Türk toplumunun temel yapı taşlarından biri olan, her sene şenliklerin gözdesi, izleyicilerin keyifle ve merakla seyrettiği ata sporumuz okçuluk, kültürel bir miras olarak varlığını sürdürdü. Türk töresindeki önemli yeriyle dikkatleri üzerine çeken okçuluk sporu, geçmişteki ihtişamını da korumaya devam ediyor. Konya’da faaliyet gösteren Aşkar Spor Kulübü, ata mirası olan okçuluk sporundaki başarılarıyla ismini kısa sürede tüm Türkiye’de duyurdu. 9-15 yaş arasındaki çocuklara geleneksel ve modern okçuluk sanatını öğreten antrenör Muhammed Bastem, gelişim çağındaki bireylerin fiziksel güçlenmelerinin yanında dikkat ve konsantrasyon becerilerinin de gelişmesine katkıda bulunuyor.

ÇOCUKLARDA DİKKAT EKSİKLİĞİ VE ODAKLANMA PROBLEMİNİN ANAHTARI: TÜRK OKÇULUĞU
2. Kademe Okçuluk Antrenörü Muhammed Bastem, Selçuk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, Necmettin Erbakan Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü’nde “Klasik yay ve ve geleneksel Türk okçuluğunun 9-15 yaş arasındaki çocukların dikkat seviyesine etkisi” adlı tez çalışmasıyla yüksek lisansını tamamladığını ifade etti. Bastem: “Ciddi anlamda hiç eğitim almamış çocuklara dahi belli periyotlarda verilen eğitim, onların odaklanma ve dikkatlerinde önemli seviyede artışa destek olmaktadır. Okçulukta Aşkar Spor Kulübü olarak, 2024 yılından itibaren faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz. Hem geleneksel Türk okçuluğu hem olimpik yay hem de izcilik alanlarında faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Eğitimlerimize temel seviyeden başlıyoruz. İlerleyen süreçte eğitim alan kişinin belli bir becerisi ya da atış performansının gözlemlerimiz sonucunda uygun gördüğümüz takdirde ikinci, üçüncü aşama eğitimlerimize geçiyoruz. Yaklaşık 6 aylık bir eğitim sürecinin ardından sporcuyu bir atış performans testine dahil ediyoruz. Akabinde sporcumuz lisans alması için istenilen skoru elde ederse kulübümüz bünyesinde lisans alma hakkına sahip oluyor” dedi.

OK VE YAYLAR SPORCULARIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNE GÖRE HAZIRLANIYOR
Geleneksel Türk okçuluğunda kullanılan klasik yaylar hakkında bilgi veren Bastem, temel eğitim düzeyinden sonra yay ve okların sporcuların fiziksel özelliklerine göre hazırlandığını söyledi. Bastem: “Klasik yayda sporcularımız öncelikle temel eğitimden başlar. Daha sonra yarışma sürecine kadar kullanılan ekipmanlar artık sporcuya özgü bir şekilde uyarlanır. Kullanılan oklar, yaylar, diğer yardımcı ürünler sporcuya bir terzinin kıyafet dikmesi gibi hazırlanır. Kişinin çekiş kuvvetine, dayanıklılığına, vücut yapısına göre yay ve ok tedarik edilir ve sporcu eğitime bu şekilde devam eder” diyerek okçuluk sporunu diğer branşlardan ayıran en önemli özelliklerinden bir tanesinin altını çizdi.

ATA SPORU OLİMPİYATLARDA DA YERİNİ ALIYOR
Okçuluk sporunun günümüzde dünyada da olimpik bir spor dalı olarak kabul edilmesinden söz eden Bastem, ata sporunun olimpiyatlara ikinci giren spor dalı olduğuna vurgu yaptı. Bastem: ”Okçuluk bugün dünyada olimpik bir spor dalı olarak kabul ediliyor ve klasik yay makaralı yayda ise hem dünya hem de Avrupa ve uluslararası birçok alanda adından söz ettiriyor. Özellikle ‘En büyük özelliği nedir?’ dersek olimpiyatlara ikinci giren spor dalı olduğundan söz edebiliriz. Hem kadınlar hem erkekler bir arada yarışabiliyorlar” diye sözlerine devam etti.
GENÇLERİN VE YAŞLILARIN RAKİP OLABİLDİĞİ NADİR SPOR DALI
Türkiye’de okçulukla ilgili sürdürülen faaliyetlerden söz eden Bastem, her iki federasyonun yürütmüş olduğu organizasyonlarda dikkat çeken farklılıklarından bahsetti. Türkiye’de 20 binin üzerinde lisanslı sporcu olduğuna dikkat çeken Bastem, Konya’nın merkez şehirlerden biri olmasında Konya Selçuklu Devleti’nin büyük rol oynadığına sözlerinde yer verdi. Konya halkının okçuluğu sevdiğini ve sahiplendiğini söyleyen Bastem aynı zamanda okçuluk sporunun yaş farkı gözetmemesinin de, sporun güzel yanlarından biri olduğuna dikkat çekti. Bastem: “Türkiye’de okçulukla ilgili iki farklı federasyon var. Birisi 1961 yılında kurulan Türkiye Okçuluk Federasyonu. Diğeri 2019 yılında kurulan Türkiye Geleneksel Türk Okçuluk Federasyonu. Birisi daha çok geleneksel, tarihi ve kültürel yönünü canlandırdığımız şekilde faaliyetlerini sürdürüyor. Yani atalarımızın bundan yüzyıllar önce kullandığı yöntem ve kıyafetlerle atışlar gerçekleştiriliyor. Klasik yay ve makaralı yayda bugün dünyanın da kabul etmiş olduğu esasen Türk yayının modernize hale getirildiği bir atış yöntemi uygulanıyor. Nişangah sistemiyle birlikte keskin nişancılığa dayalı bir vaziyette yapılıyor. Yaklaşık 70 metreden atışlar yapılıyor. Bu bir mühendislik harikası diyebiliriz. Kullanılan oklar, yaylar tamamen CNC gibi böyle üst düzey talaşlı imalat gerektiren teknolojiler kullanılarak gerçekleştiriliyor. Türkiye’de şu anda yaklaşık 20 binin üzerinde lisanslı okçu mevcut. Konya da geleneksel Türk okçuluğunda merkez şehirlerinin başına yer alıyor. Bunun tabii en büyük katkılarının başında Türkiye Selçuk Devleti'nin başkenti olması büyük bir etkiye sahip. Yüz ölçümünün büyük olması ve Konya halkının da okçuluğu sevmesi, ilgi duyması, özellikle bireysel yapılması, çok temas gerektirmeyen bir spor olması ve kişinin tamamen kendisinin tek başına mücadele ettiği ve atışındaki başarının ya da başarısızlığının da kendine ait olduğu en bireysel sporlardan biri. Bu sporumuzun güzel bir tarafı da sporcu ve antrenör aynı anda geleneksel okçulukta yarışabilir. Yani üstadı ile öğrencisi, sporcu 14 yaş ve üzeri kategoride aynı anda atış yapabilir. Hocası ile birlikte de yarışabilir. Yani 14 yaşındaki bir birey ile 60-70 yaşındaki bir kişi aynı ok meydanında ok yarıştırabilir. Bu da Türk okçuluğunun en güzel taraflarından birisi diyebiliriz” diyerek sözlerini noktaladı.
Öğrencilerine açık havada okçuluk eğitimi veren Bastem, yoğun ve keyifli bir antrenman programının ardından tekrar buluşmak üzere öğrencileriyle vedalaştı.




