Ramazan ayı performans sporcu seviyesinde ve düzenli spor alışkanlığı edinmiş bu Felsefeye sahip bir çok kişi için bir duraklama dönemi gibi görülür. Spor salonları boşalır, rutinler aksar, “Nasıl olsa oruçluyum” cümlesi disiplinin yerine geçer. Oysa gerçek şu ki Ramazan mental süreçler doğru yönetildiğinde, fiziksel gelişimi yavaşlatan değil; zihinsel ve metabolik ustalık kazandıran en güçlü dönemlerden biridir.
Bu ay, iradenin kas hafızasını geliştirdiği bir laboratuvardır.

Modern yaşamın en büyük problemi açlık değil, kontrolsüz bolluktur. Gün boyu sürekli atıştırmaya alışmış kontrolsüz beslenmeye alışmış bir beden için oruç, aslında bir resetleme ve yenilenme olayıdır. Bu dönemde İnsülin hassasiyeti artar, sindirim sistemi dinlenir, dejenerasyon yaşayan tüm fiziksel fonksiyonlar ve organlarda hücresel onarım süreçleri hızlanır. Fakat bu kazanımların gerçekleşmesi için kritik bir şart vardır: iftar ile sahur arasındaki saatleri bilinçsiz tüketim şölenine çevirmemek.

Ayrıca çok yanlış bir bilgden söz etme gerekirse Ramazan’da spor yapılmaz algısı, bilimsel değil psikolojiktir. Bu durum tamamıyla kişiden kişiye değişiklik gösteren fizyolojik farklılıklardan etkilenen dolayısıyla neye ve kime göre sorusunu sorduran çok farklı bir durum. Dahası Enerji yönetimini bilen biri için antrenman saatleri stratejik olarak seçilip durumu bilinçli bir eylem planı ile daha sağlıklı ve avantajlı bir hale de getirebilir. İftardan hemen önce yapılan hafif-orta yoğunluklu bir egzersiz, yağ kullanımını artırırken; iftardan 1–2 saat sonra yapılan direnç antrenmanı kas korunumu sağlar. Buradaki ana prensip performans değil sürdürülebilirliktir. Bu ay maksimum kaldırışların değil, maksimum disiplinin ayıdır.

Beslenme tarafında ise kalite miktardan daha önemlidir. Sahurda protein ve sağlıklı yağ ağırlıklı bir tabak, gün boyu tokluk hissini uzatır. Rafine karbonhidratlarla yapılan sahur ise gün ortasında düşen enerji ve artan açlık krizleri demektir. İftarda yapılan en büyük hata hızlı yemek ve aşırı yüklemedir. Oysa metabolizma uzun bir sessizlikten çıkar; ona bağırmak değil, nazik konuşmak gerekir. Önce su, sonra çorba, ardından kontrollü ana öğün… İşte gerçek performans planı budur.

Ramazan aynı zamanda zihinsel antrenman ayıdır. Açken sakin kalabilmek, susuzken üretken olabilmek, yorgunken kararlı kalabilmek… Bunlar spor salonunda kazanılamayan ama hayatın her alanında üstünlük sağlayan yeteneklerdir. Kaslar demirle gelişir; karakter ise sabırla.

Bu ayı kayıp sezon olarak görenler, takvime bakar. Bu ayı fırsat sezonu görenler ise aynaya. Çünkü Ramazan’ın asıl hediyesi kilo kaybı değil, bilinçli bir eylem planı içerisinde sağlıklı bir yaşam ve fiziksel bir kontrol kazanımıdır.

Unutma: Açlık seni zayıflatmaz; kontrolsüzlük zayıflatır. Disiplinli geçirilen bir Ramazan ise sadece bedenini değil, beraberinde sporcu kimliğini de şekillendirir.
Sağlıkla Sporlar ve sağlıcakla kalın.
Hayırlı RAMAZANLAR…