EKONOMİ

İhracat hız kesmedi, ithalatta ise dikkat çeken gerileme

Nisan 2026 dönemi dış ticaret verileri, Türk ekonomisinin küresel piyasalardaki rekabetçi gücünü koruduğunu ve iç talep ile üretim dengesinde önemli bir değişim sürecine girdiğini gözler önüne seriyor.

Abone Ol

Yılın dördüncü ayında açıklanan veriler, ihracat kanadında birim değerlerin ve miktarın yükseliş eğilimini sürdürdüğünü, ithalatta ise fiyat baskısının hissedilmesine rağmen miktar bazında bir daralma yaşandığını ortaya koyuyor. Özellikle imalat sanayinin lokomotif görevi gördüğü bu süreçte, dış ticaret hadlerindeki iyileşme, ekonominin dış kırılganlıklarına karşı daha dirençli bir pozisyon aldığına işaret ediyor.

İHRACAT CEPHESİNDE KATMA DEĞERLİ BÜYÜME TRENDİ

Nisan ayında ihracat birim değer endeksinin bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,7 oranında artış göstermesi, Türk ihraç ürünlerinin uluslararası pazarlarda daha yüksek fiyatlarla alıcı bulduğunun en somut göstergesi olarak kabul ediliyor. Bu artış eğilimi, sadece fiyat odaklı bir yükselişi değil, aynı zamanda ihracat sepetindeki ürünlerin katma değerinin ve kalitesinin de arttığını işaret ediyor. Sektörel bazda incelendiğinde, ham maddeler kategorisinin yüzde 16,1 ile başı çektiği, gıda, içecek ve tütün sektöründe yüzde 11,5’lik bir değer artışının yaşandığı görülüyor. İmalat sanayi ürünlerinde ise yüzde 11,1’lik bir artış kaydedilmesi, sanayi üretimindeki verimliliğin ve fiyatlandırma gücünün güçlü bir seyir izlediğini kanıtlıyor. Miktar endeksindeki yüzde 7,6’lık artış ise, dünya piyasalarındaki belirsizliklere rağmen ihracat hacminin sağlıklı bir büyüme sergilediğini ortaya koyuyor.

İTHALAT HACMİNDE DARALMA VE KÜRESEL FİYAT BASKISI

İthalat tarafında ise Nisan ayı verileri, fiyatlar genel düzeyindeki artış ile miktar bazındaki düşüşün eş zamanlı yaşandığı bir tabloyu yansıtıyor. İthalat birim değer endeksi, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11,3 oranında yükselirken, ithalat miktar endeksindeki yüzde 7,3’lük azalış dikkat çekiyor. Bu tablo, enerji ve ham madde gibi kalemlerdeki küresel maliyet artışlarının ithalat maliyetlerini yukarı taşıdığını, buna karşılık iç talepte daha seçici ve verimli bir ithalat politikasının uygulandığını düşündürüyor. Özellikle yakıt kalemindeki yüzde 38,9’luk birim değer artışına karşın miktar bazında yüzde 7,6’lık bir daralma gözlenmesi, enerji ithalatında maliyet odaklı optimizasyon çabalarının sonuç verdiğini gösteriyor. İmalat sanayindeki ithalatın miktar bazında yüzde 3,3 gerilemesi ise, yerli üretimin ikame ürünler konusundaki kapasitesinin güçlendiğine dair bir emare olarak okunuyor.

MEVSİMSEL ETKİLER VE TİCARET HACMİNDEKİ DEĞİŞİM

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler, dış ticaretin gerçek performansını anlamak adına daha net bir perspektif sunuyor. Nisan 2026 itibarıyla mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksinin mart ayındaki 132,1 seviyesinden yüzde 9,9’luk ciddi bir artışla 145,2 düzeyine çıkması, bahar dönemiyle birlikte dış ticaretteki canlanmanın hız kazandığını doğruluyor. İthalatta ise mevsimsellikten arındırılmış verilerin mart ayındaki 131,1 seviyesinden yüzde 5,1 azalarak 124,4’e gerilemesi, ithalat tarafındaki fren mekanizmasının çalıştığını gösteriyor. Takvim etkilerinden arındırılmış veriler baz alındığında da ihracatın yıllık yüzde 3,4 büyümesi, ithalatın ise yüzde 10,1 oranında azalması, dış ticaret dengesinin arzu edilen yönde bir evrim geçirdiğinin altını çiziyor.

DIŞ TİCARET HADLERİNDEKİ İYİLEŞME VE EKONOMİK GÜÇ

Dış ticaret hadleri, bir ülkenin ihraç ettiği ürünlerin ithal ettiği ürünlere karşı değerini ölçen en kritik parametrelerden biri olma özelliğini koruyor. Nisan 2025 döneminde 88,2 seviyesinde seyreden bu göstergenin, 2026 yılı Nisan ayında 90,1 seviyesine yükselmiş olması, Türkiye’nin dış ticaret politikalarındaki başarısını teyit ediyor. 1,9 puanlık bu artış, ülkenin dış dünyadan aldığı mallara karşı daha az miktarda ürünle ödeme yapabildiğini, dolayısıyla ticarette kazançlı konuma yaklaştığını gösteriyor. İhracat birim değerlerindeki artışın, ithalat maliyetlerindeki yükselişi daha büyük oranda kompanse etmesi, hem sanayi sektörünün hem de ekonomi yönetiminin dış ticaret stratejilerindeki isabetli adımların bir sonucu olarak kayıtlara geçiyor. Bu veriler, önümüzdeki çeyreklerde dış ticaret dengesinin iyileşmeye devam edeceği yönündeki beklentileri de güçlendiriyor.