MECLİS’TEKİ ÇELEBİ AĞIRLIĞI: "120 MEBUSTAN 91'İNİN OYUNU ALDI"

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, Mevlana ve ailesinin Konya’ya geliş yıldönümü kapsamında "İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler" programına ev sahipliği yaptı. Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Küçük, TBMM’nin kuruluşunda tasavvuf önderlerinin üstlendiği görevi şu sözlerle anlattı: “Meclis kurulduğu zaman bu hareketi bir merkezden yönetmek için öncelikle din adamlarına veriyorlar mebusluğu. Bizim konumuz olan Abdülhalim Çelebi ve Ahmet Cemalettin Çelebi başkan vekili seçilecekler. Abdülhalim Çelebi çok yüksek bir oyla, 120 mebustan 91'inin oyuyla birinci başkan vekili seçilmiş. Bektaşi Çelebisi ise 30 oy almış. Abdülhalim Çelebi TBMM’nin kuruluşunda ve açılışında çok aktif, isyanlarda hep aracı durumunda ve sürekli haberleşerek bilgi veriyor.”

ALTIN EFSANESİNE KARŞI ACI GERÇEK: "TUZ PAYLARININ PEŞİNE DÜŞTÜLER"

Beyaz Saray İnşaat sektördeki çeyrek asırlık güven ve yenilikçi çözümleriyle büyüyor!
Beyaz Saray İnşaat sektördeki çeyrek asırlık güven ve yenilikçi çözümleriyle büyüyor!
İçeriği Görüntüle

Tarihi anlatılardaki "dergahlardan çıkan altınlar" efsanesini belgelerle çürüten Prof. Dr. Küçük, dergahların yoksullukla mücadelesine dikkat çekti: “Mustafa Kemal ve arkadaşları Hacı Bektaş’ı ziyaret ettiğinde 'dergahta çuval çuval altınlar vardı, arabalara yükleyip gönderdiler' deniyor. Çuval çuval altın yoktu? Adamlar açlıktan ölüyor. Hacı Bektaş yakınlarındaki tuz madenindeki haklarını, 'tuz paylarını' bile en küçük oranına kadar istiyorlar; biriken ve verilmeyen eski haklarının peşine düşüyorlar. Kimsenin altın verecek hali de yok. Zaten Dünya Savaşı’ndan çıkılmış, insanlar kendilerini toparlayamıyor. Dergahlardan asıl istenen maddi yardım değil, askeri destek için 'insan kaynağı' idi.”

Whatsapp Image 2026 05 04 At 11.54.39

MEVLEVİ DERGAHLARININ MADDİ KATKISI: "ONUN FORSUNDAN VE PARASINDAN FAYDALANIYORDUK"

Dönemin belgelerine göre Mevlevilerin lojistik gücünü anlatan Küçük, Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ndeki bir tanıklığı aktardı: “Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolu Katibesi Saime Ayoğlu, cemiyet reisi Zekiye Hanım hakkında konuşurken; ‘Şeyh hanımı olduğu için biz onun forsundan ve maddi yardımından faydalanıyorduk’ diyerek durumu açıklar. Buradan anlıyoruz ki, Mevlevi dergahları o dönemde Bektaşi dergahları kadar fakir değildi ve Milli Mücadele’ye maddi yönden de ciddi desteklerde bulunabiliyorlardı. Bunlar, Mevleviliğin alt planında devam eden ve mücadelenin finansmanına katkı sunan önemli çalışmalardır.”

Whatsapp Image 2026 05 04 At 11.54.38

VELET ÇELEBİ VE AKADEMİK ÇİZGİ: "KENDİSİNİ TÜRK DİLİ UZMANI OLARAK TANIMLIYOR"

Velet Çelebi’nin Ankara sürecini diğer isimlerle kıyaslayan Küçük, onun kültürel odaklı çalışmasını şu sözlerle değerlendirdi: “Ankara’da ona bir yer veriliyor ancak kendisi doğrudan savaşla değil, daha çok Türk dili üzerine çalışmalarla ilgileniyor. Meclis’teki özgeçmişinde de kendisini Türk dili uzmanı olarak tanımlıyor. Bazıları onun görevinin ilmiye sınıfı gereği bu olduğunu savunabilir; ancak aynı sınıftan olan Bektaşi Sami Rıfat, hem dil çalışmalarında ön plandayken hem de insanları savaşa yönlendirmek için mitinglerde ateşli konuşmalar yapmıştır. Velet Çelebi ise daha çok akademik ve kültürel bir çizgide kalmayı tercih etmiştir.” Küçük, konuşmasını bazı Bektaşi kaynaklarına, bilgilerin çarpıtılmış olma ihtimali nedeniyle ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini hatırlatarak tamamladı.

Kaynak: HABER MERKEZİ