Sosyal ve Siyasal Araştırmalar Merkezi (KONAD) Başkanı Sait Özcan, Türkiye’de yaşayan vatandaşların Avrupa’daki Türklere bakışı ile gurbetçilerin Türkiye’deki insanlara bakışı arasında ciddi bir önyargı sorunu bulunduğunu söyledi. Özcan, özellikle sosyal medyada dolaşan yanlış algıların, iki tarafın birbirine mesafeli ve peşin hükümlü yaklaşmasına yol açtığını ifade etti.
“SOSYAL MEDYADAKİ ALGILAR GERÇEĞİ YANSITMIYOR”
Sosyal medyada Avrupalı Türklerin “euroyla gelip hava atan insanlar” gibi gösterildiğini söyleyen Özcan, bu algının tamamen asılsız olduğunu vurguladı:
“Orada yaşayan vatandaşlarımız senenin on bir ayında çok ağır şartlarda çalışıyor, sadece bir ayında tatil yapıp memleketlerine geliyor. Onların Türkiye’ye bıraktıkları ekonomik katkı, sosyal medyada oluşturulan imajla hiç örtüşmüyor. İnsanlarımız sosyal medyada gördüğü birkaç abartılı paylaşıma bakıp tüm gurbetçileri öyle zannetmemeli.”
“GURBETÇİ, TURİSTTEN KAT KAT FAZLA KATKI SAĞLIYOR”
Özcan, Avrupalı Türklerin ekonomik anlamda Türkiye’ye büyük bir katkı sunduğunu da belirtti: “Bir yabancı turist all inclusive bir otelde bir haftada belki bin euro bırakıyor. Ama gurbetçi dediğimiz vatandaşlarımız aileleriyle bir ay kaldıklarında on bin euroya yakın harcama yapıyor. Bu para esnafa, belediyelere, emlak sektörüne, kısacası her kesime yansıyor. Konya gibi turizm merkezleri olmayan şehirlerimizde bile çarşıya-pazara can suyu oluyorlar.”

“ENFLASYON VE PAHALILIK GELİŞLERİ AZALTIYOR”
Son yıllarda Türkiye’deki ekonomik şartların gurbetçilerin tatil sürelerini kısalttığını dile getiren KONAD Başkanı, şu ifadeleri kullandı: “Eskiden bir euro çok ciddi karşılık buluyordu. Şimdi 47 TL’ye denk geliyor ama bu para bir kafede kahve içmeye bile yetmeyebiliyor. Yüksek enflasyon, pahalılık gurbetçilerin hem harcamalarını zorlaştırıyor hem de geliş sayılarını azaltıyor. Son iki yılda Avrupa’dan gelenlerde belirgin bir düşüş var.”
“AVRUPALI TÜRKLER KÜLTÜREL DEĞERLERİNİ DAHA GÜÇLÜ KORUYOR”
Avrupa’daki Türklerin kültürel bağlarını kaybetmediklerini, aksine daha güçlü şekilde koruduklarını vurgulayan Özcan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye’de bazı toplumsal değerler zayıflarken, gurbetçilerimiz daha muhafazakâr ve daha gelenekçi bir yapıyı sürdürüyor. Çünkü vatan, din, bayrak hasretiyle yaşıyorlar. Hasret, onları gelenek ve göreneklerini korumaya yönlendiriyor. Cami ve dernekler kuruyor, bayramlarını yaşıyor, kültürlerini çocuklarına aktarıyorlar. Türk tarihine bakarsanız, Türk’ün gittiği her yeri vatan yaptığını görürsünüz. Avrupalı Türkler de 65 yıllık göç hikayesinde bulundukları ülkelerde kalıcı olduklarını gösterdi.”
“SOYDAŞLARIMIZI AYRIŞTIRMAK BÜYÜK BİR HATA”
Türklerin dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın aynı kökten geldiğini hatırlatan Özcan, ayrıştırıcı tutumlardan kaçınılması gerektiğini söyledi:
“Soydaşınız dünyanın neresinde mağdur olsa sizin de içiniz yanmalı. Bu hem milliyetçilik, hem de dini sorumluluk açısından böyle olmalı. Avrupalı Türkleri küçümsemek, onları ötekileştirmek doğru değil. Onlar bu ülkenin bir parçası, gönül coğrafyamızın önemli bir unsuru. Bizim görevimiz önyargıları kırmak ve dayanışmayı güçlendirmektir.”





