Şehrin silüetini belirleyen en önemli mimari şaheserlerden biri olan İnce Minareli Medrese, uzun süredir devam eden kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından tarihi bir dönüşüme hazırlanıyor.

İnce Minareli Medrese (4)

Yüzyıllar boyunca Konya ovasına yukarıdan bakan ve şehre ayrı bir kimlik kazandıran muazzam minarenin, 1901 yılında yaşanan felaketin ardından yeniden aslına uygun biçimde ayağa kaldırılacak olması arkeoloji ve tarih çevrelerinde heyecan yarattı. Geçmişin izlerini bugüne bağlayan bu hamle, hem Konya turizmi hem de Türkiye'nin kültürel mirasının korunması adına dev bir adım olarak değerlendiriliyor.

İnce Minareli Medrese (7)

SELÇUKLU TAŞ İŞÇİLİĞİNİN VE İLİM GELENEĞİNİN ZİRVESİ

Alaeddin Tepesi'nin batı eteklerinde yükselen bu eşsiz yapı, XIII. yüzyılın ikinci yarısında Selçuklu coğrafyasında ilim ve irfan hayatına yön vermek amacıyla inşa edildi. Sultan İkinci İzzeddin Keykavus'un saltanat yıllarında, devletin kudretli vezirlerinden Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından hayata geçirilen medresenin dönemin en önemli dini ve ilmi disiplini olan hadis ilminin öğretilmesi amacıyla tasarlandığı biliniyor. Mimar Keluk bin Abdullah'ın dehasını gözler önüne seren yapı, kapalı avlulu medrese tipolojisinin en nadide örnekleri arasında yer alıyor. Doğu cephesinde yer alan ve adeta taşın dantel gibi işlendiği taçkapı, Selçuklu taş işçiliğinin estetik ve mühendislik zirvesini temsil ediyor. Derin kabartmaları, geometrik motifleri ve hat sanatının ustalıkla taşa yansıtıldığı bu ihtişamlı giriş, ziyaretçilerini asırlar öncesinin atmosferine adeta hapseden bir zaman tüneli işlevi görüyor.

Antalya’da Altın Portakal heyecanı başladı
Antalya’da Altın Portakal heyecanı başladı
İçeriği Görüntüle

İnce Minareli Medrese (5)

1901 YILINDAN BU YANA MİNARESİNDEN AYRI!

Medresenin adını aldığı ve uzaktan bakanlara adeta göğe uzanan bir inci tanesini hatırlatan muhteşem minaresi, bir zamanlar elli beş metreyi bulan yüksekliğiyle Konya'nın dört bir yanından görülüyordu. Çift şerefeli bu zarif yapı, tuğla işçiliğinin en üstün teknikleriyle örülmüş ve altındaki muazzam sarkıtlarıyla göz kamaştırmıştı. Ancak bu ihtişamlı abide, yirminci asrın başlarında felaketle yüzleşti. Tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı'nın kaleme aldığı kayıtlara göre, bin dokuz yüz bir yılının kasım ayının yirmi yedinci çarşamba günü, şehri sarsan şiddetli bir fırtına sırasında minarenin üzerine iki yıldırım birden düştü.

İnce Minareli Medrese (6)

Bu ani ve yıkıcı doğa olayı, elli beş metrelik devasa minarenin üst kısmının ve ikinci şerefesinin gürültüyle yerle bir olmasına yol açtı. Yıldırımdan yayılan enerji, sadece minareyi hedef almakla kalmamış, aynı zamanda yapının arkasında yer alan mescidin tek sağır kubbesini de ağır şekilde hasara uğratmıştı. Onarılması teknik olarak mümkün olan mescit maalesef yıllar sonra ne yazık ki tamamen ortadan kalkmış, geriye ise bugün medresenin hüzünlü ama gururlu gövdesi kalmıştı.

İnce Minareli Medrese (2)

ASIRLIK SESSİZLİK BOZULUYOR VE TARİHİ BORÇ ÖDENİYOR

Yüzyılı aşkın süredir eksik kalan silüetiyle medrese, Konyalıların ve şehri ziyaret eden gezginlerin hep bir yanı eksik hissettiği simgelerden biri olmuştur. Bugün yürütülen titiz restorasyon çalışmaları, sadece yapının fiziki sağlamlığını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda bu tarihi yapıya karşı yüzyıllık bir vefa borcunun ödenmesine zemin hazırlıyor. Uzman ekiplerin arşiv belgeleri, eski fotoğraflar ve dönemin mimari teknikleri üzerinde yürüttüğü kapsamlı çalışmalar, yıkılan bölümlerin orijinal dokuya sadık kalınarak yeniden ihyasını mümkün kılıyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, İnce Minareli Medrese'nin göğe uzanan narin minaresi yeniden kentin silüetindeki yerini alacak. Bu hamle, geçmişin ihtişamını modern geleceğe aktarırken, Konya'nın Selçuklu başkenti kimliğini de daha gür bir sesle dünyaya duyuracak. Şehrin hafızasını tazeleyecek olan bu yeniden inşa süreci, sadece taşların ve tuğlaların değil, aynı zamanda köklü bir medeniyet bilincinin de ayağa kalkması anlamına geliyor.

Muhabir: Tülin Şeker