“OLGULAR VE ALGILAR YER DEĞİŞTİRDİ”
DEVA Partisi Konya Kurucu İl Başkanı ve DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dr. Seyit Karaca, Türkiye’de olgularla algıların yer değiştirdiğine dikkat çekti. Ülkenin gerçek gündemlerinden uzak bir siyaset çizgisinde ilerlediğini vurgulayan Karaca, Türkiye’de hukukun askıya alındığını ve Türk milletinin giderek fakirleştiğini ifade etti.
Karaca “Maalesef olgularla algıların sürekli yer değiştirdiği, bazen olguların ön plana çıktığı ama ağırlıklı olarak algıların gündemde tutulmaya çalışıldığı, sürekli algı yönetiminin yapılmaya çalışıldığı bir Türkiye gündemini yaşıyoruz. Dolayısıyla böyle olunca da ülkenin gerçek gündemleri konuşulmuyor. Bu noktada vatandaşın da zihnini allak bullak eden, karmakarışık eden ama realiteye bakınca da gerçek anlamda orta direğin tamamen ortadan kaybolduğu bir kısım azınlık zenginin özellikle son başkanlık sistemine geçişten bu yana servetine servet kattığı, daha zengin olduğu, orta kesimin önemli bir kısmının da sabit ve dar gelirliler başta olmak üzere fakirleştiği ciddi anlamda sıkıntılı süreçler yaşıyoruz” dedi.
KARACA: “TÜİK TARAFINDAN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN ÇİFTÇİNİN YANINDAYMIŞ GİBİ BİR İMAJ YARATILIYOR”
En son açıklanan hububat fiyatlarına işaret eden Karaca TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranının altında kalan bir zam yapıldığını söyledi. Karaca: “Konyalıyız, Konya'dayız şu anda. Yakın zamanda açıklanan hububat fiyatlarına bakıyoruz. TÜİK diye bir kurum var bu ülkede. TÜİK'in açıkladığı rakamlarla maalesef enflasyonu ezdirmedik hikayeleri yazıyorlar. Tayyip Bey'i üzmeme, üzmeyen işletme kurum gibi TÜİK için böyle bir açılım yapıyorlar. Özellikle emeklilerin, memurların maaşlarının belirleneceği dönemlerde bakıyorsunuz. Aylık enflasyon nasıl oluyor ise gerek aralık aylarında gerekse haziran aylarında hızlı bir şekilde düşüyor ama bir sonraki ay yılın en yüksek enflasyonunu görüyoruz. Bu neyi etkiliyor? Bu elbette bir puan bile olsa milyonlarca emeklinin alacağı anlamına geliyor. Ama geçtiğimiz yıldan bu yana TÜİK'in enflasyonu bile yüzde otuzlar civarında seyrederken hububat fiyatlarının kök rakamları gerçekten yüzde yirmi iki, yirmi ikilik bir artışa tekabül ediyor.
Çiftçinin gübresinden elektriğine, sulamasından zirai ilacına, mazotuna maliyetinin son derece arttığı bir ortamda bu gerçekten komik bir rakam. Yirmi lira civarında buğday fiyatı beklentisi varken bugün açıklanan rakam on altı. Desteklerle vesaireyle on dokuz. Üstüne üstlük bir de kırk beş gün sonra TMO'ya verilecek hububatı bedelinin kırk beş gün sonra ödenmesi meselesi gündemdeydi. Dedik ya algıyla ülkeyi yönettikleri için Sayın Cumhurbaşkanı'nın güya çiftçinin yanında gösterebilmek adına bir imaj yaratılıyor” açıklamalarında bulundu.
“MERKEZ BANKASI ŞEFFAF DEĞİL”
Türkiye’nin 2016 referandumundan sonra başkanlık sistemine geçişinin, ülkeyi büyük bir buhrana sürüklediğini dile getiren Karaca, Eski Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın da ekonomi yönetimini eleştirdi. Konyalı esnaf ve sanayicilerin yüksek faizle baş edemediğinin altını çizen DEVA Partisi Konya Kurucu İl Başkanı, Merkez Bankası’nın 128 milyar dolar açığını, DEVA Partisi’nin ortaya çıkardığını iddia etti. Karaca: “Özellikle başkanlık sisteminden sonra, Damat Bey'in Maliye Bakanlığı esnasında ülkenin döviz rezervleriyle alakalı sadece yerel seçimlere döviz kuru belli bir noktada girsin diye alınan tedbirler, şeffaf olmayan arka kapı metoduyla Merkez Bankası'nın kamu bankalarıyla yapmış olduğu döviz satışlarını biliyoruz. Üstelik buna ilişkin Merkez Bankası sitesinde bir açıklama olmadığını, şeffaf olmadığını genel başkanımız yıllardır haykırıyor. Sonuçta sadece o dönemde 128 milyar doları biz tespit ettik. Cumhuriyet Halk Partisi belki bayraklaştırdı gibi görünüyor ama ülkenin genel ekonomik parametrelerinden, Merkez Bankası bilançosundan alınan bilgi ve belgelerle tabiri caizse didikleyerek işi bilen kişilerle, genel başkanımız başta olmak üzere arkadaşlarımızın yaptığı çalışmalarla tespit edilen bir şeydi. Tabiri caizse ucu orada kaçtı. Ondan sonra pandemi bahane ediliyor, savaş bugün bizim dahil olmadığımız, komşularımızdaki bir savaş bahane ediliyor ama nihai aşamada sonuca baktığınız zaman bizzat savaşın içinde olan Ukrayna'da, bizzat savaş yaşayan Rusya'da, bizzat savaşın içinde olan İsrail'de pandeminin etkilerini belki daha ağır yaşayan Çin'de ve birçok Batı ülkesinde enflasyonu kıyasladığınız zaman, gıda enflasyonunu kıyasladığınız zaman açık ara lider olduğumuz ve buna ilişkin de ipin ucu kaçtığı için de sırf döviz temini anlamında dünyanın en yüksek faizini verir bir ülke olarak sıcak parayı çeken bir konumdayız.
Ayrıca yüksek faiz iş dünyasını olumsuz etkiliyor. Maalesef ben yıllarca Konya Ticaret Odası başkanlığı, ikili meclis başkanlığı yaptım. Bankadan kredi alarak işlerini yürüten işletme sayımız çok azdı. Son yıllarda bu giderek arttı. Üstüne bu çok ciddi finans yüklerinin olduğu süreçlerde eklenince, ciddi maliyetler eklendi. Şu anda bakmayın Merkez Bankası faizi %30'larda, 35'lerde, 37'lerde tuttuğunu söylüyor ama, reelde Merkez Bankası ‘37'lik fon ayrıydı, o fonda para yok, sana 40'tan veririm, 45'ten veririm’ diyor. Özel bankalara gidiyorsunuz, bu birleşik faiz de yılda 50'leri geçen 60'lara varan faiz oranlarının finansal maliyetlerini görüyoruz. Maalesef Konya gibi öz kaynakla iş yapmayı daha çok seven, krediye çok fazla müracaat etmeyen işletmelerimiz bile mecburen işini döndürmek adına, yıllarca babadan, atadan aldıkları işletmelerin devamı adına ‘Varsın yüksek faizle de olsa, hiç olmazsa işletmemi çevireyim’ diye banka kapılarına gider oldu. Bunların sonucunda da maalesef şu anda sanayinin çarkları durma noktasına geldi” değerlendirmelerinde bulundu.
KARACA: “MECLİSTE KURDUĞUMUZ GRUP YENİ BİR MUHALEFETİN SESİ OLACAK”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dr. Seyit Karaca, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi’yle TBMM’de kurmuş oldukları “Yeniyol” adlı grup hakkında konuştu. Mevcut yapının, mecliste muhalefetin sesinin daha gür çıkmasını ve muhalefetin sesini de güçlendirmek adına kurulmuş bir grup olduğundan bahsetti. Karaca: “Mecliste muhalefetin sesinin daha gür çıkması, bir farklı muhalif komisyon, grup oluşsun diye Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Deva Partisi'nin kurmuş olduğu bir yeni yol grubu. Bu tamamen muhalefetin sesini daha güçlendirme adına. İyi ki böyle bir yapıyı da kurmuşuz diyoruz. Çünkü şu geçtiğimiz aşağı yukarı üç yıllık dönemde yeni yol grubu kuruldu. Grubunun faaliyet şekli ve meclis çalışmalarını yaptığı müdahalelerin bu anlamda kararı ne kadar isabetli olduğunu gösteriyor. Öncelikle bunu ifade edeyim. Çünkü meclis çalışmalarını yönetme ve kanunlaştırma, yasama açısından en büyük güce sahip Cumhur İttifakı maalesef hayati kanunların bile görüşüldüğü oturumlarda karar yeter sayısını bulamayacak kadar düşük milletvekili sayılarıyla temsil ediliyor. Ve bu kadar az milletvekili süreci takip ediyor. Ve o milletvekillerinin de önemli bir kısmının orada görüşülen kanunlarla ilgili derinlikli bilgisi yok. Çünkü mevcut yönetim sisteminde meclisin ihtisas komisyonları bir defa çalışmıyor.
Mevcut iktidar torba yasa dediğimiz bir yasama sistemini benimsedi. O yasama işi adalet komisyonunda olgunlaştırılıp milletvekillerin önüne getirilip tartışılıp oylanma sonucunda da kabul veya reddedilmeli. Halbuki şimdi bu torba yasa modelinde adaletle ilgili bir kanun teklifi o torbanın içine atılıyor. Öbür taraftan hiç alakasız bir konu. Sağlıkla ilgili bir konu var. Meclis Aile Sağlık İşletme Komisyonu var. O komisyonda görüşülmesi lazım. Olgunlaştırılması lazım. O komisyon da baypas ediliyor. O da torba yasanın içine atılıyor. Karayollarıyla ilgili bir kanun çıkacak. Tam bir faciadır. Sonuçları itibariyle de bir faciadır. O da torba yasanın içine atılıyor. Birbiriyle alakasız 8-10 konudaki kanun teklifi torba yasa adıyla bir torbada toplanıyor. Dolayısıyla bu anlamda meclis tamamen devrededir. Meclisin iktidar milletvekilleri de devrededir. Bizim en azından muhalefet milletvekilleri önlerine bir kanun teklifi gelir gelmez çok ciddi çalışmalar yapıyor. Bizim bu anlamda şu anda grup başkanlığımızı bahsettiğimiz Yeniyol grubunun grup başkanlığını da milletvekilimiz Mehmet Emin Ekmen Bey yapıyor” diyerek sözlerine devam etti.
“SAYIN ERDOĞAN CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ’NE GEÇİLDİĞİ İÇİN PİŞMANLIK DUYUYORDUR”
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine eleştirilerde bulunan Karaca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da mevcut sisteme geçildiği için pişmanlık duyduğunu, 50 artı 1 sisteminde AK Parti’nin kendi başına iktidar olamadığını anlattı.
Karaca: “İkinci husus mevcut Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde Sayın Cumhurbaşkanı kanaatimce 50 artı 1 sistemine ülkeyi niye geçirdik diye şu anda büyük pişmanlık duyuyordur. Neden bunu söylüyorum? Çünkü 50 artı 1 sistemiyle seçime girildiği ilk seçimde bile ‘Eyvah biz 50 artı 1'i tek başına yakalayamıyoruz’ dediler.
E ne yapalım? Nereden icap etti, nasıl ikna ettiler onu bilmiyorum ama o zamana kadar birbirlerine en ağır hakaretlerle karşılıklı cephelerde siyaset yaptıkları Milliyetçi Hareket Partisi ile seçime girmek zorunda kaldılar. 2023’te yapılan son seçimleri ele alırsak her ne kadar altılı masaya çamur atmaya kalksalar da 5-6 benzemez bir araya geldi deseler de kendileri 7 ayrı benzemez olarak parti seçimlerine girdiler. Tek tek sayarsak DSP'si dahil olmak üzere HÜDAPAR’ından AK Partisi'ne, MHP'sine, Büyük Birlik Partisi'ne, Vatan Partisi'ne ciddi anlamda birbirine benzemez 7 parti bir araya geldi. Hal böyle olunca Sayın Cumhurbaşkanı bile mevcut sistemin sahibi olarak ve yüzde 30'larda oy oranı görünen bir partinin lideri olarak bir ittifak yapmak zorunda hissediyorsa karşısında siyaset yapanların da illa ki bir birliktelik içerisinde seçime girmeleri şart. Ben bu oy oranının da algı olduğunu düşünüyorum. Bunun modaliteleri aynı liste farklı liste bunlar ayrı şeyler ve seçime yakın konuşulur elbette ama biz şu anda Yeni Yol Partisi grubu adı altında Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Deva Partisi olarak çok güzel bir birliktelik ve çalışmalarda Türkiye'nin hayrına önemli işler yapmaya devam ediyoruz” cümlelerini sarf etti.
KARACA: “BİZİM BAKIŞ AÇIMIZ BU ÜLKEDE HER ZAMAN HUKUK PERSPEKTİFİNDE”
Türkiye’nin erken seçime gitme olasılığında değerlendirmelerde bulunan Karaca, iktidar partisinin ve ana muhalefet partisinin değişme ihtimaline karşı da hukuk çizgisinde olacaklarını ve DEVA Partisi’nin kurulduğu günden bu yana hep bu çizgide durduğunu ifade etti.
Karaca: “Bizim bakış açımız bu ülkede hukuk perspektifinden oldu hep. O dönemde bakmayın, mevcut arkadaşlar belli partileri şeytanlaştırarak, belli parti mensuplarını ötekileştirerek ciddi ithamlarla özellikle DEM Parti’nin o zamanki adıyla olan partinin mensuplarına, başkanına kapılarını kapatmışlardı. Dediğim gibi biz hukuk perspektifinden olaya bakıyoruz.
Hazine, ‘Sen bir önceki seçime girmişsin, şu kadar da oy almışsın kanunen sana şu kadar para vermem lazım’ diye hazine desteği de bu partiye ödeniyorsa, bu ülkede benim komşum, Batman’da benim çok sevdiğim X esnaf arkadaşım bu partiye bir şekilde gerekçesi ne olursa olsun güvenerek benim siyasetimi bu yürütür diyerek oy veriyorsa ve belli bir oy oranına o partiyi getirdiyse bu ülkenin meselelerini çözmek adına bu partiyle de oturup konuşmak, görüşmek gerekiyorsa görüşürüz konuşuruz demiştik. Birinci günden itibaren de kapalı kapılar ardında, gizli saklı değil. Biz kapımızın kapalı olmadığını ve bu vatandaşlarımızın sorunları varsa ki var, o sorunları çözme adına da biz birlikte tüm partilerle iş birliği yapabileceğimizi baştan beri hep söyledik, hep savunduk. Bu çerçevede de söylediğimiz neyse onun da gereğini yapma adına hiçbir şeyden kaçınmadık. Dolayısıyla bu anlamda bizim; tekrar söylüyorum, bakış açımız hukuk perspektifidir. Yasal çerçevede herhangi bir sorun olmadığı sürece bu ülkenin meselesini çözme adına biz tüm siyasi partilerle iş birliği içerisinde çalışmaya hazırız. Bunun örneğini altılı masada da verdik. Bunun örneği 2300 maddelik ortak politikalar metnidir. Ortak politikalar metni Türk siyaset tarihine geçen önemli bir vesikadır bize göre. Bunun yüzde 80-90'ı da bizim 23 eylem planımızdan neşet etmiş, oradan alıntılanmıştır. Burada sağlıktan ekonomiye, bayındırlıktan çevreye, her türlü soruna, KHK'lilerden, Kürt sorununa dair her türlü konu zikredilmiştir. Ama şunu gördük, maalesef muhataplarımız aynı nezakette yaklaşmadı. O nedenle Genel Başkanımızın mevcut ana muhalefet partisinin seçim sonrası bazı tavırları nedeniyle eleştirilerek çok speküle edildi. Kimse kusura bakmasın, biz etrafımıza karşı ne kadar nezaket gösteriyorsak en az o kadar da nezaket beklemek bizim de hakkımız diye düşünüyoruz. Son cümle olarak, biz ülkenin meselelerini çözme adına bu ülkede, yasal zeminde, Türkiye Büyük Millet Meclisi zemininde görev yapan her türlü siyasi partiyle ülke sorunlarını çözmek adına her türlü iş birliğini de yapmaya hazırız” diyerek sözlerini sonlandırdı.





