İRAN’DA GÜVENSIZLIĞIN KIRILMA NOKTASI: 1953 DARBESI
İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) 2026 kapsamında konuşan MİA Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur, bugün yaşanan krizlerin temelinde tarihsel bir güvensizliğin yattığına dikkat çekti. 1953 yılında İran'da Birleşik Krallık ve ABD tarafından gerçekleştirilen askeri darbenin süreci radikalize ettiğini belirten Uygur, bu darbenin Şah’a mutlak güç verirken muhalefeti de silahlı gruplara ittiğini söyledi. Amerika’daki İran algısının bu süreçteki büyükelçilik baskınıyla "fanatik" bir noktaya taşındığını ifade eden Uygur, "Burada tarihsel bazı kopukluklar, çekişmeler var." diyerek iki aktör arasındaki kronikleşmiş soruna işaret etti.
ANLAŞMA ZEMININDEN ÇATIŞMA DINAMIĞINE
Hamaney ve Trump dönemleri arasındaki nükleer anlaşma krizine değinen Uygur, ABD'nin güvenilmez bir pozisyonda görülmesinin süreci tıkadığını belirtti. Trump'ın 2018'de anlaşmadan çekilmesini ve 2020'de Kasım Süleymani'nin öldürülmesini bir dönüm noktası olarak tanımlayan Uygur, gelinen son durumu şu sözlerle özetledi: "Trump ve Amerikan hükümeti maalesef güvenilmez bir pozisyona geçmiş oldu. İran'ı ortadan kaldırmaya yönelik bir politika izler hale geldiler." Biden döneminde yakalanan fırsatların da Rusya-Ukrayna savaşı ve İran iç siyasetindeki anlaşmazlıklar nedeniyle değerlendirilemediğini kaydeden Uygur, diplomasinin yerini sert çatışmalara bıraktığını ifade etti.
12 GÜN SAVAŞI'NIN DEVAMI: KABUL EDILEMEZ ŞARTLAR
Bölgedeki mevcut savaş halini daha geniş bir perspektifle yorumlayan Hakkı Uygur, son dönemde yaşanan çatışmaların aslında geçmişteki gerilimlerin bir halkası olduğunu söyledi. ABD'nin İran üzerindeki baskıcı tutumunun müzakere alanını daralttığını belirten Uygur, "12 Gün Savaşı'nın bir devamı bu. Amerika Birleşik Devletleri, 'Öne sürdüğümüz her şeyi kabul edeceksiniz.' diyor. İran ise bunu kabul etmiyor." dedi. İran'ın stratejik konumunu koruma çabasıyla Umman üzerinden müzakere kanallarını açık tutmaya çalışsa da sürecin bir noktada "aldatmacaya" dönüştüğünü savunan Uygur, sahadaki yeni savaş döneminin bu dayatmaların bir sonucu olduğunu vurguladı.




