Bircan Turizm İşletme Sahibi ve Şehirler Arası Yolcu Taşıma Başkanı Ahmet Bircan, Türkiye’den otomobiliyle yola çıkarak Mekke’de umre yolculuğu gerçekleştirdi. 58 yaşındaki Bircan, oğlu İlyas Bircan ve torunlarıyla birlikte 2600 kilometre yolu iki buçuk günde giderek, umre vazifesini yerine getirdi. Suriye üzerinden gerçekleştirilen yolculuk esnasında yurt içindeki vatandaşların yoğun ilgisinden söz eden Bircan, Suriyelilerin de kendisine ve ailesine karşı oldukça misafirperver olduklarını anlattı. Karayoluyla yaptığı yolculuk sırasındaki ziyaretlerinden ve konuk olduğu evlerden bahseden Bircan, Osmanlı eserlerinin tarihi dokusunu yitirmeden bugünlere geldiğine de ifadelerinde yer verdi. Suriye’nin Esed rejiminden sonraki halini de büyük bir üzüntüyle dile getiren Bircan, herkesin bu duygu ve deneyimi yaşaması gerektiğini söyledi.
AHMET BİRCAN: “UMREYE GİTMEK ÇOCUKLUK HAYALİMDİ”
Küçükken komşusu tarafından etkilendiğini söyleyen Ahmet Bircan, taşıt sahibi olduktan sonra umre yolculuğu yapacağına dair kendine söz verdiğini dile getirdi. Bircan: “Umre’ye karayoluyla gitme fikri çocukluğumdan beri bende bir uhde idi. Benim komşum vardı o zamanlar, Kemal Amca. O gidip gelirdi. Benim de her zaman idealimdi. Ne zaman araç sahibi olacağız ne zaman gideceğiz falan derken, tabii Cenab-ı Allah'ın hazinesi çok geniş. Bize de nasip etti. Herkese de tavsiye ederim” dedi.
“HALİD BİN VELİD’İ ZİYARET ETMEK BENİ ÇOK ETKİLEDİ”
Türkiye’den umreye karayoluyla giden Ahmet Bircan ve ailesi, Suriye’den başlayarak umreye varana kadar Osmanlı eserlerine şahit olduklarından söz etti. Peygamber efendimiz tarafından övgülere mazhar olan Halid bin Velid’in kabristanını ziyaret ettiklerini dile getiren Bircan, yoğun manevi duygular yaşadığını ve yolu düşen herkesin de görmesi gerektiğini vurguladı. Bircan: “Suriye'de Şam'ı ziyaret ediyorsunuz. Emevi Camisi'ni ziyaret ediyorsunuz. Bilal-i Habeşi Şam'da. Ürdün'ü ziyaret ediyorsunuz. Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar olmuş bir savaşçı olan Halid Bin Melik’in kabristanı orada. Halid bin Velid, Peygamber Efendimiz de savaş yapmış onunla ama kazandıktan sonra müslüman oluyor. Övgüsüne mazhar olan bir savaşçı” diye sözlerine ekledi.

“YOLCULUK MEŞAKKATLİ AMA GÜZEL YANLARI DA VAR”
Otomobille umre yolculuğunun biraz zor olduğuna dikkat çeken Bircan, yolculuğun güzel taraflarından da bahsetti. Bircan, günümüz teknolojisiyle eski dönemlere kıyasla yolculukların daha konforlu olduğuna işaret etti. Karayoluyla umreye iki buçuk günde vardıklarını belirten Bircan, sefer boyunca yol kenarlarındaki güzel manzaralarda mola verdiklerini ve Osmanlı eserlerinin bazılarını ziyaret ettiklerini söyledi. Suriyelilerin misafirperverliğini ve Türkiye’yi çok sevdiklerini anlatan Bircan: “Tabi biraz meşakkatli bir yol. Fakat şöyle düşündüğümüz zaman, eskiden üç ay çölde hayvanlarla gidiliyordu. Şimdi klimalı araçlarla gidiyorsunuz. Geze geze gidiyorsunuz. Her yeri göre göre gidiyorsunuz. Haliyle çoluk çocuk olunca daha da zahmetli oluyor. İki buçuk gün falan sürdü gidişimiz. İki buçuk gün gittik. İki buçuk gün geldik ama dedim ya en güzel tarafları gezerek ve görerek gitmek oldu. O maneviyatı yaşayarak gidiyor insan. Osmanlı tarihini göre göre gidiyor. Cenab-ı Allah herkese nasip etsin. Güzel bir tur oldu bizim için. Çocuklar için güzel bir tur oldu. Biz dört yetişkin iki tane torun olmak üzere altı kişi gittik. Aracımız da müsaitti. Arkamıza süngerimizi koyduk. Çayımızı koyduk. Tüpümüzü koyduk. Yiyeceklerimizi aldık. Yolda nerede canımız istediyse güzel yerlerde durduk. Yedik, içtik. Eğlenceliydi yani bizim için de. Suriye’de yaşayan insanlar Türkiye için ikinci vatan diyorlar. Suriye'ye geçtikten sonra dinlenme hasıl oldu. Allah razı olsun. Çok güzel karşıladılar. Halkı da bizi çok seviyor. Siz bizdensiniz diyorlar. Hatta çoğu yerde para almak bile istemiyorlar. İlgi alaka çok güzel. Elhamdülillah orada Hama'da kaldık bir gece. Yedik içtik. Ama çok güzel bir yer” ifadelerini kullandı.
“SURİYE’Yİ O HALDE GÖRMEK BENİ ÇOK ÜZDÜ”
Suriye sınırlarına giriş yaptıktan sonra Esed rejiminin şehirde bıraktığı enkaza da değinen Bircan, Suriye Devleti’nin içler acısı halini gördükten sonra çok üzüldüğünü belirtti. Suriye’yi gördükten sonra halkının zorunluluktan savaştan kaçtığını ve Esed rejiminin kardeş katliamı yaptığına şahitlik ettiğini sözlerine ekleyen Bircan: “Esed rejimi Hama'yı vurmamış giderken ama üzüldüğümüz çok taraf var. Cilvegözü Sınır Kapısı'nı geçtikten sonra Halep'ten Humus’a. Humus da dahil. Ne evliya ne enbiya hiçbir şey dinlememiş. Zaten bu insan nasıl bir insan onu da anlamıyorum. Vurmuş her yeri. Filistin'den hiçbir farkı yok. Hayalet şehir olmuş. Evleri güzel, yaşantıları güzel, tesisleri güzel. Biz vatanından kaçmış diye kızıyorduk ama öyle değil. Bu insanlar kardeş kavgasından zorunlu kaçmışlar. Bu insanlar kardeş kardeşi, babayı oğlu, oğul babayı vurmaktan kaçmışlar. Orada da bölge halkından dinledik biz bunları. Suriye’yi gördükten sonra daha güzel empati yaptık. Daha güzel anladık o insanları. Suriye'de iki gece kaldık biz dönüşte. Bomba atılmış bir evde kaldık. Ev geniş olunca salonu bitirmiş. O güzel memlekete daha önce de gitmişliğim oldu. Suriye çok daha güzeldi. Yaşantısı güzeldi. Gelir seviyesi çok yüksekti. Ama şu anda altyapı yok, su yok, elektrik yok. Okumuş kimse kalmamış. Almanya, Belçika gibi ülkelere gitmişler. Üzüldük yani. Çok üzüldük. Ama inşallah tez zamanda ayağa kalkacağına inanıyorum” açıklamalarında bulundu.

“ALLAH HERKESE NASİP ETSİN, ÇOK GÜZEL BİR DENEYİMDİ”
Bircan, Otomobiliyle iki buçuk günlük umre yolculuğu sırasında zorunlu ihtiyaçlarını gidermekte hem sınırdaki Türk halkının hem de Suriyeli vatandaşların yardımcı olduğunu söyledi. Sınırdaki güvenlik kontrollerinden ve Ürdün’deki camilerin konforundan da bahseden Bircan: “Suriye'ye kadar zaten bizim memleket. Biz daha cilve gözüne varmadan, Kırıkhan'dan karayoluyla çıktığımızı yayınladık. Yani işte karayoluyla umre yolculuğumuz başladı deyince, Kırıkhan'dan 2-3 tane vatandaş bizi aradı. Bir de bireysel umre grubu diye bir grup var Facebook'ta. Biz buradan paylaştık. Umre yolculuğumuz başladı karayoluyla deyince buradaki insanlar bizi aradılar. Dediler ki buyurun gelin yemek yiyelim, çay içelim, misafirimiz olun. Hatay bölgesi Suriye'yi daha iyi bildiği için yollarda, güzergahlarda size yardımcı olalım dediler ve çokta yardımcı oldular. Biz tabii hepsine misafir olamadık ama yolda peyderpey çayını içtiğimiz, kahvesini içtiğimiz insanlarla tanıştığımız oldu. Daha sonra Suriye sınırına vardık. Allah razı olsun orada güzel karşıladılar. Orada bir tesiste misafir olduk. Hatta tesisin sahibi de fotoğraf çekildi, yayınladı. Oradaki insanlarla sohbet ettik, yemek yedik. Ondan sonra bizi Hama'da bir otele gönderdiler. Oradan Ürdün'e geçtik. Ürdün'de de keza sınırdan geçtik. Onlar da çok iyi davrandılar. Hiçbir sıkıntı yaşamadık. Ürdün'de gece gece konakladık ama orada da şöyle, camileri Suriye'ye göre biraz daha gelişmiş. Camileri, mescitleri, tuvaletleri, duş yerleri, camilerin hepsinde bu tür imkanlar var. Arabamızı boşalttılar. Arabamızın içerisine bir çadır girdiler. Köpek geldi bir kurt köpeği, arama köpeği. Aracımızı güzelce aradı. Köpeğe ayak da bastırmıyorlar böyle çadırın üzerinde. Aracımızı koklattılar. Herhangi bir şey çıkmadı. Tekrar arabamızı yüklediler. ‘Umreniz hayırlı olsun’ dediler. Bizi gönderdiler. Suriye Kapısı'nı geçtikten sonra kasaba gibi bir yere takıldık. Sabah namazı yakındı. Dedik namazımızı burada kılalım. Sabah kahvaltısını da burada yapalım. Camiler serindi. Üst katı da varmış. Orada bir iki saat dinlendik. Aşağı katta duş, banyo hepsi var. Orada duşlarımızı aldık. İhtiyaçlarımızı gördük. Bir de kahvaltı yaptık orada. Arabistan’da hiç durmadık. Medine'ye kadar gittik. Medine'ye girişimizi yaptık. Orada da Türk çoktu. Oradaki insanlardan, bireysel üniversite grubundan yardım aldık. Onlar da bizi çok güzel karşıladılar. Orada bir otele yerleştik. 3-4 gün falan da orada kaldık. Allah kabul etsin. Orada görevimizi bitirdikten sonra oradaki grupla, bizim Türk gruplarıyla beraber ihramımızı giydik. Niyetimizi aldık. Aşağı yukarı 400 kilometre tabii Mekke'ye. O şekilde geldik” diyerek sözlerine son verdi.





