Her yıl bekleme listelerine binlerce yeni hastanın eklendiğini ve ne yazık ki birçoğunun uygun organ bulunamadığı için yaşamını yitirdiğini belirten Doç. Dr. Yazar, yoğun bakım ünitelerinde tıbben ve hukuken hayatını kaybeden donörlerden alınan organların hayati önem taşıdığını ifade etti. Karaciğer, kalp, akciğer, böbrekler, ince bağırsak, pankreas ve hatta rahim nakli gibi işlemlerle bir insanın vedasının, başka hayatlar için mucizevi bir başlangıca dönüşebileceğini kaydetti.
BEYİN ÖLÜMÜ İLE BİTKİSEL HAYAT ARASINDAKİ ÇİZGİ DOĞRU BİLİNMELİ
Organ bağışı kararı alınırken ailelerin en çok tereddüt ettiği hususlara değinen Doç. Dr. Mehmet Akif Yazar, tıp literatüründe geri dönüşü olmayan bir vefat durumu olan beyin ölümünün, kamuoyunda sıklıkla bitkisel hayat ile karıştırıldığını söyledi. Kalp atımı makinelerle desteklense dahi beyni işlevini yitirmiş hastaların tıbben ölmüş kabul edildiğini hatırlatan Yazar, bu süreçte hekimler ile yoğun bakım personelinin aileleri doğru ve eksiksiz bilgilendirmesinin tereddütleri gidermedeki en kritik adım olduğunu belirtti.
İnsanların nakil kararı verirken çekindiği bir diğer büyük hususun cenaze bütünlüğünün bozulacağı endişesi olduğunu aktaran Doç. Dr. Yazar, bu algının tamamen yanlış olduğunu dile getirdi. Organ çıkarım operasyonlarının en yüksek estetik kaygı ve saygıyla, tıpkı standart bir cerrahi ameliyat hassasiyetiyle gerçekleştirildiğini vurgulayan Yazar, prosedürlerin tamamlanmasının ardından cenazenin dini ve insani usullere uygun biçimde aileye teslim edildiğini ifade etti.

İSPANYA VE AVRUPA STANDARTLARININ ÇOK GERİSİNDE KALIYORUZ
Sayısal veriler ışığında Türkiye’deki tabloyu değerlendiren Doç. Dr. Yazar, ülkemizde yılda 30 bin ila 40 bin civarında gönüllü organ bağışı kaydı yapılmasına rağmen, asıl belirleyici unsurun yoğun bakımlardaki aile onayı olduğuna dikkat çekti. Geçtiğimiz yıl ülke genelinde tespit edilen yaklaşık 2 bin 500 beyin ölümü vakasında aile onay oranının yalnızca yüzde 20 seviyesinde kaldığını belirten Yazar, her 10 vakadan sadece 2’sinde nakil izni alınabildiğini aktardı. Bu oranların Avrupa’da yüzde 70-75, İspanya’da ise yüzde 80 seviyelerine ulaştığına değindi.
Bölgesel dağılıma bakıldığında Bursa’nın yüzde 40, İzmir’in yüzde 30, Samsun’un ise yüzde 25-30 bandındaki onay oranlarıyla üst sıralarda yer aldığını kaydeden Yazar, Antalya ile birlikte Konya’nın da yüzde 20’lik Türkiye ortalamasına paralel bir seyir izlediğini söyledi. Konya’da her 10 beyin ölümünden sadece 2’sinde aile onayı alınabildiğini ifade eden Yazar, bu oranların dünya standartlarına çekilmesi için daha kararlı ve kapsayıcı bilgilendirme faaliyetlerine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
DİJİTAL KOLAYLIK VE MANEVİ SORUMLULUK BİR ARADA
Sağlık Bakanlığı’nın bağış sürecini son derece pratik bir hale getirdiğini hatırlatan Doç. Dr. Mehmet Akif Yazar, vatandaşların e-Devlet ve e-Nabız platformları üzerinden saniyeler içerisinde organ bağışı beyanında bulunabileceğini müjdeledi. Bürokratik engellerin ortadan kalktığı bu sistem sayesinde herkesin oturduğu yerden sisteme kaydolabileceğini vurguladı.
Organ bağışının insani boyutu kadar ulvi bir sorumluluk taşıdığına da dikkat çeken Yazar, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "Organ bağışı, candan cana en büyük sadakadır" sözüne atıfta bulundu. Yaşamın sona erdiği noktada başka bedenlere can olmanın toplumsal dayanışmanın en yüce örneği olduğunu belirten Doç. Dr. Yazar, tüm vatandaşları bu konuda duyarlı olmaya ve dijital kanallar üzerinden bağışçı olmaya davet etti.




