili ve alâmeti olur mu?

Başın derenin dibinde, (suyun içinde) oldukça suyun rengini nasıl görürsün? Suyun rengini görmek için başını sudan çıkarırsan eski kilime yeni halıyı değişmiş olursun.

 

İKİ KİŞİYİ AŞAN HER SIR YAYILIR

Binlerce gönül Hakk'a âşık olmuştur da ya bir kem göz, ya da bir kötü söz (kulak) yücelmesine engel olmuştur.

Bunlardan biri de Peygamber Efendimiz'in amcası Ebû Talib'tir. Ona çevresindekilerin kınaması korkunç göründü. Benim için dininden döndü, atalarının yolundan ayrıldı derlerse ne derim? Dedi. Peygamberimiz:

-Amca, bir kere şahadet getir “Allah'ın varlığına ve birliğine inandım” de, senin için Hak'tan şefaat dileyeyim, dedi. Ebû Talib:

-Doğru, ama herkes duyar. Çünkü iki kişiyi aşan her sır yayılır. Arapların diline düşerim. Yanlarında hor hakîr olurum, dedi.

Allah'ın sonsuz lütfu onu kendine çekseydi gönül bu kötülüğe saplanıp kalır mıydı?

Ey yüceler yücesi, kerem sahibi Rabb'im, doğru yolun tek yönlü çekişi tereddüt ve şaşkınlığa düşmekten hayırlıdır.

Savaş hiçbir zaman neş'e meclisine benzemez. İkilikte şu mu, bu mu iyi veya hayırlıdır tereddütü gönülde bir savaş gibidir.

Ey Rabb'im, dert de senden devâ da, verdiğin dertlerle erkekler bile kadınlara döner; ağlar, sızlar. Sen bize yardım et.

Sevmediğimiz yükü sırtımızdan al.

İyilerin bahçesini göreyim. Sağıma da soluma da senin döndürmenle döneyim.

Bütün âlem çalgıyla şarapla kendinden kaçıp aklından kurtulmağa çalışıyor. Herkesin bildiği gibi bu varlık tuzaktır. İnsanın derin düşüncelere dalması onun için cehennemdir.

Yücelmek, yükseklere çıkmak doğru yolu gösteren kuvvetle olur.

Gazneli Gazi Sultan Mahmud'un sohbet dostu Eyaz, aşk yolunda Allah'a yönelirken eski postunu serer, çarığını mihrap ederdi. Eyaz'ın içi de dışı da güzeldi. Halk içinde sıradan biri olduğu yokluk günlerini unutmamak için o yıllardaki çarığını her gün görmek isterdi.

Sultana yakın olduktan, sonra “Hiç kimseye, yok olmadan yücelik tapısına ulaşmağa yol yoktur” gerçeğiyle kötü arzularla, büyüklenme hastalığının boynunu vurdu, tertemiz bir hale geldi.

Bu konağın malı, mülkü, kıymetli kumaşı hemen akıp giden cana bir zincirdir. Görünüşü cennet, aslı cehennem. Üstü güllü nakışlarla süslü zehirli bir yılan. Ey zavallılar dikkat edin, aldanıp da gül yüzlüler size cehennem hayatı yaşatmasın. (Mesnevi, c.6.s.32)

(Yaşar Çalışkan,  Kızıl Postun Eşiğinde Hz. Mevlânâ'dan Seçme Hikâyeler, Nüve Yayınları, Konya, 2008)