Okullarda öğrenciler için serbest kıyafet uygulamasının ardından, kamuda serbestlik furyası başladı.
Öğretmen öğrenciye serbest kıyafet varsa bana da olsun, memurlar öğretmene ve öğrenciye uygulanan serbestlik bana da uygulansın demeye başladı.
Öğrenciye getirilen yanlış bir uygulamayı kıskanan memur zihniyeti, “Bana da özgürlük, bana da özgürlük” diye eline aldığı megofanla şehirlerin muhtelif yerlerinde konuşmaya başladı.
“Özgürlük için 10 milyon imza topluyoruz” kampanyası ile vatandaştan destek istendi.
Söz konusu kampanyayı, “Başörtüsüne Özgürlük” olarak anlayan vatandaş da  imzasını attı; imzada hedef açıldı, 12 milyonu geçti.
***
Memur-Sen İl Başkanı Latif Selvi, açıklama yapıyor; kampanyalarını 1980 Askeri Darbe ürünü olan kılık-kıyafetle ilgili yönetmeliğin kaldırılması için yaptıklarını söylüyor.
Kamuda 30 yıldır insan onurunu hiçe sayan yasakların uygulandığını belirtiyor.
İyi ama, 12 Eylül'den önce kamu çalışanı kıyafetinde serbest miydi? Memur istediği kıyafetle işine gidebiliyor muydu?
1924'ten itibaren modernleşme sürecinde memurlara kılık-kıyafet noktasında sürekli düzenleme getirildi. Memurlar Batı tarzı giyime zorlandı.
O açıdan işi 1980'e dayandırmak, tarihsel olarak yanlıştır. “Laiklikle sorunumuz yok, 1980'le sorunumuz var” demektir.
Üstelik resmi dairelerde kılık kıyafet uygulaması II. Abdülhamit döneminde İttihat ve Terakki'nin dayatması ile başlamıştır. Hatta İttihat Terakki'nin liderlerinden Cemal Paşa, İstanbul Muhafızlığı sırasında geleneksel kıyafet ile sokağa çıkılmasını yasaklamıştır.  Bu da tarihsel olarak bir hatırlatmadır.
***
Diğer yandan kılık-kıyafette özgürlük isteniyor ama içeriği boş bir istek! Memur-Sen kamuda nasıl çalışmak istiyor? Burası çok önemli. 12 Eylül öncesinde devrimci gençlerin, “özgürlük istiyoruz” söylemleri gibi “Özgürlük için 10 milyon imza topluyoruz” güzel de özgürlük alanının sınırı ne?
İstediğiniz takım elbise yerine kotla, tişörtle mi çalışmak?
Yoksa sakal ve bıyık konusunda özgür bırakılmak mı istiyorsunuz?
Tamam kamuda başörtüsü serbest olsun. Hiçbir fert buna itiraz etmez.
Fakat, başörtüsü üzerinden erkek memurların da nemalanmaya çalışması hiç hoş değil.
Her üniversite mezunu, memur olma hayali kurarken, memurların takım elbiseden, kravattan rahatsız olması oldukça düşündürücüdür.
Üstelik memur kamuya hizmet vermektedir ve dolayısıyla giyinişiyle kamuya saygı göstermelidir.
Başbakan, Bakan, Milletvekili'yle görüşürken elbisesinden kravatın rengine kadar özenle giyinen memurlar, kurumlarına giderken mi giyinişlerinden rahatsız oluyorlar?
Kamu daireleri hiçbir çalışanın malı değildir, kimsenin de istediği gibi at koşturacağı mekanlar hiç değildir. Özgür giyinmek isteyen istifa etsin, özele geçsin. Ama kamu o kadar rahattır ki bırakamazlar. Kampanyalarla başörtüsü üzerinden nema kapmaya çalışırlar. Lütfen bir iş yaparken, ilminiz ile amil olun.
FAHRİ MÜFETTİŞLER NE KADAR MASUM?
Konya'da son haftalarda tartışılan bir konu da fahri trafik müfettişleri. Fahrilerin yazmış olduğu cezalar Konya'yı çileden çıkarmış durumda.
 2012 yılında Türkiye genelinde Fahri Müfettişler tarafından  181 bin 202 adet ceza kesilmiş. Bunun 26 bin 316'sı Konya'ya ait.
Konya'da bin 200 civarında fahrinin de olduğunu düşündüğümüz de büyük rakam.
Konuyu geçtiğimiz haftalarda da Merhaba Gazetesi, “Fahriler Ceza Yağdırıyor” şeklinde manşete taşımıştı.
Hemen ardından da MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, İçişleri Bakanlığı'na fahrilerle ilgili soru önergesi verdi.
Emniyet Müdürü Hüseyin Namal da hemen arkasından açıklama yaparak, fahrilerini koruma altına aldı.
Çok güzel başarılara imza attıklarını söyledi.
Kestikleri cezalar da başarılarını gerçekten gösteriyor. Emniyet bile bu kadar ceza kesemiyordur.
Her biri ayda ortalama 2 ceza kesmiş. Ortalama bir hesap yaparsak, ayda 2 bin 400, yılda ise 28 bin 800 ceza yapar. Kesilen ceza sayısı arttıkça 28 bin olur 50 bin! Hakikaten güzel işler yapıyorlar, hazineye iyi para kazandırıyorlar.
Diğer yandan Emniyet Müdürü Namal, fahrilerin yazdıkları tutanakları da denetlediklerini ve olumsuz bir şey çıktığında iptal ettiklerini belirtiyor.
Sayın Namal'a soruyorum;
Bu güne kadar kaç tutanağı iptal ettiniz?
Söz konusu ceza tutanağını keyfi kesmediğini nereden biliyorsunuz?
Usulsuzlüğü nedeniyle görevden alınmış fahri var mı?
Fahrileri başarılı bulduğunuza göre bu soruların cevabı da şimdiden belli. Fahriler Konya'da masum değil ceza uygulayıcılarıdır.
14 milyonluk İstanbul'da fahriler 16 bin 912 ceza kesip, 2 milyonluk Konya'da 26 bin ceza kesiliyorsa bu masum olmadıklarının da en önemli ispatıdır.