“Şehri imâr ederken nesli ihyâ etmeyi ihmal ederseniz, ihmâl ettiğiniz nesil imâr ettiğiniz şehri tahrip eder...”

Tam da bugünkü içinde bulunduğumuz fotoğrafı tarif eden bir söz.

Son günlerde bir ‘Z Kuşağı’ndan bahsediliyor.

Sosyal medya aklıyla büyüyen bir nesil…

Ekmek kazanmak için zorluk çekmeyen ama ekmek kazanmanın daha da zor olduğunun farkında olan…

Ve…

Onu kazanmak için de ‘her yol mubahtır’ diyen.

Sosyal medyada yaptığı paylaşımların daha çok beğeni almasının gelecekte fenomen olabilme şansını daha yükseltebileceğini sanan…

Böylece hem etiket hem de çok para kazanacağını ümit eden…

Ne kadar yazık değil mi?

Böyle bir realite var mı?

Var…

Ne yapalım yani…

Onları dışlayalım mı?

Tabi ki hayır…

‘Şehri imar ederken nesli de ihya edeceğiz’

Bir örnekle anlatayım mı?

Geçtiğimiz günlerde bir STK’da görevi olan ağabeyimizle söyleşi yaptık.

Önümüzdeki günlerde de gazetemizde yayınlanacak.

Yok yok, aile üzerine çalışmalar yapan bir STK temsilcisi falan değil.

Emin olun, öyle bir gerçeğe temas ettik ki, toplumun geldiği noktayı özetler nitelikteydi.

Önce anlatayım…

İsim vereyim, sıkıntı yok zira gazetemizde de yayınlanacak.

KONTİMDER Başkan Yardımcısı Cüneyt Tat…

İnşaat sektöründeki sıkıntılardan bahsederken sosyal yaşamın değişmesiyle birlikte konut taleplerinin değiştiğini de hatırlattı.

“Düne kadar oda sayısına göre fiyat belirliyorduk. Artık o iş bitti. Müteahhit yaptığı konutu sahanın alım gücüne göre ayarlamak zorunda. Diyelim ki, alım gücü 500 bin civarında. Bu fiyata hangisi kurtarıyor. 1+1 mi, 2+1 mi, 1+0 mı? Hangisi kurtarıyorsa onu yapacak. Ya da tek oda kurtarıyorsa tek oda yapacak. Dolayısıyla konut talebi her gün daha da artıyor”

Da…

Cüneyt Tat’ın asıl vurgu yaptığı konu ise son zamanlarda boşanmaların kolaylaştığı için arttığı ve boşanan kadınların ailelerinin yanına dönmek yerine 1+1 gibi küçük evlerde oturarak yeni bir dağılma içine girdiğinden bahsediyor. Bunun için de konut talebinin daha arttığını da hatırlatıyor.

Allah korusun…

Kadın artık tek başına ve özgür!

İstediğini yapabilir!

Düşünce bu…

Eee…

Aile ne oldu?

Yapı da bozuldu, anlayış da…

İşin kötüsü bu durum zamanla da normalleşiyor.

Bakın…

Bir daha söylüyorum…

Boşanmalar artıyor ve eşinden boşanan kadınlar artık anne babasının yanına dönmüyor. 1+1 gibi küçük konutlar kiralayarak özgür! yaşamak istiyor.

Sonra…

İşte günümüzdeki fotoğraf önümüze çıkıyor.

Maalesef…

Peki çözüm ne?

‘Nesli de ihya etmek’

Nasıl?

Önce yasal altyapıyı oluşturmak lazım.

Boşanmaların azalmasını sağlamak için devlet eliyle bir çalışma gerekiyor.

Kadını korumak adına çıkarıldığı iddia edilen 6284 gibi kanunları bir an evvel kaldırmak.

Ya da düzenlemek…

Böyle bir çalışma var mı?

Evet var…

İstanbul Sözleşmesi’ne koyduğumuz imzadan çekildik. Güzel bir adımdı…

Şimdilerde boşanmış ailelerin çocuklarını görebilmeleriyle ilgili düzenlemeler üzerinde de çalışılıyor.

Ama…

Çok yavaş…

İvedi bir şekilde bunlar çözüme kavuşturulmalı.

-Milletvekilleri bu konuda sorumlu olduğu bölgelerde STK’lar ile bir araya gelerek çözüm önerilerini alabilmeli ve rapor halinde ilgili bakanlıklara sunarak aile kurumunun kurtarılmasına yardımcı olmalı.

-Özellikle STK’lar bu konuda bilinçlenmeli ve aile seminerlerine önem vermeli. Her kesimden çözüm önerileri alınabilmeli ve toplum geneline yaygınlaştırılmalı.

-Belediyeler aile programları düzenlemeli…

-Bir birim kurularak şehrin ihyasının yanında neslin inşasına da faydalı olmalı.

Aksi halde…

‘Z Kuşağı’nı bilmeme ama aile diye bir kurum ortada kalmayacak.

Haberiniz olsun…