Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bünyamin Şahin’in araştırmacı olarak yer aldığı uluslararası projeyle geliştirilen inovatif cihaz, ortamdaki zararlı bileşenleri anlık olarak analiz edip kullanıcısını doğrudan dokunsal yolla uyarıyor. Günlük yaşamda, endüstriyel tesislerde ve savunma sanayiinde güvenlik standartlarını kökten değiştirmesi beklenen bu esnek yama, kullanıcıların herhangi bir ekrana bakmasına ya da sesli bir bildirim duymasına gerek kalmadan çevresel riskleri cildinde hissetmesini sağlıyor.

Necmettin Erbakan Üniversitesi ile ABD’nin önde gelen bilim kurumlarından Kuzey Carolina Eyalet Üniversitesi (NC State University) öncülüğünde, University of North Carolina at Chapel Hill ve University of Delaware iş birliğiyle yürütülen TÜBİTAK destekli bu araştırma, giyilebilir güvenlik teknolojilerinde küresel ölçekte ses getirdi. Çok modlu yapısı sayesinde çok sayıda farklı tehdit unsurunu aynı anda tarayabilen akıllı cihaz, insan vücudunun dokunma duyusunu doğrudan bir veri alıcısı olarak kullanıyor. Geleneksel bildirim sistemlerinin yetersiz kaldığı ya da dikkat dağıttığı karmaşık durumlarda devreye giren bu teknoloji, doğrudan sinir sistemiyle etkileşime geçen yapısıyla öne çıkıyor.

1 Prof. Dr. Bünyamin Şahin

EKRAN VE SES DEVRİ BİTTİ: TEHLİKENİN TÜRÜNÜ CİLDİNİZE FISILDAYAN HAPTİK İLETİŞİM

Geliştirilen yüksek teknolojili cihazın en dikkat çekici yanı, uyarılarda ekran ya da hoparlör gibi klasik arayüzleri tamamen devre dışı bırakması olarak dikkat çekiyor. Sistem, bünyesinde barındırdığı hassas algılayıcılar vasıtasıyla havada veya ortamda bulunan ağır metaller ile zehirli gazları anında tespit ediyor. Elde edilen veri, cihazın iç kısmında yer alan mikro motorlar aracılığıyla özel titreşim kodlarına dönüştürülüyor. Kullanıcının cildine temas eden bu titreşimler, algılanan tehdidin türüne göre tamamen farklı frekans ve ritimlerde gerçekleşiyor.

İçeride tespit edilen her bir farklı tehlike senaryosu için ayrı bir ritmik dokunsal desen oluşturuluyor. Bu sayede cihazı taşıyan birey, yoğun gürültülü bir ortamda bulunsa veya odağını başka bir işe vermiş olsa dahi, cildinde hissettiği titreşimin karakterinden ne tür bir kimyasal ya da fiziksel riskle karşı karşıya olduğunu saniyeler içinde anlayabiliyor. Sezgisel olarak işleyen bu süreç, tepki süresini minimuma indirerek muhtemel zehirlenme ve kaza risklerini büyük oranda bertaraf ediyor.

SİBER SALDIRILARA TAMAMEN KAPALI: ASKERİ STRATEJİLERDE DERİN DÖNÜŞÜM

Kredi kartı boyutlarına yakın son derece hafif ve esnek bir formda tasarlanan akıllı yama, donanımsal mimarisiyle de göz dolduruyor. Cihazın üzerinde gelişmiş bir mikrodenetleyici, mikro boyutta batarya hücresi, altı farklı çevresel parametreyi takip edebilen yüksek hassasiyetli sensör dizilimi ve titreşim modülleri yer alıyor. Cihazın dış yüzeyini kaplayan esnek güneş panelleri, ihtiyaç duyulan enerjiyi doğrudan gün ışığından sağlayarak kesintisiz bir çalışma performansı sunuyor. Bu sayede sistem, 24 saat boyunca hiçbir harici şarj ünitesine ihtiyaç duymadan görev yapabiliyor.

Teknolojinin sunduğu bir diğer kritik avantaj ise güvenlik mimarisinde saklı. Cihazın uyarı mekanizması herhangi bir kablosuz dijital ağa, bulut sunucuya veya karmaşık haberleşme protokollerine bağımlı olmadan doğrudan insanın çevresel sinir sistemiyle temas kuruyor. Herhangi bir dijital veri iletimi gerçekleşmediği için sistem dışarıdan yapılabilecek her türlü siber müdahaleye ve sinyal karıştırma girişimine karşı korunaklı bir yapı sergiliyor. Bu stratejik üstünlük, özellikle elektronik harp koşullarında ve kritik askeri operasyonlarda görev yapan personelin emniyeti açısından büyük bir potansiyel barındırıyor.

İNSAN BİLİNCİNDEN ROBOTİK DERİYE: ESNEK E-SKİN ENTEGRASYONU

KTÜN’ün Teknofest şampiyonu dünya sahnesine çıkıyor
KTÜN’ün Teknofest şampiyonu dünya sahnesine çıkıyor
İçeriği Görüntüle

Geliştirilen bu çığır açıcı ürün sadece insan korumasıyla sınırlı kalmayıp robotik dünyasında da yepyeni bir sayfa açıyor. Akıllı yama, robotik sistemlerin dış yüzeyini kaplayan ve "elektronik deri" olarak adlandırılan esnek katmanlara da başarıyla entegre edilebiliyor. Bu entegrasyon sayesinde endüstriyel robotlar veya insansız kara araçları, çevrelerinde bulunan zararlı gazları ya da kimyasal sızıntıları tıpkı canlı bir organizma gibi hissedebilme yeteneği kazanıyor.

Zehirli maddeleri veya fiziksel tehlikeleri elektronik derisi vasıtasıyla algılayan robotik sistemler, insan müdahalesine gerek kalmaksızın o ortamdan uzaklaşarak güvenli alanlara yönelebiliyor. Hem insan güvenliğini maksimum seviyeye çıkaran hem de otonom sistemlere gelişmiş duyusal yetenekler kazandıran bu çalışma, uluslararası bilim çevrelerinde giyilebilir teknolojinin geleceği olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ