Her yıl takvimlerin yenilendiğini ve ders zillerinin tekrar çaldığını ifade eden Ertuğrul; öğretmen açığından ikili eğitim zorunluluğuna, aşırı kalabalık sınıflardan yetersiz dersliklere, temizlik ve güvenlik zafiyetlerine kadar pek çok unsurun kronik birer soruna dönüştüğünü belirtti. Sahadaki asıl acı tablonun okul sıralarına kadar uzanan ekonomik kriz ve yoksulluk olduğuna dikkati çeken Ertuğrul, eğitimdeki nitelik kaybının doğrudan çocukların yoksulluğu ile bağlantılı hale geldiğini aktardı. Yoksulluğun boş beslenme çantalarında, eksik kırtasiye malzemelerinde, ödenemeyen servis ücretlerinde ve okul kantinlerinde kendisini gösterdiğini belirten Ertuğrul, bu durumun kitlesel devamsızlıklara, okuldan kopuşlara ve çocuk işçiliğine zemin hazırladığını vurguladı.
BESLENME KRİZİNE DİKKAT ÇEKİLDİ: HER ÜÇ ÖĞRENCİDEN BİRİ KAHVALTISIZ SINIFA GİRİYOR
Eğitimin Anayasal bir devlet sorumluluğu olduğunun altını çizen Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul, okullarda kayıt dönemi bağış adı altında alınan paraların yasak olmasına rağmen velilerden talep edilmesini sert bir dille eleştirdi. Velilerin kıyafet, kırtasiye, servis ve beslenme giderlerinin yanı sıra okulun temizlik, güvenlik ve bakım onarım masraflarını da üstlenmek zorunda bırakıldığını ifade eden Ertuğrul, tüm bu mali yükün kamu bütçesine devredilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye genelinde her 3 öğrenciden 1'inin okula kahvaltı yapmadan geldiğini ve her 5 öğrenciden 1'inin öğün atlamak zorunda kaldığını açıklayan Ertuğrul, derinleşen yoksulluk şartlarında aç bir çocuktan derse odaklanmasının beklenemeyeceğini dile getirdi. Dünyadaki pek çok ülkede uygulandığı gibi devletin tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek ve temiz içme suyu sağlamasının şart olduğunu vurguladı.
ÖNLÜĞÜN BOYUNU DEĞİL SINIFTAKİ ÇOCUK BAŞINA DÜŞEN ALANI HESAPLAYIN
Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitimin devasa operasyonel ve finansal sorunları dururken öğretmenlerin kılık kıyafetiyle uğraşmasını eleştiren Bahattin Ertuğrul, mesleki itibarın önlük veya yönetmeliklerle kazandırılamayacağını belirtti. Öğretmenlerin ekonomik olarak yetersiz bırakıldığı, mesleki güvencelerinin elinden alındığı ve karar mekanizmalarından dışlandığı bir ortamda önlük zorunluluğunun itibar getirmeyeceğini ifade eden Ertuğrul, bakanlık bürokratlarına seslenerek önlük boyu ölçmek yerine 50 kişilik kalabalık sınıflarda çocuk başına düşen kullanım alanını hesaplama çağrısında bulundu.
Okullardaki güvenlik tedbirlerinin vakit kaybetmeden artırılması gerektiğini de belirten Ertuğrul; öğretmen ihtiyacının ücretli öğretmenlik gibi güvencesiz yöntemlerle değil, kadrolu atamalarla karşılanması ve tüm boş kontenjanların il içi ile il dışı tayinlerde öğretmenlerin tercihine açılması gerektiğini kaydetti.
MESEM GERÇEĞİ VE ÇOCUK İŞÇİLİĞİ RAPORU
Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında yaşanan çocuk ölümlerine ve iş kazalarına dair istatistikleri paylaşan Ertuğrul, çocukların yerinin sanayi siteleri veya fabrikalar değil okul sıraları olduğunu ifade etti. MESEM'in faaliyete geçtiği 2016 yılından bu yana 3 bin 80 iş kazası ve 13 çocuk ölümü kayıtlara geçerken, sadece 2025 ve 2026 yıllarında bu sayıların 9 bin 950 iş kazası ile 37 çocuk ölümüne ulaştığını açıkladı. Bir ülkenin eğitime verdiği değerin kağıt üzerindeki bütçe sunumlarıyla değil, çocuğun tabağındaki yemekle ve okulun güvenliğiyle ölçüleceğini belirten Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul; parasız, kamusal, bilimsel, laik ve karma eğitim mücadelelerinden taviz vermeyeceklerini ifade etti.




