Neolitik Dönem’e ait en eski yerleşimlerden bir tanesi olan Çatalhöyük’e yaklaşık 9 kilometre uzaklıkta bulunan Boncuklu Höyük’te, 2006 yılından buyana arkeolojik kazı çalışmaları yapılıyor. Liverpool Üniversitesi’nden Prof. Dr. Douglas Baird’in kazı başkanlığı, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Mustafaoğlu’nun kazı başkan yardımcılığını yaptığı kazı çalışmalarıyla önemli veriler elde edildi. Yaklaşık 30 kişilik bir ekiple 4 bölgede devam eden, Orta Anadolu’da tarım ve hayvancılığın nasıl başladığını ve ilk köy yerleşmelerinin ortaya çıkışıyla ilgili yapılan araştırma sonucunda Boncuklu Höyük’ün Çatalhöyük’ten en az 1000 yıl daha önce kurulduğu saptandı. Buna göre, bölgenin tarihinin Milattan Önce (MÖ) 7500 ile 8500 arasına kadar uzandığı ortaya konulurken, araştırmayı yapan bilim adamları bölgede yaşamış olan insanların Çatalhöyük insanının ataları olduğunu bildiriyor. Hatta bölgeden elde edilen veriler ve Avrupa’da yapılan bazı genetik çalışmaların karşılaştırılması sonucunda, tarımın Avrupa’ya Boncuklu Höyük’ten taşındığını düşündürüyor. Yapılan çalışmaların tamamlanmasıyla Boncuklu Höyük, Neolitik Dönem’e ait en eski yerleşimlerden bir tanesi olarak tanımlanan Çatalhöyük’ten daha eski bir yerleşim yeri olarak önemli bir turizm destinasyonu olmaya aday.
YENİ BİR TURİZM DESTİNASYONU
Geçtiğimiz günlerde National Geographic Türkiye Dergisi’nin Ağustos sayısına kapak olan Boncuklu Höyük, tüm dünyanın ilgisini çekti. Yeniden gündeme gelen ve Karatay İlçe sınırları içerisinde yer alan Boncuklu Höyük’le ilgili Karatay Belediyesi de harekete geçti. Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Boncuklu Höyük’ün önemli bir turizm destinasyonu olması için belediye olarak gerekli desteği vereceklerini açıkladı. Basın mensupları ile birlikte bölgeye bir gezi düzenleyen Başkan Kılca, burada yaptığı açıklamada Boncuklu Höyük’ünde yapılan çalışmalar sonucunda bölgenin Çatalhöyük’ten 1000 yıl daha önce oluşmuş bir yerleşim yeri olduğunun belirlendiğini söyledi. Bölgede ilk tarımın yapıldığına dair bulgulara rastlandığını bildiren Başkan Kılca, “Hatta Avrupa’ya tarımın da bu bölgeden gittiğine dair kesin kanıtların olduğu iddiaları var bilim adamlarının. Turizm destinasyonlarından bir yenisini daha burada gezdik. Çatalhöyük var, Kilistra var, Karahüyük var birçok höyük çalışmaları var. Boncuklu Höyük de ilçemizde bulunan ve bunların tümünün belki de en eskisi olan bir mekandayız. Burada emeği olan hocalarımızı kutluyorum. Burada belediye olarak bizler de bu tarihi yapının daha iyi gezilebilmesi, daha iyi algılanabilmesi için, yolunun yapılması, çevre düzenlemesi yapılması, karşılama merkezinin yapılması, kazı alanlarının üstünün kapatılması ile ilgili projelerimiz var. Birlikte inşallah buranın Konya’ya, Karatay’a yeni bir turizm destinasyonu olarak kazandırılması için çalışıyoruz” diye konuştu.
BİRÇOK KALINTI TESPİT EDİLDİ
Boncuklu Höyük’teki kazı ekibinin başında yer alan ve proje yürütücüsü olan Liverpool Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Douglas Baird, Boncuklu Höyük hakkında bilgiler verdi. Bölgede 2006 yılından buyana kesintisiz kazı çalışması yapıldığının bilgisini veren Prof. Dr. Baird, kazı sonucunda elde ettikleri bulguları şöyle paylaştı, “Yaptığımız çalışmalarla bazı mimari sınırları açığa çıkarıyoruz. Kazmış olduğumuz alanda çok yoğun mimari izler görmüyoruz. Boncuklu Höyük’ü Çatalhöyük’ten farklı olarak ortaya koyan evlerin sık yapılmaması ve birbirinden bağımsız olmaları. Aralarda kalan kazmış olduğumuz alanlarda insanların günlük aktivitelerini, yiyecek aktivitelerini, çeşitli alet yaptıkları alanlar olarak görüyoruz. İnsanların yemeklerini pişirdikleri alan, gördüğünüz çukur alan. Orada bir ocak kalıntısı ve küllerle birlikte yanmış organik kalıntılar bulduk. Büyük ihtimalle insanlar burayı günlük ortak mutfak alanı olarak kullanıyorlardı. Böylece de birbirleriyle etkileşim halinde bulunuyorlardı. Aynı zamanda yemek pişirme ve sosyal aktivitelerinin bir parçası olarak çeşitli ihtiyaçlarını gördükleri tuvalet alanlarını da keşfettik. Yaptığımız çalışmalarla bölgenin geçmişi, insanların sağlıklarına giden konularda bilgi sahibi oluyoruz. Toplu olarak yapılan bir aktivite olarak da ilginç bir bölge. Aynı zamanda yapıların içerisinde birtakım inanışlarla ilgili olarak da bulgular var. Hane halkının inanç sistemiyle ilgili de ayrıntılı bilgi vermekte. Yaban domuzu alt çenesinin duvara iliştirilmiş halde bulduk. Bir ritüel açısından Boncuklu Höyük bir örnek veriyor. Başta yaban öküzü olmak üzere bazı yaban hayvanlarının kafa taslarını evlerine monte ettiklerini biliyoruz. Ölüler yapıların içlerinde gömülüyordu. Ölülere de rastlıyoruz. Ev dışında da mezarlık alanları tespit ettik. Bu yıl kazılmış bir mezar var. Buradan hareketle sadece evlerin tabanlarına değil dışarıdaki alanlarda da mezar olduğu tespit edildi. Ondan önceki yılda da çeşitli iskelet kalıntılarına rastlandı.”
2006 YILINDAN BUYANA KAZILAR SÜRÜYOR
Boncuklu Höyük’ün keşfedilmesiyle ilgili süreçten bahseden Prof. Dr. Baird, “Çalışmalarımı çok uzun zamandır sürdürüyorum. Ama 2006 yılında bu bölgede yaptığım yüzey araştırmaları sırasında, çalışmamın son gününde buradaki yüksekliği tekrar ölçmek istedik. Bu sırada şuan bulunduğumuz bölgede yerde birtakım doğal cam bulduk. Buranın tarih öncesi bir yerleşim yeri olduğuna kanaat getirdik. Sonrasında da bu buluntular ışığında kazılar yapmaya karar verdik. 2006 yılından bu yana kazılar kesintisiz olarak devam etmektedir. Bu yıl 4 tane alanda kazı yapıyoruz. Yan tarafta kazmış olduğumuz evin devamını araştırıyoruz. En iyi koruma yöntemi olarak kazdığımız alanları tekrar kapatıyoruz. Toplam 4 alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.
BULUNTULAR BÖLGEYLE İLGİLİ BİLGİ VERİYOR
Prof. Dr. Baird, yaptıkları çalışmalarla elde edilen bulgularla, bölgenin coğrafi ve iklimsel birtakım özellikleri hakkında da bilgi sahibi olduklarına değindi. Konuyu ayrıntılı şekilde anlatan Prof. Dr. Baird, “Buradaki açmada da geçen yıl başladığımız çalışmaları derinleştirdik. Çok büyük bir çöplük alanıyla karşılaştık. İnsanların yemiş oldukları büyük memeli hayvanlara ait kemik kalıntılarına, balık ve su kuşlarına ait çeşitli hayvan kemikleri tespit ettik. Bunlar bize bölgenin yaklaşık 10 bin yıl önce nasıl olduğunu gösterir izler vermektedir. Günümüzden farklı olarak o dönemde bölge oldukça sulak, bataklık ve göllerle kaplıydı. O nedenle su kuşları, su sürüngenleri, su kuşları da Boncuklu insanının besin sistemlerinin içerisinde yer almıştır” ifadelerini kullandı.
30 KİŞİLİK BİR EKİP BULUNUYOR
Kazı çalışmalarını yürüten ekiple ilgili detayları paylaşan Prof. Dr. Baird, şunları kaydetti, “Bugüne kadar destek veren 60 kişilik bir ekipten bahsetmekle beraber şuanda kazı çalışmalarını 30 kişilik bir ekip sürdürüyor. Aynı zamanda bu ekip uluslararası bir ekip. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, Liverpool Üniversitesi, Queensland Üniversitesi hocaları ve öğrencileri olmakla birlikte, Ege Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi’nden gelen öğrencilerin de katkılarıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
ÇATALHÖYÜK İNSANININ ATASI
Boncuklu Höyük’te yaptıkları çalışmalar sonucu elde edilen verilen, Çatalhöyük’teki bulgularla örtüştüğüne işaret eden Prof. Dr. Baird, şöyle devam etti, “Elimizdeki arkeolojik buluntuların bize söylediğini kadarıyla Boncuklu Höyük’te 50-100 kişinin yaşadığını tahmin ediyoruz. Arkeolojik veriler ışığı altında Boncuklu Hüyük’ün Çatalhöyük’ten 1000 yıl kadar eski olduğunu söylüyoruz. Fakat kazılardan elde ettiğimiz bilgiler özellikle de mimari ve yerleşim dinamikleriyle ilgili uygulamalar, bize bölgede yaşayan insanların Çatalhöyük’te yaşayan insanların atası olabileceğini gösteriyor. Evlerin kirli ve temiz olarak ayrılması, tabanlara gömüler yapılmadı, hayvan kafataslarının duvarlara asılması Boncuklu’da da görülüyor. 1000 yıl sonra Çatalhöyük’te de aynı örneklere rastlanması nedeniyle bunu söylemekte bir sakınca görmüyoruz.”
BONCUKLU’NUN İZLERİ AVRUPA’DA
Boncuklu Höyük’te yapılan çalışmaların oldukça geniş kapsamlı olduğunu bildiren Prof. Dr. Baird, çalışmaların Avrupa’daki bazı bilimsel çalışmalarla karşılaştırıldığını dile getirdi. Bunun sonucunda da önemli bilgiler elde ettiklerini söyleyen Prof. Dr. Baird, “Son yıllarda yapmış olduğumuz DNA çalışması sayesinde Boncuklu’da yaşamış olan toplulukların Avrupa’ya doğru yayıldıklarının izlerini tespit ediyoruz. Bunu yaparken sadece buradaki delilleri değil aynı zamanda Avrupa’daki meslektaşlarımızın da yapmış olduğu DNA çalışmalarıyla da karşılaştırmalar yaparak Boncuklu’daki bireylerle akrabalık ilişkilerini ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Son yapmış olduğumuz çalışmalarla da bunu ortaya koyduk. Orta Anadolu’nun Avrupa’ya tarım toplumlarının yayılmasında önemli bir bölge olduğunu söyleyebiliriz. Birtakım tarım ürünlerinin alışverişine yönelik olarak çok basit düzeyde diyebileceğimiz ticari vasıtasıyla da bu tür yayılımın Avrupa’ya doğru olduğunu söylemekte de sakınca görmüyoruz” şeklinde konuştu.
ÇALIŞMALAR 2 YIL DAHA SÜRECEK
Çalışmaların ne zaman tamamlanacağı ve bölgede yapılması düşünülen projeyle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Baird, şöyle devam etti, “Bizim burada sadece arkeolojik kazılar yaptığımızı düşünmeyin. Burada biz hazırlamış olduğumuz ziyaretçi merkezinin içine koyduğumuz İngilizce ve Türkçe bilgilerle buraya gelen insanları da bilgilendirmeyi amaçlıyoruz. Arkeoloji, çıkan bilgileri sadece bilim dünyası ile değil aynı zamanda çevre halkıyla ve diğer insanlarla da paylaşmayı gerektiriyor. Son 2 yıldır Boncuklu Hüyük’e artan ilgi çok fazla. Bu yıl için 700’e yakın ziyaretçi ağırladık özellikle de çocuklar büyük ilgi gösteriyor. Onlara yönelik hazırladığımız kitapçıklar da var. Kitapçıklarda Boncuklu Hüyük’te ne yaptığımıza dair bilgiler veriliyor. Öğretmenlerimiz de ilgi gösteriyor. Buradaki ziyaretçi evi ve deneysel arkeolojik evlerimizin bulunduğu alanlarla birlikte, buraya gelen insanları bilgilendirmeyi amaçlıyoruz. 2006 yılından buyana devam eden kazılar 2 yıl daha devam edecek. 2020 yılından itibaren de buluntuları değerlendirmeye başlayacağız. Hedefimizden biri de kazmış olduğumuz alandaki evlerimizi tekrardan açığa çıkartıp üstünü kapatarak, gelen ziyaretçilerin orijinal evleri de görmesini sağlamak istiyoruz.”
BULGULAR ARKEOLOJİ MÜZESİ’NDE
Boncuklu Höyük isminin nereden geldiğini açıklayan Prof. Dr. Baird, “Çok zaman önce buraya Boncuklu Hüyük dendiğini biliyoruz. Burada çok miktarda boncuk çıkıyor. Özellikle yağmurlu bir dönemde kendiniz bile görebilirsiniz. Taş, kemik ve deniz kabuklarından yapılıyor boncuklar. Boncukların nasıl kullanılmış olabildiğini tahmin etmeye çalıştık. Mezarlarda bulduğumuz boncukların bir kısmı boyunlarda yer alıyordu. Bu kimlik göstergesi, kişilik aidiyet göstergesi, gurup aidiyet göstergesi olabilir. Ama mezarlarda bu boncuklara sıklıkla rastlanıyor” dedi. Ayrıca Baird, Boncuklu Höyük’ten elde edilen bulguların kanun gereği Konya Arkeoloji Müzesi’nde tutulup sergilendiğinin bilgisini verdi.
KONYA ÖNEMLİ BİR TARİH
Yaklaşık 26 yıldır Konya bölgesinde çalışmalar yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Baird, Konya’yı önemsediğini söyledi. “Konya oldukça önemli bir tarihi geçmişe sahip. O nedenle bu tarihi geçmiş nedeniyle yerli ve yabancı birçok arkeoloğun ilgisini çeken bir şehir” diyen Prof. Dr. Baird, şunları aktardı, “Konya çok önemli verilere sahip bir ilimiz. Bu nedenle ben de 20 yılı aşkın bir süredir Konya’da çalışmalarımı sürdürüyorum. Burada sadece yabancı ülkelerden bilim adamları yok, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nden hocalar ve öğrencileri burada. Aynı zamanda Ege Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Trakya Üniversitesi gibi üniversiteden gelen öğrencileri de ağırlıyoruz. 26 yıldır çalışmalarını sürdürdüğüm Konya’da, Konya halkının arkeolojik kazılara inanılmaz ilgi duyduğunu gördüm ve meraklarının arttığını fark ediyorum.”
BUĞDAY, BEZELYE, MERCİMEK BULGULARI VAR
Boncuklu Höyük’teki tarımsal bulgularla ilgili bilgiler veren Avustralya Queennsland Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Andrew Fairbairn, kazı çalışmalarını titiz bir şekilde yürüttüklerinin altını çizdi. “Burada bulduğumuz kalıntılar dışında, kazdığımız toprakları eleyerek içindeki her türlü tohum ve hayvan kalıntılarını dikkatli bir şekilde topluyoruz” diyen Fairbairn, şu bilgilere yer verdi, “Çok dikkatli bir şekilde buluntular ayrıldıktan sonra bunların ne amaçla kullanıldığına dair incelemeler yapıyoruz. Çok küçük boyutlardaki tohumları gözden kaçırmamaya çalışıyoruz. En fazla elde ettiğimiz önemli deliller de tohumlardan geliyor. Özellikle burada yenmiş olan bitkilerin, hem tarıma alınmış hem de tarıma alınmamış bitkilerin izlerini bulmaya çalışıyoruz. Çatalhöyük’ten farklı olarak burada koyunun evcilleştirildiğine dair birtakım izler tespit ettik. Bunu da kemiklerde yaptığımız kimyasal analizlerle buluyoruz. Burada çok düşük düzeyde bir hayvancılık ve de çok düşük düzeyde bitki yetiştiriciliği yapıldığının izlerini tespit etmiş bulunmaktayız. Çatalhöyük’teki yoğun tarım faaliyetlerinin aksine burada çok düşük düzeyde bir tarım faaliyeti var. Boncuklu Höyük’ün Çatalhöyük’ten 1000 yıl kadar eski olduğunu unutmamak gerekiyor. Buğday, bezelye, mercimek bulguları var. Bakliyatın bazı türleri ile buğdayın bazı izlerine ait bulguları burada tespit etmiş bulunuyoruz.”
DENEYSEL EVLER İNŞA ETMEYE ÇALIŞTIK
Kazı Başkan Yardımcılığını yürüten Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Mustafaoğlu da, “2014 yılında deneysel evlerimizi inşa etmeye çalıştık. Deneysel arkeoloji çalışmalarını sürdürmeyi amaçladık. Burada arkeolojik verilerden elde ettiğimiz bilgilerle yeniden evler inşa ediyoruz. Boncuklu’da evler toprağa gömülü, yarı oval kerpiçten evler. Çamur, kamış ve topraktan oluşan evler. Bu çalışmalarımız bittikten sonra bölgeye gelen insanların sayısında artış olacaktır. Başkanımızın verdiği destekle de çalışmalarımızı daha nitelikli hale getirmek istiyoruz. Boncuklu Evleri kirli ve temiz alan olmak üzere 2’ye ayrılıyor. Kirli alanda yemek yapma faaliyetleri sürdürüyorlar burada ocakları var. Temiz alanda ise onlarca belki de yüzlerce devam burayı tekrar sıvayarak beyaz ve temiz tutmaya çalışmışlar. Bu alanda uyumuşlar, ölülerini gömmüşler, çeşitli sosyal aktivitelerde bulunmuşlar” açıklaması yaptı.