banner5
banner68

Samimi, ihlaslı, hatır ehli

İlk gördüğünüz anda içinizi ısıtan bakışları, şeker gibi tatlı gülüşü, heybetli görüntüsünün altındaki narin kalbi ile Ali Altınok, fani dünyada kendisini tanıyan bilen herkesin ondan razı olduğu, ‘nasıl bilirdiniz’ sorusuna yanıt olarak verilen ‘iyi bilirdik’ cümlesinin tam manasıyla içini dolduran güzel insan…

07 Nisan 2022 Perşembe 11:17
Samimi, ihlaslı, hatır ehli

Konya’nın bir zamanlar hızlı esnaflarından, Konya Ticaret Odası Eski Yönetim Kurulu Üyesi, Konya Ticaret Borsası Üyesi, Yönetim Kurulu Başkanımız Mustafa Arslan’ın kayınbabası, 10’Lar Dergimizin Genel Koordinatörü Fahri Altınok’un ve evlatlarının muhterem babası, alim kimliğiyle bakıldığında öğrencilerinin Ali Hocası, etrafında her daim ışık saçan Ali Altınok’u 2021 yılının 29 Haziran’ın ebediyete uğurladık…

70 yaşındaki Ali Altınok, vefatından önce uzun süre farklı rahatsızlıkları nedeniyle tedavi süreci yaşamıştı. Sonrasında her şey iyi oldu, sağlığına kavuştu derken, ecel onu hiç umulmadık bir anda yakaladı. Her ölüm ani derler ya, Ali Hoca’nın vefatı da sağlığına kavuştuğu dönemde istirahat etmek için yaptığı kısa bir seyahat sürecine denk düştü.

Vefatının ardından evlatları, kardeşleri, yakın dostları, akrabaları, çocukluk ve gençlik yıllarından edindiği arkadaşları, umrede birarada olduğu ve kendisine ‘kardeşimizdi’ diyen yakın çevresi onu anlattı.

SAMİ ALTINOK (KARDEŞİ): SÜLALEMİZİN İLİM KAPISINI ARALAYAN ADAM

Ali Altınok benim ağabeyim. Sülalemizin de okumuşluk açısından ilim kapısını aralayan ilk isimdi. Yüksek tahsili yapan ilk kişi sülalemizde Ali abimdi. Sonrasında arkadan bizler okumaya başladık. Bu anlamda bize önderlik etti, örnek oldu.

Abim hakkında çok şey konuşulur ama anlatmak zor. Onunla ilgili şunu söyleyebilirim, okumayı çok severdi. Yemeyi ve yedirmeyi, ikramda bulunmayı çok severdi. Sofrasında muhakkak bir misafiri bulunurdu. Bize ağabeylikle birlikte babalık da yapmış oldu ailemizin en büyüğü olduğu için. İmam hatip okullarından yetişmemiz için bizi yönlendirdi.

Bana her zaman anlatırdı; Ben doğduğumda abim 16 yaşındaymış. Rahmetlik annem ondan biraz çekinmiş. Acaba büyük oğlum ne der, ne yapar diye, yaş farkı biraz çok olduğu için o dönemin kültürü itibariyle. Abim de hastaneye gelmiş, beni kucağına almış sevmeye başlamış. Annemin de tedirginliği ortadan kalkmış, mutlu olmuş.

Benim oğlum 8. sınıf öğrencisi oğlum var. “Amcamın ne kadar ilim sahibi olduğunu öldükten sonra anladım” dedi bir keresinde bana. Nereden anladığını sorduğumda ise okuduğu kitaplara işaret etti.

İyiliklere öncelik eder, hayra hizmet etmeyi sever, kazancının bir kısmını da muhakkak kitaplara ayırırdı. İlmini de okuduğu kitaplarla sürekli artırırdı. Biz ondan razıydı, inşallah Rabbim de razı olduğu kullar zümresine dahil eyler.

Abim bir hastalık çekti. Bir seneye yakın sürdü hastalığı. O hastalığı döneminde inancını kaybetmedi. Bağırsaklarıyla ilgili sıkıntısı vardı. Bir dönem umutsuzluğa kapılmıştı. Ben de doktor kimliğim de olunca kendisine moral olsun diye, “Abi bunda bir şey yok, normale döneceksin. Allah hayırlısıyla şifanı verecek” demiştim. Doktor olduğumu bildiği için bunları benden duymak onu biraz daha rahatlatmıştı. Şükür ki iyileşmişti. Ama sonrasında alacak nefesi tükenmiş, ilahi kudret tecelli etmişti.

AHMET ALTINOK (KARDEŞİ): BENİM İÇİN ABİ DEĞİL BABA GİBİYDİ

Benim yaşım 62. Abimden 10 yaş kadar küçüğüm. Ben çocukluğumdan beri abimden hiç ayrılmadım. Ömrümün yarısı onunla birlikte geçti. Sadece öğretmenlik yaptığı dönemde ayrı düştük. Afyonkarahisar’da öğretmenlik yaptı bir dönem. 1977’de Buğday Pazarı’nda birlikte çalışmaya başladık. 1977’den ölümüne kadar geçen süreçte her ortamda beraberdik. İşyerini birlikteydik. Birlikte işlettik işyerimizi.

Benim abim dinine, ibadetine çok düşkün bir insandı. Çevresindeki insanlar ona bu nedenle Ali Hocam diye hitap ederlerdi. Buğday Pazarı’nda kooperatif başkanlığı yaptı. O dönemde Buğday Pazarı esnafı Ali abime güveninin bir vesilesiyle onu zorla başkan seçti. İnsanların çıkarlarını ve menfaatlerini gözeten bir insandı.

Cuma günleri hutbeye çıkar vaaz verirdi. Esnaflar etrafında toplanırdı. Refah Partisi zamanında Selçuklu Belediyesi’nden encümene ve sonrasında da İmar Komisyon Başkanlığı’na seçildi. O zamanlar abim, belli başlı şartlar koymuştu bu görevi kabul ederken. Hak ve hukuk ekseninde kendini sürekli yenileyen biriydi.

Esnaflık yaparken, Konya Ticaret Odası’nda da Meclis Üyeliği yaptı.

Bir abi olarak değil de ben onu bir baba gibi görür, sayar ve severdim. Birbirimizi hiçbir zaman kırmadık, üzmedik.

Arkadaşları arasında haftada bir otururlar ve Kur’an-ı Kerim tefsirleri yaparlardı. Müsait olduğum zamanlarda ben de katılırdım bu tefsir sohbetlerine. Unutamayacağımız bir kişilikti. Şimdi de haftada bir ziyaretine gidiyoruz kabrine.

MUSTAFA ÇİMEN (ARKADAŞI): ADINI REHBERİMDEN SİLEMEDİM

Ali benden hem imam hatipte hem de yüksek İslam enstitüsünde bir dönem sonraydı. Çumra’da tanıştık. Ben Çumra’da öğretmenken, o da başka bir okulda görevliydi. Bizim köylerimiz yakın. O Ayaslı ben Dinek Saraylıyım. Aynı davanın adamları olduğumuz için yakınlığımız perçinleşti. Zaman zaman, bazı günlerde ben Çumra’da kalmasını sağlar, misafir ederdim. Arkadaşlığımız daha da perçinleşmişti.

Her ne kadar benden sonra mezun olmuş olsa da görev yerlerinde de ben onun halefiyim. Ali, istifa edip Borsa’da tüccarlığa atıldı. İhtilal sonrası hükümetler döneminde Tarım Bakanlığı’na bağlı bir okulda görevliydim. Oradan bizi hep uzaklaştırdılar Ziraat Okulları’ndan. Ve Milli Eğitim Bakanlığı’na devrettiler okulları. 11 sene sonra beni tekrar stajyer öğretmen olarak aldı, Tarım Bakanlığı’nın asaletini tasdik etmedi. Karasınır’da ben yeniden göreve başladım. Bunu şunun için anlatıyorum, o benden sonra mezun olmasına rağmen benden

Bir de Belediye Meclisi Üyeliği döneminde halef selef olduk. O benden önce Meclis Üyesi’ydi. Bana hep takılırdı, her ne kadar benden bir sene önce mezun olsan da benim arkamdan geldin derdi.

Ben 1985 yılında Konya İmam Hatip Lisesi’ne geldim. Yakınlığımız daha da perçinleşti. 11 kişilik bir grubumuz vardı. Hepimiz Yüksek İslam mezunuydu. 11 kişiden ne yazık ki 6 kişi kaldık. 5’ini uğurladık. Ölümde de Fahrettin Pekinceler ile halef selef oldular. Onun yıldönümüne 2 gün kala da Ali Hoca vefat etti.

Prof. Dr. Şaban Çalış’ın kayınbabası Mehmet Gürgen, Ahmet Hulusi Yeşil (Yeşil Hoca’nın oğlu), Fahrettin Pekinceler ve arkasından Ali Altınok arkasından gitti. Gün aşırı görüşürdük. Sabah bana telefon etti, Türkiye içinde birçok yere yolculuklarımız olmuştu onunla birlikte. Bir pazartesi günü aradı beni. Benim Almanya’dan gelen eniştem telefon etti. İsmil’deki kaplıcalara gideceğim dedi. Bak gel de hoşuna giderse beraber gideriz dedim. Ali burada hayatını kaybetmiş. Öyle duyduk şok oldum. Hemen oğlu Fahri’yi aradım. Fahri doğrulayınca şok oldum (gözyaşları). Hala benim telefonumun ilk sırasında onun ismi var. Silemedim telefondan ismini. Rehberimde duruyor.

Ali’den sonra bundan kısa bir süre önce 5. Arkadaşımız Hamdi Yavuz’u uğurladık.

Geride Abdurrahman Pancar, Ali Şener, Bayram Ali Mıh, Mehmet Yılmaz, Mustafa Çimen, Ali İhsan Büyükarmutçu.

Pandemi nedeniyle oturmalarımıza da ara vermek durumunda kaldık.

Bu kardeşlerimiz, hep birlikte yaşımızı 70’i geçti. Bir yere yolculuk yapacaksak, bir saat ve bir gün belirlemişsek, 5 dakika öncesinde buluşulur ve 5 dakika sonra yola koyulurdu. Dünya menfaati diye bir şeyimiz yoktu. Herkes kendi gücü ekseninde diğer arkadaşlarına hizmet etmenin gayreti içerisinde olurdu. Bundan dolayı birbirimize hep dünya ahiret hayır dualarda bulunduk, bulunuyoruz. Bugünkü tabirle hiçbirimizin kafasının arka planında başka bir plan yoktu.

EŞREF ALTINOK (KUZENİ): EHLİ SÜNNET BİR İNSANDI

Babalarımız amca çocuklarıydı. Benim amcamın oğlu olur. Tabi ben onu gözümü açtığımda tanıdım. Ama ben uzun süre il dışındaydım. 14-15 yıl akrabalarımla hiç görüşemedim. Yaklaşık 7-8 yıl oldu ben Konya’ya geleli. Tekrar aradım, görüştüm. Sonrasında samimiyetimiz ilerledi. Haftada bir gün kesin beni ziyaret ederdi sağolsun. Ehli sünnet bir insandı. Namazında, abdestinde, iyiliği seven, insanların arkasından konuşmayan bir yapıya sahipti. Vefat ettiğini duyduğumuz zaman çok üzüldük. Ama acısına da katlandık. Yeri doldurulamaz, iyi bir insan, iyi bir ağabey, iyi bir baba, iyi bir dosttu. Yıllar sonra Konya’ya dönüp kendisini aradığımda beni ilk sahiplenenlerden biri de Ali Hocamdı. Kendisini hayırla yâd etmek düşer bize. Hepimizin gideceği yere göç etti. Biz kendisinden razıydık, inşallah o da bizlerden razı bir şekilde ebedi hayata göç etmiştir. Allah rahmetiyle muamele etsin.

DEVAM EDECEK

MUHAMMED ESAD ÇAĞLA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner64

banner50