Konya’nın Kulu ilçesine bağlı Karacadere Mahallesi nüfusuna kayıtlı olan otuzlu yaşlarındaki dört çocuk babası Çetin Yıldız, hain darbe girişiminin başladığı saatlerde memleketinde gurbetçi bir komşusunun düğün merasiminde bulunuyordu. Askeri hareketlilik ve köprülerin kapatıldığı haberi kulaktan kulağa yayılmaya başladığında, durumun ciddiyetini anlamak adına derhal evine giderek televizyon ekranlarının başına geçti. Gördüğü manzaralar karşısında büyük bir infial yaşayan Yıldız, bunun sıradan bir emir komuta zinciri ihlali değil, ülkeyi tamamen ele geçirmeyi hedefleyen küresel bir işgal provası olduğunu o an hissetti.

İçinde kabaran vatan sevgisiyle durmanın zamanı olmadığını düşünen Konyalı genç, aracıyla kendi köyünün sokaklarında kornalara basarak turlar attı ve çevresindekilere meydanlara çıkma çağrısında bulundu. Evine dönerek anne ve babasının ellerini öpüp helallik isteyen, uyuyan çocuklarına veda busesi konduran Yıldız, direksiyonu doğrudan olayların merkezi olan Ankara’ya doğru kırdı. Hedefinde ise vatani görevini tamamladığı ve avucunun içi gibi bildiği stratejik bir nokta vardı.
ESKİ KIŞLASININ ÖNÜNDE TANKLARIN HEDEFİ OLDU
Askerlik hizmetini Ankara’daki Genelkurmay Destek Kıtası Karargahı'nda yapmış olmanın verdiği saha tecrübesi ve refleksle Kızılay’a ulaşan Çetin Yıldız, doğrudan eski nizamiyesinin önünde toplanan muazzam kalabalığın arasına karıştı. Genelkurmay Başkanlığı binasının çevresindeki Güney ve Kuzey nizamiyelerde kurşunların havada uçuştuğu, en çok şehidin verildiği o mahşer yerinde göğsünü siper etti. Nizamiye yakınındaki bir üst geçitte kalabalıkla birlikte saf tutup namaz kıldığını ve karşı taraftan üzerlerine acımasızca ateş açıldığını hatırlayan gazi, hainlerin kontrolündeki bir tankın kendisini savurduğu o dehşet anını ise aldığı ağır darbelerin etkisiyle hafızasından sildi.

Yaralandığı anlara ait görüntüleri ve çevredekilerin kendisine yaptığı ilk tıbbi müdahaleyi yıllar sonra şans eseri bir televizyon belgeselinde izleyen Yıldız, o gece geçirdiği ağır beyin kanaması sebebiyle bilincini kaybetti. Olay yerinde başı sarılarak en yakın hastaneye ulaştırılan Konyalı vatanseverden saatlerce haber alınamadı. Ankara’daki akrabaları ve Konya’daki ailesi, morgları ve hastane koridorlarını tek tek gezerek genç adamın cansız bedenini aradı. Ertesi günün akşam saatlerine doğru ağır yaralı olarak ameliyata alındığı belirlenen Yıldız’ın, kafatasından kemik alınarak hayata döndürülmeye çalışıldığı anlaşıldı.
CUMHURBAŞKANININ YAKIN TAKİBİ VE YILLAR SÜREN TEDAVİ SÜRECİ
Kaldırıldığı tam teşekküllü hastanede tam 11 gün boyunca yapay solunum cihazına bağlı olarak hayatta kalma mücadelesi veren Çetin Yıldız, 33 gün boyunca yoğun bakım ünitesinde yaşam sınırı çizgisinde bekledi. Takip eden iki yıllık süreçte tam dört kez büyük cerrahi operasyon geçiren ve ağır fizik tedavi süreçlerine tabi tutulan gazi, devletin tüm imkanlarının kendisi için seferber edildiğini dile getirdi.
Hastanede yattığı dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisiyle çok yakından ilgilendiğini, dönemin terörle mücadele yetkilileriyle birlikte hastanede kendisini gün içinde defalarca ziyaret ederek doktorlardan özel raporlar aldığını belirten Yıldız, bu manevi desteğin kendisini hayata bağladığını ifade etti. Bugün halen kısmen tedavileri devam eden gazi, Konya Valiliği tarafından düzenlenen resmi bir törenle Cumhurbaşkanı adına Devlet Övünç Madalyası ile şereflendirildi.

GELECEK NESİLLERE AKTARILMASI GEREKEN BÜYÜK BİR EMPERYALİZM ANALİZİ
Yaşananların üzerinden yıllar geçmesine rağmen coğrafyadaki ateş çemberinin ortasında Türkiye’nin dimdik ayakta kalabilmesini o gece yapılan büyük temizliğe bağlayan 15 Temmuz Gazisi Çetin Yıldız, içteki hain unsurlar temizlenmeseydi ülkenin bugün çok daha büyük tehditlerle karşı karşıya kalacağını aktardı. Bu tarihi olayın sebep ve sonuç ilişkilerinin çok iyi analiz edilerek eğitim müfredatlarına dahil edilmesi gerektiğini savunan Yıldız, genç beyinlerin bu tehlikeye karşı uyanık tutulmasının önemine değindi.
Hadisenin alelade bir kalkışma olarak görülmesinin büyük bir hata olacağını, yıllar boyunca emperyalist güçlerin içeride besleyip büyüttüğü bir mekanizmanın işgal girişimi olduğunu hatırlatan gazi, bu bilincin nesiller boyu aktarılması gerektiğini sözlerine ekledi. Göğsünde taşıdığı madalyanın evlatlarına bırakacağı en büyük miras olduğunu ifade eden kahraman gazi, vatanın bağımsızlığı söz konusu olduğunda Türk milletinin her zaman aynı refleksi göstereceğine olan inancını yineledi.




