Kamuda liyakat tartışmalarını yeniden alevlendiren ve bürokrasinin yönetim kademelerini yakından ilgilendiren kritik bir hukuki süreç kesinleşti. Yerel yönetimlerde mevzuata aykırı şekilde gerçekleştirilen kadro atamalarına ilişkin incelemelerini tamamlayan yargı organları, hukuki dayanaktan yoksun işlemler sonucunda ödenen maaşları kamu zararı kapsamında değerlendirdi. Sayıştay tarafından verilen ve üst kurulca da onaylanarak emsal niteliği kazanan karar, kamu kurumlarında usulsüz atama kararlarına imza atan yöneticilerin yanı sıra mali süreçte ödeme emrini onaylayan harcama yetkililerini de doğrudan sorumlu kıldı.
Son dönemde kamu mali yönetiminde denetim mekanizmalarının sıkılaştırılmasıyla birlikte ortaya çıkan bu tablo, kamu kaynaklarının kullanımında görev alan tüm yetkililerin sorumluluk alanını genişletti. Usulsüz şekilde unvan değişikliği yapılarak hak edilmeyen kadrolara getirilen kişilere sağlanan maddi imkanların tamamının, söz konusu usulsüzlükte payı bulunan isimlerden tahsil edilmesine hükmedildi. Karar, binlerce kamu yöneticisi ve idari personel açısından emsal teşkil eden ağır yaptırımlar içeriyor.
Usulsüz Kadro Değişikliğinde Mali Fatura Kesildi
Bir büyükşehir belediyesinde 1 Haziran 2017 tarihinde yaşanan olayda, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde açıktan özel kalem müdürü olarak göreve başlatılan bir personelin kısa süre içerisinde mühendislik kadrosuna aktarıldığı tespit edildi. Göreve başlamasından yalnızca 2,5 ay sonra, 15 Ağustos 2017 tarihinde herhangi bir mesleki sınava tabi tutulmaksızın mühendis unvanı verilen personele, bu tarihten itibaren söz konusu kadronun gerektirdiği yüksek maaş, zam, tazminat ve ek ödemeler aktarılmaya başlandı. Denetim organlarının geriye dönük incelemelerinde, sınav şartı aranmaksızın yapılan bu Unvan Geçişi İşleminin yürürlükteki kanunlara açıkça aykırılık oluşturduğu saptandı.
İncelemelerini derinleştiren Sayıştay 5. Dairesi, mevzuata aykırı biçimde sağlanan unvan artışı neticesinde yapılan tüm ödemeleri kamu zararı olarak nitelendirdi. İlgili birimlerin temyiz başvurularını da değerlendiren Sayıştay Temyiz Kurulu, ilk derece dairenin kararını yerinde bularak onayladı. Hukuka aykırı atamaya dayanılarak ödenen mevla tutarının, sürece dahil olan yetkililerden ortaklaşa ve müteselsilen, yani tahsilatın tamamı herhangi bir sorumludan alınabilecek şekilde geri istenmesine karar verildi.
Yönetmelik Değişikliği Sınavsız Geçişi Tamamen Kapatmıştı
Kamu kurumlarında unvan değişikliği ve görevde yükselme esaslarını düzenleyen mevzuat hükümleri, mühendislik gibi teknik ve uzmanlık gerektiren kadrolara atanabilmek için net kriterler ortaya koyuyor. Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik uyarınca, bu tür kadrolara geçiş yapabilmek adına ilgili fakültelerden mezun olmanın yanı sıra merkezi ya da kurum içi Unvan Değişikliği Sınavında başarı göstermek zorunlu tutuluyor. İstisnai memurluklar üzerinden sınavsız kadro geçişine imkan sağlayan eski düzenlemeler ise geçmiş yıllarda yargı kararlarıyla iptal edilmişti.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararlarının ardından, 7 Mayıs 2014 tarihinde gerçekleştirilen yönetmelik değişikliği ile istisnai memurluklardan diğer kadrolara sınavsız atama imkanı tamamen yürürlükten kaldırıldı. Dava konusu olan atamanın bu imkanın kaldırılmasından yaklaşık 3 yıl sonra, yani 2017 yılında gerçekleşmiş olması, yapılan işlemin hukuki dayanaktan tamamen yoksun olduğunu gösterdi. Yargı organları, yürürlükte olmayan bir hükme dayanarak yapılan atamanın ve buna bağlı ödemelerin geçerli sayılamayacağını vurguladı.
Sadece Ödeme İmzası Atmak Sorumluluktan Kurtarmıyor
Dava sürecinde en çok dikkat çeken gelişmelerden biri de ödeme emrini onaylayan harcama yetkilisinin savunması ve bu savunmanın yargı makamlarınca reddedilme şekli oldu. İlgili idareci, atama onayında doğrudan imzasının bulunmadığını, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü bünyesinde görev yapmadığını ve sadece rutin maaş ödeme belgelerini imzaladığını belirterek sorumluluktan muaf tutulmayı talep etti. Ancak Sayıştay, kamu mali yönetiminin temel ilkelerine dikkat çekerek bu talebi kesin bir dille geri çevirdi.
Kararın gerekçesinde, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 32. ve 33. maddelerine atıfta bulunuldu. İlgili kanun hükümleri uyarınca harcama yetkililerinin, verdikleri harcama talimatlarının bütçe ilkelerine, kanunlara ve ikincil mevzuata uygunluğundan doğrudan sorumlu oldukları hatırlatıldı. Ödeme emri belgesinin imzalanmasının gider gerçekleştirme sürecinin asli bir unsuru olduğu, ilk atamalarda atama onayı ve göreve başlama belgelerinin ödeme dosyasına eklenmesinin yasal bir zorunluluk teşkil ettiği kaydedildi. Bu doğrultuda harcama yetkilisinin, ödemeye dayanak oluşturan atamanın hukuka uygunluğunu denetlemekle yükümlü olduğu açıklandı.
Kamu Maliyesinde Yeni Dönem Ve Yöneticilere Uyarı
Kesinleşen bu karar, kamu bürokrasisinde mali ve idari imza yetkisini elinde bulunduran tüm idareciler için ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Yapılan ödemenin temelinde yatan idari işlem hukuka aykırı ise "ben sadece ödeme belgesini imzaladım, atama sürecinde yoktum" şeklindeki gerekçeler hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmıyor. Yargı kararı doğrultusunda uzmanlar, harcama yetkililerinin ödeme evraklarını onaylarken alt birimlerden gelen atama ve görevlendirme belgelerini mevzuat uygunluğu açısından titizlikle incelemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Devlet memurları ve kamu yönetimi açısından bakıldığında karar, sınavsız veya usulsüz yöntemlerle gerçekleştirilen atamaların aradan yıllar geçse dahi denetim mekanizmaları tarafından tespit edilebileceğini gösterdi. Görevde yükselme ve unvan değişikliği gibi kariyer basamaklarında kanunların öngördüğü sınav ve liyakat şartlarının devre dışı bırakılması, hem atama onayını veren amirleri hem de mali süreci yürüten yetkilileri ağır bir maddi yükümlülük altına sokuyor. Kamu bütçesinden yapılan her türlü aktarımın, geriye dönük olarak hukuki denetime tabi olduğu bir kez daha emsal bir kararla kanıtlanmış oldu.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım





