Stratejik konumu ve jeopolitik önemiyle dünya ticaretinin kalbi sayılan Kızıldeniz ile Aden Körfezi hattı, küresel ve bölgesel aktörlerin nüfuz mücadelesine sahne oluyor. Türkiye’nin Somali hükümetine verdiği çok boyutlu destek bölgede ana denge unsuru oluştururken, Tel Aviv yönetiminin Somaliland ve çevresindeki arayışları dikkat çekiyor.
İsrail’in Bölgedeki Stratejik Ajandası ve Üs Arayışı
The New Arab’ta yer alan analize göre, Tel Aviv'in bölgeye yönelik stratejisi 7 Ekim 2023 sonrasında hız kazandı. Londra merkezli Royal United Services Institute (RUSI) Ortadoğu Güvenliği Kıdemli Araştırma Görevlisi Dr. Burcu Özçelik, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland üzerinden askeri ve istihbari varlık geliştirmek istediğini belirtti. Özçelik, İsrail'in Somaliland'ı savunma işbirliği perspektifinden ve Husilere karşı gelecekteki saldırı faaliyetleri için olası bir üs olarak gördüğünü vurguladı.
Ankara ile Tel Aviv Rekabeti: "Aynı Madalyonun İki Yüzü"
Bölgedeki askeri ve diplomatik satranç, Ankara'nın Mogadişu merkezli meşru hükümete verdiği tam destekle farklı bir boyut kazanıyor. Eski CIA görevlisi ve bağımsız uzman Cameron Hudson, iki ülke arasındaki rekabet motivasyonu ile deniz güvenliği çıkarlarının karşılıklı olarak güçlendirici nitelik taşıdığına vurgu yaparak, bu hamlelerin "aynı madalyonun iki yüzü" olduğunu kaydetti.
Somali İçin Hayati Güvence: Türkiye
Türkiye'nin Somali'de üstlendiği tarihi rol, Mogadişu yönetimi için hayati bir güvence niteliği taşıyor. Ankara'nın sağladığı askeri, ekonomik ve diplomatik hamleler ülkenin toprak bütünlüğünü teminat altına alırken, Mogadişu'daki TURKSOM tesisi El-Şebab'la mücadelede kilit rol oynuyor. Ayrıca 2024 yılında imzalanan 10 yıllık savunma anlaşması, iş birliğini denizcilik geliştirme ve kıyı şeridinin korunmasına kadar genişletti.
Uzmanlardan Dış Müdahale ve Bölgesel Gerilim Uyarısı
Dış müdahaleler ve İsrail'in hamlelerinin bölgedeki fay hatlarını tetiklediğine dikkat çeken Uluslararası Kriz Grubu Somali ve Afrika Boynuzu Kıdemli Analisti Omar S. Mahmood, yerel rekabetlerin bölgesel rekabetlerle kesiştiğini belirtti. Mahmood, bu durumun bölge aktörlerinin daha agresif ve uzlaşmaz pozisyonlar almalarına yol açtığını ifade etti.




