“Afişlerin Ardında: Kültürel Hegemonya ve Rıza Üretimi”

Abone Ol

Kültürel alanda hakim olma meselesini algıladığımız noktada büyük noksanlıklar gözüküyor. Kültürel alandaki hakimiyeti ya da daha doğru kavram ile hegemonyayı her ne kadar kitlelerin teveccühü üzerinden okuduğumuzu iddia etsek de esasen bu alanda elde edilen maddi kazanç ve sahnelere endekslemiş durumdayız. Kültürel hegemonya ve kültür alanında muktedir olmanın yollarını ‘’afişlere’’ bir de bu afişlerin arkasındaki ‘’rakamlara’’ bağlamışız. Burada da sahneler daralıp, afişler azaldıkça payımız düşmesin diye ‘’tekfir etme’’ yolunu tercih etmeye başlamışız.

Kültür, yalnızca bir estetik alanı ya da günlük hayatımızdaki yapıp ettiklerimizden ibaret değildir. Aynı zamanda toplumsal yönelimlerimizi, iktidar ilişkilerini ve kimlik mücadelelerini de kapsayan büyük bir alanı kapsamaktadır. Öyleyse bu alandaki her bir iz beraberinde toplumun ve kimlik mücadelelerinin bir aynasıdır. Bu ayna bizi, bizden öncekileri ve bizden sonrakileri de gösteren bir yansımayı sunmaktadır. Bizden öncekilerin bıraktıkları ve bugünün güç sahiplerinin yapıp ettikleri, bizim ve en önemlisi sonrasının kimliğini, yönelimini ve kişiliğini tayin etmektedir.

İsmini 10 yaşındaki kız yeğenimden duyduğum bir müzik grubunun birkaç gün sonra haberlerde gördüğüm konser görüntülerini de bu bağlamda izledim. Öncelikle belirtmeliyim ki yeğenim bu müzik grubunun Konya’da bir konseri olduğunu söylediğini ve biletlerin anında tükendiğini göz ardı etmemeliyiz. Bu kadar yoğun bir talebin hikmeti ne ola ki?

Bu talebin arkasında yatan temel dinamik, ‘’popüler kültür’’ kavramsallaştırmasının kıymetini biraz daha ön plana çıkarabilir. Öte yandan daha önce değindiğimiz kültür endüstrileri ve sanatın bir meta haline gelmesi meselesini de ayrıca değerlendirmek gerekmektedir. Popüler kültürün, insanları bir yere ama nereye sürüklediği meçhul bir hale gelirken kültür endüstrileri bağlamında Adorno’nun söyledikleri daha kıymetli hale gelmektedir. Sanatın, romanın, müziğin, filmin, dizinin ve bu alanda üretilen her metanın estetik bir kaygı gütmeksizin; küresel muktedirler tarafından toplumun bir tüketim aracı haline gelme meselesi o kadar göz ardı edilecek bir mesele değildir.

Üretilen bu metaların, aynı zamanda toplumsal dönüşümün ve küresel muktedirlerin ideolojik saplantılarının rıza üretim aracı olarak kullanıldığı da kabak gibi ortadadır.

Manifest adlı şarkı grubunun Konya’da biletlerinin hızla tükenmesi ya da havlayan bir rap şarkıcının milyonlarca dinleniyor olması popüler kültürün günlük tüketim hızıyla unutulacak bir mesele olmamalıdır.

Kültür alanında, toplumsal rıza üretim araçlarının derinlemesine incelenmesi gerekmektedir. Rıza üretimi ve toplumsal meşruiyet alanlarında bu kadar hızla gelişen absürtlüklerin yalnızca konser iptali ile engellenemeyeceği anlaşılmıştır, diye düşünüyorum.

Biz rıza üretimi ve toplumsal meşruiyet alanlarında neler yapıyoruz sorusunu açık yüreklilikle sormamız gerekmektedir. Giriş kısmında bahsettiğim gibi meseleleri bir sahne, afiş ve maddi kazanç bağlamından çıkarmak; diğerlerinin kavramlarına sarılıp onların ürettikleri metaları bize göre değiştirip sunmak büyük bir yanılgı ve tuzaktan ibarettir.

Türkiye’de birçok alanda olduğu gibi bu alanda da atılan adımların olduğunu da yok sayamayız. Özellikle başka bir yazımızda bahsettiğimiz; o dönem YTB Başkanı bugün ise TİKA Başkanı olan Abdullah Eren’in ve Selçuk Bayraktar’ın içerisinde bulunduğu KÜME Vakfı gibi çalışmaların hızlandırılması gerektiğini düşünmekteyim.

Özellikle teknoloji alanında büyük başarılara imza atan T3 Vakfı gibi bir etki alanına erişerek bu alanda da güzel işlerin çıkartılacağını umut etmekteyim.

Kültürel alanda üretilenlerin yalnızca görünen kısımlarını değil, rıza üretim mekanizmaları ve arkasında yaslandıkları ideolojik saikleri bilerek yol alınması gerektiğini söylemeliyiz.

Son olarak, bu kadar büyük bir alanda maruz kaldığımız bombardıman ortamında bunlardan kendisini korumaya çalışan her bir gencimize sahip çıkmalıyız. Bu gençlerimizi tekfir etmek, ötekileştirmek ve öğütmek ne yazık ki onları bu bombardımanın altına itmek olacaktır.

(Konuyla ilgili diğer yazılar için; https://www.konyayenigun.com/bir-kultur-elestirisi-endustri-iktidar-ve-savas, https://www.konyayenigun.com/yuz-yilin-muhasebesi-mahallelerde-donusum-ve-kultur )