Emeklilikte Yaşa Takılanlar düzenlemesinin yürürlüğe girmesiyle birlikte milyonlarca çalışan emeklilik hakkına kavuşurken kapsam dışında kalan vatandaşlar için hukuki süreçler büyük önem taşımaya başladı. Özellikle 8 Eylül 1999 tarihi öncesinde fiili olarak iş hayatında yer almasına karşın işverenleri tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimi yapılmayan ya da sigorta primleri eksik yatırılan emekli adayları hakkını mahkeme salonlarında aramayı sürdürüyor. Yargı organlarından çıkan son kararlar, fiili çalışmasını somut delillerle kanıtlayan kişilerin sigorta başlangıç tarihlerinin öne çekilebileceğini ve bu sayede EYT imkanından faydalanabileceğini gösteriyor.

Sosyal güvenlik mevzuatına göre bir kişinin emeklilik şartlarının belirlenmesinde ilk defa sigortalı olunan tarih temel parametre olarak kabul ediliyor. Yasaların öngördügü tarihlerde çalışmış olmasına rağmen kurumsal kayıt yetersizliği veya işveren ihmali nedeniyle mağduriyet yaşayan binlerce yurttaş, hizmet tespiti davaları aracılığıyla geçmişe dönük hak arayışına giriyor. Uzmanlar, gerekli yasal prosedürlerin eksiksiz yürütülmesi ve geçmiş döneme ait belgelerin mahkemeye sunulması halinde kurumun olumsuz işlemlerinin yargıdan dönebildiğini ifade ediyor.

Hizmet Tespiti Davalarında İspat Yükümlülüğü Ve Delil Niteliği

Fiilen çalışılan dönemin tespiti amacıyla açılan davalarda mahkemelerin en çok üzerinde durduğu husus fiili çalışmanın şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmasıdır. Sigortalı çalışanların işe başlama iradesini gösteren işe giriş bildirgeleri, SGK sicil numaraları, iş yeri özlük dosyaları ve döneme ait maaş bordroları mahkemeler tarafından birincil delil olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanında iş yerinde düzenlenen imzalı evraklar, puantaj cetvelleri ve ticari defter kayıtları da iddiaların güçlendirilmesinde hayati bir rol oynamaktadır.

Belgesel kanıtların yanı sıra tanık beyanları da yargılama sürecinin gidişatını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer almaktadır. Özellikle davanın açıldığı dönemde aynı iş yerinde bordrolu olarak çalışan komşu iş yeri çalışanları veya diğer tanıkların ifadeleri, fiili çalışmanın varlığını doğrulamada büyük önem taşımaktadır. Yargıtay ilkeleri doğrultusunda tanıkların anlatımlarının birbiriyle uyumlu olması ve somut olaylarla desteklenmesi, davacı lehine karar çıkmasını kolaylaştırmaktadır.

Yerel Mahkemelerin Emsal Niteliğindeki Kararları Umut Oluyor

Son dönemde iş mahkemelerinden çıkan kararlar, sigorta başlangıç tarihi resmi kayıtlarda 8 Eylül 1999 sonrasında görünen ancak öncesinde fiilen çalıştığını kanıtlayan vatandaşlar için emsal oluşturuyor. Balıkesir 1. İş Mahkemesinin 2026 yılında sonuçlandırdığı bir dosyada, 1999 yılının başlarında işe giren fakat primi yatırılmayan bir çalışanın sunduğu deliller incelemeye alındı. Mahkeme, yapılan araştırmalar ve dinlenen tanık ifadeleri doğrultusunda sigortalının fiili çalışmasını haklı bularak sigorta başlangıç tarihini 1 Mart 1999 olarak tescil etti.

Söz konusu kararla birlikte Sosyal Güvenlik Kurumunun sigortalı aleyhine tesis ettiği işlem iptal edildi ve davacının EYT düzenlemesi kapsamında yaşlılık aylığı almaya hak kazandığı tespit edildi. Mahkeme ayrıca geriye dönük biriken emekli aylıklarının yasal faiziyle birlikte sigortalıya ödenmesine hükmetti. Bu tür kararlar, hak kaybına uğradığını düşünen çalışanlar açısından yargı yolunun ne kadar etkili bir mekanizma olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Yüksek Yargının Fiili Çalışmaya Dair Yaklaşımı Ve İçtihatlar

Yerel mahkemelerin verdiği kararların yanı sıra yüksek yargı organlarının içtihatları da hizmet tespiti davalarında yol gösterici olmaya devam ediyor. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli bir ilamında, işe giriş bildirgesi bulunan fakat prim ödemesi görünmeyen bir dosya detaylıca ele alındı. İlk derece mahkemesinin çalışanı haklı bulan kararını inceleyen yüksek mahkeme, fiili çalışmanın tanık beyanları ve mevcut evraklarla kanıtlandığını belirterek yerel mahkeme kararını onadı.

Emeklilerin Gözü Ocak Zammında: En Düşük Maaş İçin Hesaplar Yenilendi!
Emeklilerin Gözü Ocak Zammında: En Düşük Maaş İçin Hesaplar Yenilendi!
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar, Yargıtayın kararlı tutumuna rağmen her dosyanın kendi özel şartları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Mahkemelerin otomatik olarak her başvuruyu kabul etmediği, fiili çalışmanın kesin ve net verilerle doğrulanamadığı durumlarda davaların reddedilebildiği belirtiliyor. Bu nedenle hukuki sürece başlamadan önce tüm bilgi ve belgelerin titizlikle incelenmesi ve uzman bir avukat rehberliğinde hareket edilmesi büyük önem taşıyor.

Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım