Adaletsizliğe Başkaldırı ve İslam ile Tanışma

İsrail'in kuzeyindeki Celile bölgesinde yerleşimci bir ailede büyüyen Zohar Chamberlain Regev, Filistinlilerin maruz kaldığı haksızlıkları fark ettiği andan itibaren farklı bir yol seçti. Siyonist projenin bir parçası olmamak için ülkesinden ayrılan Regev, 2012 yılından itibaren Gazze ablukasına karşı aktif bir mücadele başlattı. Müslümanlarla tanışması ve inançsızlıktan İslam'a geçiş sürecini anlatan aktivist, "Siyonist projenin Filistin'de yaptıklarının adaletsizlik olduğunu hep biliyordum. Adaletsizlik olduğunu hissetmek için dışarı çıkmak zorundasın, çünkü İsrail toplumunda adaletsizlik normalleştirilmiş durumda." ifadelerini kullandı. Regev, özellikle bir mülteci kampındaki aileyle tanışmasının hayatının dönüm noktası olduğunu belirterek, "Kendimden daha büyük bir şeye gerçekten tüm kalbimle teslim olmam gerektiğini anladım." dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından dev finans soruşturması! Düğmeye basıldı...
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından dev finans soruşturması! Düğmeye basıldı...
İçeriği Görüntüle

"İslam Bana Manevi Bir Güç Verdi"

2021 yılında Beytüllahim'deki bir müzede ihtida ederek Müslüman olan Regev, İslam'ın kapsayıcı yapısının kendisini derinden etkilediğini vurguladı. "Yahudilik çok dışlayıcıdır. İslam ise Yahudilerin tüm peygamberlerini, Hıristiyanlığın peygamberini tanıyor ve bu hepsini bir araya getiriyor." değerlendirmesinde bulunan Regev, yeni inancının kendisine zorluklarla baş etme gücü verdiğini söyledi. Gazze'deki soykırım ve dünyadaki adaletsizlikler karşısında akıl sağlığını korumasının İslam sayesinde olduğunu dile getiren aktivist, "Eğer manevi dayanağım olmasaydı, yüzde yüz çaba göstersem bile gerisini Allah'a bırakmam gerektiğini bilmeseydim akıl sağlığımı koruyamazdım." şeklinde konuştu.

Küresel Sumud Filosu ve İsrail'in Hukuk Dışı Müdahalesi

Gazze ablukasını kırmak amacıyla Küresel Sumud Filosu'na katılan ve uluslararası sularda alıkonulan Regev, İsrail ordusunun gemideki aktivistlere yönelik şiddetini tanıklıklarıyla aktardı. Gemideki insanların dövüldüğünü ve işkenceye maruz kaldığını belirten Regev, İsrail'in kendilerini iki gün boyunca adeta bir kafeste tuttuğunu ifade ederek, "Çok aşağılayıcı koşullar vardı. Üstten askerler bize plastik mermiyle ateş ediyordu. Bu kafese girdikten birkaç dakika sonra bir kadın vuruldu." dedi. Aktivistlerin Türkiye'nin müdahalesiyle serbest kalış sürecine de değinen Regev, "Türk hükümeti sayesinde bu işlem hızlı oldu. Uçaklar gönderdiler ve onların hepsini aldılar." ifadesini kullandı.

Filistin Özgür Olana Dek Sürecek Bir Mücadele

İsrail'in işleyen bir adalet sistemi olmadığını, bu sistemin tamamen ırkçı bir projenin hizmetinde olduğunu savunan Regev, İsrail toplumundaki yoğun beyin yıkamaya rağmen mücadelesinden geri adım atmayacağını söyledi. Kendi toplumunun kendisine bakış açısını "Ülkemin beni bir hain olarak görmesinin benim için bir onur olduğunu düşünüyorum; çünkü bunun bir parçası olmak daha kötü olurdu." sözleriyle özetleyen Regev, Filistin halkının yaşadığı sistematik işkenceleri dünyaya duyurmaya devam edeceğini vurguladı. Kararlılığını son olarak şu sözlerle mühürledi: "Filistin özgür olana kadar yelken açmayı asla bırakmayacağız."

Kaynak: AA