Türkiye'nin elektrikle tanışma serüveni, Osmanlı döneminde yerel ölçekte başlayan ilk hamlelerden Cumhuriyet yıllarında kurulan güçlü santrallere ve ulusal şebekeye uzanarak ülkenin ekonomik, teknolojik ve toplumsal dönüşümünün en kritik parçalarından biri oldu. Anadolu Ajansı'nın Cumhuriyet'in 103. yıl dönümüne özel olarak hazırladığı "Karanlıktan Şebekeye" dosyasında, 1902 yılında Tarsus'ta yakılan ilk kıvılcımın ardından Konya'nın da aralarında bulunduğu Anadolu kentlerinin aydınlanma süreçleri tarihi belgelerle gözler önüne serildi.
ANADOLU'DA İLK IŞIK BENTBAŞI'NDA YANDI
Tarihi arşiv belgesi ve mevzuat kayıtlarına göre Türkiye sınırları içindeki ilk elektrik üretimi, 15 Eylül 1902 tarihinde Tarsus'taki Berdan Nehri üzerinde yer alan Bentbaşı mevkisinde gerçekleştirildi. Bir su değirmenine kayışla bağlanan mütevazı bir düzenekle başlayan bu üretim, kentin sokaklarını ve birkaç konutu aydınlatarak tarihe geçti. İstanbul'da ise kent ölçekli ilk adım 1914 yılında Silahtarağa Elektrik Santrali'nin hizmete girmesiyle atıldı ve şehirde önce tramvaylara ardından konutlara elektrik verilerek sanayileşmenin kapısı aralandı.
CUMHURİYET’İN ÖNCÜ ŞEHİR KONYA 1926’DA ELEKTRİĞE KAVUŞTU
Cumhuriyet'in ilan edildiği 1923 yılında Türkiye genelinde toplam kurulu gücü 32,8 megavat olan sadece 38 elektrik santrali bulunuyordu. Kişi başı tüketimin yıllık 3 kilovatsaat seviyelerinde kaldığı bu dönemde, elektriğin tüm yurda yaygınlaştırılması genç Cumhuriyet'in öncelikli kalkınma hedefleri arasında yer aldı. Bu tarihi planlama doğrultusunda Anadolu kentleri hızla karanlıktan kurtarılmaya başlandı. Konya, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki bu büyük kalkınma hamlesine 1926 yılında dahil olarak elektriğe kavuşan ilk ve öncü kentlerden biri oldu. Aksaray, Bursa, İzmit, Kütahya, Malatya ve Sivas gibi şehirlerle birlikte 1926'da elektrik kullanmaya başlayan Konya, sanayileşme ve toplumsal modernleşme sürecinde bölgenin parlayan yıldızı haline geldi.
AĞDAN KENTSEL DÖNÜŞÜME UZANAN BÜYÜK MİRAS
Elektriğin Anadolu kentlerine gelişi sadece bir teknolojik gelişme olmakla kalmayıp şehirlerin altyapısını, mimarisini, ekonomik yaşamını ve sosyal dokusunu baştan sona dönüştürdü. Silahtarağa örneğinde olduğu gibi kentlere giren elektrik enerjisi, hem yerel üretimi canlandırdı hem de uluslararası sermayenin ve teknolojik cihazların Anadolu'ya girişini hızlandırdı. Konya'nın 1926 yılında başlayan bu aydınlanma yolculuğu, bugün tarımdan sanayiye kadar uzanan devasa üretim gücünün de tarihsel temelini oluşturdu.




