Reel sektörde uzun süredir devam eden nakit akışı sıkıntıları ile finansmana erişim zorlukları mahkeme kayıtlarındaki resmi rakamlara doğrudan yansımaya başladı. Ekonomist Prof. Dr. Şenol Babuşçu tarafından paylaşılan veriler, 2026 yılının ilk 7 ayında alınan kararların geçmiş yılların toplamını geride bıraktığını net bir şekilde gözler önüne seriyor. Ticari hayatın sürdürülebilirliğini tehdit eden bu durum, piyasalardaki mali tıkanıklığın her geçen gün daha da derinleştiğini kanıtlıyor.
Mahkemelerin konkordato dosyaları kapsamında ürettiği karar hacmi, ekonomik krizin boyutlarını tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Özellikle temel girdilerin maliyetlerindeki aşırı artış ve kredi imkanlarının daralması, şirketleri hukuki koruma kalkanı talep etmeye yönlendiriyor. Bu tablonun önümüzdeki dönemde üretim ve istihdam piyasası üzerinde oluşturacağı baskı, ekonomi çevrelerinde endişeyle takip ediliyor.
7 Aylık Karar Toplamı Geçmiş Yılları Geride Bıraktı
Ticari yargı organlarının 2026 yılının Ocak ile Temmuz ayları arasında konkordato dosyalarına ilişkin verdiği toplam karar sayısı 3.529 seviyesine ulaştı. Açıklanan bu devasa rakam, 2024 yılının tamamında kaydedilen 3.497 kararlık seviyeyi henüz yılın ilk 7 ayında aşarak tarihi bir rekor kırdı. Üretim çarklarının yavaşlaması ve satışların düşmesi, firmaların borç yapılandırma taleplerini zirveye çıkardı.
İncelemeye alınan yargı kararlarının dökümü yapıldığında, toplam hükümlerin 1.167 tanesini geçici mühlet, 918 tanesini ise kesin mühlet kararları oluşturdu. Tablonun diğer tarafında yer alan 1.146 ret kararına karşılık, 171 iflas ve 127 tasdik kararı mahkeme kayıtlarına geçti. Uzmanlar, açıklanan karar adetlerinin doğrudan o sayıda farklı şirketi temsil etmediğini, bir firmanın hukuki süreç boyunca birden fazla karara konu olabildiğini hatırlatıyor.
İnşaat Ve Tekstil Sektörleri Mali Krizin Merkezinde Yer Alıyor
İşletme sermayesi temininde yaşanan ciddi engeller ve iç pazardaki daralma, en ağır darbeyi lokomotif sektörlere vurdu. Konkordato sürecine dahil olan firma ve şahıs sayıları incelendiğinde inşaat sektörü 564 dosya ile ilk sırada yer alırken, tekstil sektörü 419 dosya ile ikinci sırada konumlandı. Bu iki dev sektördeki tıkanma, tedarik zincirindeki diğer alt kolları da zincirleme olarak olumsuz etkiliyor.
İmalat ve hizmet sektörünün farklı alanlarında da benzer bir darboğaz yaşandığı verilerle belgelendi. Metal ürün imalatında 166, gıda alanında 139, mobilya sektöründe 126 ve tarım kolunda 119 firma veya şahıs konkordato cenderesine girdi. Lojistik ve enerji tarafında ise nakliye şirketleri ile akaryakıt istasyonlarında bu sayı 94’er olarak kayıtlara geçti.
Doğrudan İflas Kararlarında Dikkat Çeken Tırmanış Süreci
Konkordato başvurularındaki ivmenin yanı sıra mahkemeler tarafından doğrudan verilen iflas kararlarındaki artış grafiği de alarm veriyor. Borçlarını yapılandıramayan veya geçici koruma şartlarını kaybeden firmaların doğrudan tasfiye sürecine girmesi, piyasadaki tahsilat riskini %50,8 oranında artırıyor. Bu durum, piyasada alacak-borç dengesinin tamamen bozulduğunu açıkça gösteriyor.
Yılın ilk 7 aylık dilimleri kıyaslandığında ortaya çıkan ivme krizin boyutunu kanıtlıyor. 2024 yılının aynı döneminde sadece 55 olan iflas kararı sayısı, 2025 yılının ilk 7 ayında 126 seviyesine yükselmişti. 2026 yılına gelindiğinde ise bu sayı tırmanışını sürdürerek 171 seviyesine ulaştı.
Finansmana Erişim Güçlüğü Reel Sektörü Tıkamaya Devam Ediyor
Sermaye piyasalarındaki sıkılaşma adımları ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verileriyle de desteklenen kredi kısıtlamaları, şirketlerin likidite yönetimini imkansız hale getiriyor. Yüksek faiz oranları nedeniyle borçlanma maliyetleri katlanırken, reel sektör temsilcileri nakit akışını sağlamakta tarihi zorluklar yaşıyor. Piyasada dönen karşılıksız çek ve protestolu senet oranlarındaki %35,4 seviyesindeki artış da bu tespiti doğruluyor.
Mali yapısı bozulan şirketlerin piyasadan çekilmesi, işsizlik oranları ve üretim kapasiteleri üzerinde kalıcı hasarlar bırakma riski taşıyor. Ekonomistler, reel sektörün acil nakit desteğine ve sürdürülebilir finansman modellerine ihtiyaç duyduğunu vurguluyor. Önümüzdeki aylarda faiz ve kredi politikasında bir esneme yaşanmaması halinde, konkordato ve iflas dalgasının yılın son çeyreğinde daha da genişleyebileceği öngörülüyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım





