Terörle Mücadelede Kaynağında Yok Etme Dönemi ve Sınır Ötesi Strateji

Türkiye'nin özellikle son yıllarda sınır güvenliğini korumak adına attığı adımlar, savunma sanayisindeki yerlilik oranının artmasıyla birlikte yeni bir boyuta taşındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz ihaneti sonrasında radikal bir kararla hayata geçirilen "terörü kaynağında yok etme" stratejisinin hem ülke sınırları içinde hem de uluslararası alanda çok kritik başarıları beraberinde getirdiğini vurguladı. Sınır ötesinde yürütülen operasyonların sadece askeri birer başarı olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin bağımsız ve kendi kararlarını alabilen bir güç olduğunu dünyaya ilan ettiğini belirten Erdoğan, bu sürecin önemine dikkat çekti.

Körfez'de yeni dönem başlıyor: Türkiye ve Suudi Arabistan arasında dev ulaştırma hamlesi
Körfez'de yeni dönem başlıyor: Türkiye ve Suudi Arabistan arasında dev ulaştırma hamlesi
İçeriği Görüntüle

A A 20260609 41622930 41622922 M I L L I G U V E N L I K K O N F E R A N S L A R I A C I L I S T O R E N I

Güney sınırları boyunca oluşturulan güvenli hat sayesinde terör örgütlerinin hareket kabiliyetinin kısıtlandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak ve Suriye bölgelerine yönelik gerçekleştirilen harekatların tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Bu operasyonların Türkiye'nin üzerine yerleştirilmeye çalışılan küresel baskıları ve adeta bir "cam tavanı" parçaladığını söyleyen Erdoğan, ülkenin güvenlik paradigmasında tamamen yeni bir dönemin kapılarının aralandığını ifade etti.

Yeni Yüzyılın Devlet Vizyonu Olarak Terörsüz Türkiye Hedefi

Güvenlik politikalarının sadece askeri tedbirlerden ibaret olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terörsüz Türkiye" sürecinin bir güvenlik konseptinin çok ötesinde, devletin yeni yüzyıla dair ortaya koyduğu stratejik bir vizyon olduğunu dile getirdi. Bu sürecin planlandığı gibi başarıyla nihayete ermesi durumunda ülkenin iç cephesinin çok daha sarsılmaz bir güce kavuşacağını vurgulayan Erdoğan, bu hamlenin gelecekte milletin önünde yepyeni ve parlak kapılar açacağını aktardı.

Türkiye'nin küresel senaryolarda kendisine biçilen pasif rolleri reddettiğini, kendi kaderini tayin eden ve coğrafyasında oyun kurucu rol üstlenen bir aktör konumuna geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu öz güven ve bağımsız hareket edebilme yeteneğinin arkasında ciddi bir planlama ve cesaretin yattığını söyledi. Türk milletinin tarih boyunca kendisini "asker-millet" olarak tanımlayan köklü bir kültüre sahip olduğunu hatırlatan Erdoğan, toplumsal ihtiyaçlar hiyerarşisinde güvenliğin her zaman ilk sırada yer aldığını kaydetti.

Küresel Değişim ve Tehditlerin Yeni Boyutu Olarak Yapay Zekanın Riskleri

Gelişen teknolojiyle birlikte savaşların çehresinin ve tehdit unsurlarının da hızla dönüştüğüne işaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günümüzde artık sadece konvansiyonel silahların değil, dijital sistemlerin de milli güvenliğin doğrudan parçası haline geldiğini açıkladı. Enerji nakil hatlarına yönelik sabotajların, lojistik ağları kilitleyen siber saldırıların, finans sistemini çökertmeyi hedefleyen dijital hamlelerin ve toplumsal algıyı manipüle eden dezenformasyon kampanyalarının artık doğrudan birer ulusal güvenlik meselesi olarak kabul edildiğini vurguladı.

Savaş meydanlarında tankların ve füzelerin ötesinde, bu araçlara yön veren yazılımların zaferi belirlediğini söyleyen Erdoğan, yapay zeka teknolojilerine yönelik çok net uyarılarda bulundu. Yapay zekanın doğru kullanıldığında riskleri erken tespit etme ve karar mekanizmalarını hızlandırma gibi büyük avantajlar sunduğunu aktaran Erdoğan, buna karşın bu teknolojinin ciddi tehlikeler barındırdığını da sözlerine ekledi. Özellikle yapay zeka destekli dezenformasyon faaliyetlerinin ve sahte içeriklerin demokratik süreçleri, toplumsal psikolojiyi zehirleme potansiyeli taşıdığını ifade eden Cumhurbaşkanı, bu alanı etik, hukuki ve stratejik boyutlarıyla ele almanın Türkiye için kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu belirtti.

Askeri Teknolojilerde Dijital Dönüşüm ve Geleceğin Harp Sahaları

Son dönemde yaşanan bölgesel çatışmaların, özellikle de Rusya-Ukrayna savaşının askeri stratejiler açısından önemli dersler barındırdığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, insansız hava araçları, sürü sistemleri, insansız deniz araçları ve elektronik harp kabiliyetlerinin artık savaşların kaderini tayin ettiğini dile getirdi. Türkiye'nin harp sahasındaki bu köklü değişimi dünyada en erken fark eden ve kendisini bu yeni döneme en hızlı hazırlayan ülkelerin başında geldiğini vurgulayan Erdoğan, savunma sanayisinde dışa bağımlılığın minimum seviyeye indirilmesinin bu sayede mümkün olduğunu söyledi.

Cephede verilen mücadelenin aynısının medya ve sosyal medya mecralarında da enformasyon savaşları şeklinde sürdüğünü ifade eden Erdoğan, devlet mekanizmalarının içerisine sızarak sabotaj yapmaya çalışan FETÖ tarzı yapıların temizlenmesiyle birlikte iç güvenlikte zafiyetlerin önüne geçildiğini belirtti. Özgürlük ve güvenlik arasındaki hassas dengenin demokratik reformlarla korunduğunu dile getiren Erdoğan, diplomatik ağların genişletilmesi, enerji arz güvenliğinin tahkim edilmesi ve sağlık ile afet yönetimi altyapısının modernize edilmesi sayesinde Türkiye'nin küresel kriz fırtınalarına karşı son derece dirençli bir yapıya kavuştuğunu sözlerine ekledi.

Devlet-i Ebed Müddet Felsefesi ve Toplumsal Temellerin Gücü

Konuşmasında Türk devlet geleneğinin tarihsel derinliğine de geniş yer ayıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Forsunda yer alan 16 yıldızın 2200 yılı aşan köklü bir geçmişi simgelediğini anımsattı. Avrupa'dan Orta Asya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada ecdadın büyük devletler kurduğunu, Söğüt'te filizlenen Osmanlı çınarının asırlar boyunca üç kıtada bayrak dalgalandırdığını belirten Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti'nin bu topraklarda kurulan ilk değil, en son devlet olduğunu vurguladı.

İsimler ve yöneticiler değişse de "ebed müddet" anlayışının her zaman baki kaldığını söyleyen Erdoğan, milletin bağımsızlığını koruma noktasında tarih boyunca kendi gücü dışında hiçbir dış odağa umut bağlamadığını ifade etti. Devletin fiziki güç unsurlarının yanı sıra toplumsal yapının da güçlü tutulması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan; aile müessesesinin korunması, ahlaklı ve öz güven sahibi gençlerin yetiştirilmesi, ortak tarih bilinci ile ezan ve bayrak gibi kutsal değerlerin korunmasının ülkenin asıl sarsılmaz zeminini oluşturduğunu beyan etti.

Devletin ve Hükümetin Üst Düzey İsimleri Milli Güvenlik Konferansı İçin Bir Araya Geldi

A A 20260609 41622930 41622926 M I L L I G U V E N L I K K O N F E R A N S L A R I A C I L I S T O R E N I

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki törenin tamamlanmasının ardından Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Okay Memiş, günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan'a anlamlı bir hediye takdiminde bulundu. Takdim edilen tabloda, Abdülhak Molla'ya ait olan ve barışın ancak savaşa hazır olmakla mümkün olacağını anlatan "Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salah" beyti yer aldı.

Geniş bir katılımla gerçekleştirilen açılış töreninde devletin ve hükümetin en üst düzey isimleri hazır bulundu. Katılımcılar arasında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı yer aldı.

Askeri kanadı ise Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu temsil etti. Bürokrasi ve parti yönetiminden de Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, AK Parti Genel Başkanvekilleri Efkan Ala ve Mustafa Elitaş ile AK Parti genel başkan yardımcıları Hayati Yazıcı, Hasan Basri Yalçın ve Hüseyin Yayman salondaki yerlerini alarak bu önemli törene eşlik ettiler.

Kaynak: AA