Yaklaşık 80 metreyi bulan derinliği ve 600 metrelik genişliğiyle devasa bir çukuru andıran bu doğa harikası, dik yamaç yapısı ve elips şeklindeki formuyla dikkat çekiyor. Binlerce yıllık doğal süreçlerin, yer altı sularının ve kireç taşlarının aşınmasıyla şekillendirdiği bu yapı, sadece görsel bir güzellik sunmakla kalmıyor, aynı zamanda bölgenin jeolojik geçmişine ışık tutan canlı bir laboratuvar görevi görüyor.

DİNOZORLAR ÇAĞINDAN KALMA BİR DOĞA HARİKASI
Oluşumu hakkında bilimsel çalışmalara öncülük eden Konya Teknik Üniversitesi Obruk Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, bu yapının bölgedeki diğer çökmelerden çok daha farklı bir sınıfta yer aldığını belirtiyor. Apasaraycık Obruğu’nun aslında çok eski jeolojik dönemlerde meydana gelmiş bir paleobruk olduğunu ifade eden Prof. Dr. Arık, kireç taşlarının içindeki devasa boşlukların zamanla genişlemesi ve üst tabakanın bu ağır yükü taşıyamayarak çökmesi sonucu bu yapının ortaya çıktığını aktarıyor. Bilimsel verilere göre bu kireç taşlarının kökeni, dinozorların yeryüzünde hüküm sürdüğü mezozoik çağa kadar uzanıyor. Bu da yapının oluşum serüveninin binlerce yıl öncesine tarihlendiğini kanıtlıyor.
Ovanın güneyindeki diğer güncel obrukların genellikle daha genç ve gevşek örtü malzemeleri içinde meydana geldiğini, ancak bu yapının köklü kireç taşı katmanlarında şekillenerek zamana meydan okuduğunu dile getiren Arık, havzanın bu yönüyle saklı bir cevher barındırdığını vurguluyor. Geçmiş yıllarda suyun çekilmesiyle derin bir sessizliğe gömülen bu devasa çukur, beslendiği yer altı su tablalarının yükselmesiyle eski canlılığına yeniden kavuşmuş durumda.

ÇARŞAMBA KANALI’NIN BESLEDİĞİ DEVASA AKVARYUM ZİYARETÇİLERİNİ BEKLİYOR
Bugün tarımsal sulamada hayati bir rol üstlenen tarihi Çarşamba Kanalı’nın hemen güzergahında bulunması, bu yapıyı diğer kurak obruklardan ayıran en büyük avantaj olarak öne çıkıyor. İçinde her dönem belirli miktarda su barındıran ancak iklim krizi sebebiyle çoraklaşan bu havza, yanındaki diğer sulak alanlara nazaran çok daha koyu ve doygun bir yeşil renge sahip. Çevresindeki baraj gölü ve akarsu yatağıyla birleştiğinde ortaya çıkan manzara, doğa fotoğrafçılığı ve turizm açısından muazzam bir potansiyel barındırıyor.




