Tüm yurtta yeni eğitim ve öğretim döneminin ders zilleri çalarken, okul heyecanının yerini velilerin derin ekonomik kaygıları aldı. Gölcük bölgesinde saha çalışmalarını sürdüren Saadet Partisi Kadın Kolları temsilcileri, ders başı yapılmasıyla birlikte tırmanan eğitim giderlerine dikkat çeken kapsamlı bir rapor kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamada, bir öğrencinin sadece en temel kırtasiye ihtiyacının dahi 7.000 TL sınırına dayandığı vurgulanarak, gelir seviyesi düşük ailelerin eğitim harcamaları karşısında çaresiz kaldığı dile getirildi.
Asgari ücretle geçim mücadelesi veren ve birden fazla okuyan çocuğa sahip hanelerin çok zorlu bir sınavdan geçtiği ifade edildi. Okul alışverişi için ailelerin gıda, mutfak, elektrik ve doğalgaz gibi en zorunlu yaşam giderlerinden kısıntı yapmak zorunda bırakıldığı hatırlatıldı. Okul malzemeleri, beslenme çantası maliyetleri ve okul kıyafetlerinin lüks birer tüketim maddesi değil, her çocuğun en doğal hakkı olduğu belirtilerek yetkililere acil destek mekanizmaları kurulması yönünde çağrıda bulunuldu.
Mutfak Masraflarından Kısılarak Okul Alışverişi Yapılıyor
Ekonomik krizin gölgesinde açılan derslikler, dar gelirli vatandaşların bütçesinde ciddi gedikler açmaya devam ediyor. Gölcük’te gerçekleştirilen basın açıklamasında, açıklanan resmi rakamlar ile çarşı pazardaki gerçek fiyatlar arasındaki uçuruma dikkat çekildi. Kırtasiye tezgahlarındaki etiketlerin geçen yıla oranla katlanması nedeniyle ailelerin çocuklarına sadece temel defter ve kalemleri dahi alırken tereddüt yaşadığı aktarıldı.
Açıklanan "Aile Yılı" veya benzeri sosyal projelerin sahadaki karşılığının yetersiz kaldığını savunan siyasi temsilciler, gerçek korumanın ancak cüzdandaki alım gücünün artırılmasıyla sağlanacağını belirtti. Yüksek kira bedelleri ve kabaran faturalarla boğuşan velilerin bir de görünmeyen okul harçları ile baş başa bırakıldığı ifade edildi. Anayasal bir hak olan ücretsiz eğitimin, sahada velilerin cebinden çıkan ağır tutarlarla çeliştiği vurgulandı.
Sosyal Devlet Anlayışı Eğitimde Fırsat Eşitliği Gerektirir
Eğitime erişimin ve nitelikli ders almanın ailelerin finansal imkanlarına endekslenmesinin kabul edilemez olduğu belirtildi. Bir yanda sınıf arkadaşlarının tüm ihtiyaçlarını kolaylıkla karşılayabildiği ortamlar bulunurken, diğer yanda tek bir kalem setini dahi alırken zorlanan milyonlarca çocuğun varlığına dikkat çekildi. Bu tablonun, toplumdaki adalet duygusunu zedelediği ve sosyal devlet ilkesiyle tamamen bağdaşmaz bir durum yarattı ifade edildi.
Devletin asli sorumluluğunun sadece betondan okul binaları inşa etmekle sınırlı kalmaması gerektiği dile getirildi. Asıl görevin, o binaların kapısından içeri giren her bir evladın eşit, nitelikli, tok ve güvenli bir ortamda ders dinlemesini sağlamak olduğu aktarıldı. Okul çatısı altında yaşanan bu imkan farklılıklarının, gençlerin geleceğe dair hayallerini ve özgüvenlerini doğrudan olumsuz etkilediği kaydedildi.
Okul Çevrelerindeki Güvenlik Riski Velileri Tedirgin Ediyor
Eğitimin sadece finansal boyutuyla değil, aynı zamanda güvenlik ve altyapı eksikleriyle de alarm verdiği açıklandı. Derslerin başlamasıyla birlikte servis taşımacılığındaki denetimsizlikler, okul çevrelerinde artan güvenlik zafiyetleri ve olası afetlere karşı yetersiz kalan okul binalarının aileleri ciddi şekilde korkuttuğu ifade edildi. Velilerin bir yandan bütçelerini düşünürken diğer yandan çocuklarının can güvenliği için kaygılandığı aktarıldı.
Eğitim kurumlarının ve çevresinin tam anlamıyla korunaklı alanlar haline getirilmesi gerektiği savunuldu. Servis araçlarının standartlara uygunluğunun sıkı denetlenmesi, okul önlerindeki zabıta ve emniyet tedbirlerinin artırılması talep edildi. Binaların deprem ve benzeri doğal afet risklerine karşı dayanıklılık testlerinin eksiksiz yapılması ve yıpranmış yapıların hızla yenilenmesi gerektiği bildirildi.
Kalkınmanın Temel Ölçütü Vatandaşın Huzurunu Sağlamaktır
Ekonomik büyüme ve kalkınma göstergelerinin sadece kağıt üzerindeki istatistiklerle açıklanamayacağı dile getirildi. Gerçek refahın, mutfaktaki tencerenin rahatça kaynaması ve bir babanın veya annenin çocuğunu okula gönderirken cebini düşünmemesiyle ölçülebileceği vurgulandı. Kırtasiye, kıyafet ve beslenme harcamalarının %100’ü bulan reel artışlarının yetkililerce göz önünde bulundurulması gerektiği hatırlatıldı.
Eğitimin kamusal bir hizmet olduğu gerçeğinden hareketle, dar gelirli ailelere doğrudan ve kalıcı materyal desteği sağlanması istendi. Öğrencilerin geleceğinin, ebeveynlerinin aylık kazancına veya ekonomik çaresizliğine terk edilemeyeceği ifade edildi. Eğitimde adaletin tam anlamıyla sağlanması için yönetimin acilen somut adımlar atması ve velilerin üzerindeki bu ağır finansal baskıyı kaldırması gerektiği iletildi.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım





