Sporu Bir Oyun Olmaktan Çıkartıp Kendi Kimliğini Kazanmış Biz Gibi Güçlü Toplumlarda;
Kimliğini Korumak Zorunda Olan Bir Toplum Halini Alması, Toplum Adına Artık Gönüllü Değil Zorunlu Sorumluluk Olmuştur.
Toplumların kaderi, gençlerine sunduğu yön, değer ve imkânlarla şekillenir. Bugün ülke gündeminde sıkça yer alan toplumsal bozulma, şiddet, madde bağımlılığı ve ahlaki aşınma; tesadüf değil, uzun süredir ihmal edilen bir gençlik meselesinin sonucudur.

Günümüzde içinde yaşam sürdüğümüz toplumlarda en büyük kırılma noktası, gençler üzerinden yaşanmaktadır. Aidiyet duygusu zayıflayan, yönlendirilmeden yoksun bırakılan, potansiyeli fark edilmeyen genç bireyler; kendilerine bir yer açabilmek adına çoğu zaman yanlış yollarla var olmaya çalışmaktadır. Bu arayış doğru rehberlik ile desteklenmediğinde, bireysel bir sorun olmaktan çıkar; toplumsal bir tehdide dönüşür.
Bugün sokakta, okulda, sosyal hayatta karşılaştığımız birçok huzur bozucu davranışın temelinde; amaçsızlık, yönsüzlük ve değer yoksunluğu vardır. Uyuşturucu, alkol, şiddet ve ahlak dışı eylemler; bir sonuçtur. Asıl neden ise gençlerin göz ardı edilmesi, yalnız bırakılması ve hayata hazırlanacak kanallardan mahrum edilmesidir.

Gençlik, boşluk kaldırmaz.
Eğer siz o boşluğu doğru şekilde doldurmazsanız, yanlış alışkanlıklar doldurur.

SORUN GENÇLER DEĞİL, TOPLUM YAPISINI BOZAN BİREYLER VE SİSTEMDİR
Toplum olarak çoğu zaman suçu gençlere yüklemeyi tercih ediyoruz. Oysa asıl sorulması gereken soru şudur:
Gençlere ne sunduk, neyi örnek gösterdik, hangi alanları açtık?

Bir gencin enerjisini, öfkesini, merakını ve gücünü yönlendirecek sağlıklı alanlar oluşturulmadığında; bu güç kontrolsüz biçimde açığa çıkar. Bu durum yalnızca bireyin hayatını değil, ailesini, çevresini ve nihayetinde tüm toplumu etkiler.
Bu noktada spor, yalnızca bir fiziksel aktivite değildir. Spor; karakter inşasıdır.
* Disiplin kazandırır
* Sorumluluk öğretir
* Kurallara saygıyı geliştirir
* Sabır ve emek bilinci oluşturur
* Kişiye “başarabilirim” duygusunu kazandırır.
Sporla tanışan bir genç; kendini ispat etmek için yanlış yollara sapmaz. Çünkü zaten ait olduğu, değer gördüğü ve güçlü hissettiği bir alanı vardır.

SPOR, TOPLUMSAL BİR KORUMA KALKANIDIR

Bilimsel veriler de göstermektedir ki; düzenli spor yapan gençlerde madde bağımlılığı riski belirgin biçimde düşmekte, sosyal uyum ve psikolojik dayanıklılık artmaktadır. Spor, gençleri yalnızca bedenen değil; zihinsel ve ahlaki olarak da güçlendiren bir yaşam biçimidir.
Ancak burada altını çizmemiz gereken önemli bir nokta vardır:
Spor, bireysel çabalarla değil; kurumsal bir bilinçle yaygınlaştırılmalıdır.
Okullarda spor saatleri artırılmalı, mahallelerde spor alanları erişilebilir hale getirilmeli, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları gençleri merkeze alan projelere öncelik vermelidir. Aileler ise sporu bir “zaman kaybı” değil, geleceğe yapılan en değerli yatırım olarak görmelidir.

GENÇLERİ GÖRMEZDEN GELMEK, GELECEĞİ ERTELEMEK DEĞİLDİR; YOK SAYMAKTIR
Bugün görmezden gelinen her genç, yarının çözülmesi daha zor bir toplumsal sorununa dönüşmektedir. Gençliği kaybetmek; sadece bir bireyi değil, bir nesli yitirmek demektir. Bu da toplumun güvenliğini, huzurunu ve yaşanabilirliğini doğrudan tehdit eder.
Daha güçlü bir toplum, daha güvenli sokaklar ve daha umutlu bir gelecek istiyorsak; gençleri merkeze almak zorundayız. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek ve sporla buluşturmak; bu bir tercih değildir, bu endişeye son vermek adına bir zorunluluktur artık. Bu gün içinde yaşadığımız bu coğrafyada akşam yemeğinde konuşulan konuların başında dünyaya gelmesine vesile olduğumuz çocuklarımızı nasıl güvenle büyüteceğiz konusu gündeme alınmış en temel konulardan. Hiç şaşırtmadı dolayısıyla biliyoruz ki huzurlu bir toplum yaratmak ve dünya ülkeleri arasında örnek teşkil edecek ve yaşam sürülmesi arzu edilen örnek bir ülke haline gelip huzur içinde yaşam sürülecek bir toplum yaratmak başta anne babalar olmak üzere her bireyin için toplumsal bir sorumluluktur.
Unutulmamalıdır ki:
Gençliğe sahip çıkan toplumlar ayakta kalır.
Gençliği ihmal eden toplumlar ise çözülmeye bozulmaya ve ardından üzülerek söylüyorum yok olmaya mahkûmdur.