PASTEUR’DEN GÜNÜMÜZE ULAŞAN BÜYÜK BİLMECE ÇÖZÜLDÜ
Dünya üzerinde yaşamın nasıl başladığına dair en büyük gizemlerden biri olan ve ilk kez 1848 yılında Louis Pasteur tarafından tespit edilen "homokiralite" problemi, Türk fizikçi Furkan Öztürk’ün çalışmalarıyla yeni bir boyut kazandı. Genetik moleküllerin fonksiyon gösterebilmesi için elzem olan bu özelliğin, moleküllerin sadece sağ elli veya sadece sol elli olması durumunu ifade ettiğini belirten Öztürk, bu karmaşık yapıyı şu sözlerle açıklıyor: "Homokiralite karmaşık duyulan teknik bir terim ancak ifade ettiği şey gayet basit. 'Kiralite' geometrik bir özellik olup, objelerin sağ elli ve sol elli şekilde, yani birbirinden farklı iki ayna görüntüsünde olmasını ifade ediyor. Homokiralite de aslında bunların sadece bir tanesinin bulunması durumu, yani kiralitenin homojenliğini ifade ediyor." 178 yıllık bu köklü sorunun çözümüne sunduğu katkıyla bilim dünyasında büyük ses getiren Öztürk, yaşamın kimyadaki ayna simetrisini kırmasının canlılığın başlaması için bir zorunluluk olduğunu vurguluyor.
MANYETİK ALAN VE YAŞAMIN İLK ŞABLONU
Nobel ödüllü biyokimyacı Jack Szostak tarafından "çığır açıcı" olarak nitelendirilen araştırmasında Öztürk, erken Dünya koşullarında kiral moleküllerin nasıl seçildiğini deneysel olarak kanıtladı. Manyetik etkileşimlerin bu süreçteki kritik rolünü ortaya koyan başarılı fizikçi, keşfettiği mekanizmayı şöyle detaylandırıyor: "Yaptığımız çalışmalar, manyetik etkileşimlerin önemini ortaya koydu. Manyetik taşlardaki elektronların, Dünya'nın manyetik alanı altında tek bir yöne doğru yöneldiğini ve bu yönelimin de kiral moleküllerin seçilimi için bir şablon oluşturabileceğini gösteren deneyler yaptık." Bu deneyleri erken Dünya koşullarıyla ve yaşam öncesi kimyayla uyumlu şekilde tasarladıklarını belirten Öztürk, elde edilen güçlü sinyalin yaşamın doğal yollarla nasıl ortaya çıkmış olabileceğini gösterdiğini ifade ediyor.
CALTECH’TE KURULAN YENİ ARAŞTIRMA ÜSSÜ: OZTURK LAB
Doktora çalışmasının ardından Eylül 2025 itibarıyla Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’ne (Caltech) doktor öğretim üyesi olarak atanan Furkan Öztürk, burada "Ozturk Lab" adıyla kendi laboratuvarını kurarak araştırmalarını bir üst seviyeye taşıdı. Farklı disiplinlerden gelen doktora öğrencileri ve araştırmacılardan oluşan ekibiyle yapbozun diğer parçalarını birleştirmeye çalışan Öztürk, disiplinler arası çalışmalarını şu sözlerle anlatıyor: "Yaşamın başlangıcını bir yapboz gibi düşünün. Bu yapbozun çeşitli köşelerinde farklı resimler var. Bu yapbozun bir parçasını koymuş olduk, kaba bir resim ortaya çıktı. Şimdi ise hem bu çalışmanın altını dolduruyoruz hem de yapbozun diğer parçalarıyla ilgileniyoruz." Laboratuvarda nitrojenin canlılık süreçlerindeki kullanımından karbondioksitin değerlendirilmesine kadar pek çok temel soruya yanıt aranıyor.
YAŞAMIN BAŞLANGICINI ANLAMAK EN BÜYÜK HAYALİM
Çalışmalarının odağında "CISS etkisi" olarak bilinen fenomenin biyoloji, kimya ve fizikteki diğer izdüşümlerini anlamak yattığını belirten Öztürk, bilimin sınırlarını zorlayan hedeflerine dair inancını paylaşıyor. Araştırmasının temel amacının tabiatı anlamaya yönelik bir temel bilim çalışması olduğunu dile getiren genç fizikçi, kariyerinin en büyük motivasyonunu şu sözlerle ifade ediyor: "En büyük hayalim, ölmeden önce dünyada yaşamın nasıl başladığını anlamak. Bunu elbette tek başıma yapmayacağım, araştırma grubum ve birlikte çalıştığımız diğer akademisyenlerle birlikte gerçekleştireceğiz. Nihayetinde bu problemin çözüleceğine inanıyorum." Alandaki gelişmelerin doğru yolda olduklarını gösterdiğini belirten Öztürk, Caltech çatısı altında insanlığın en eski sorularından birine cevap aramaya devam ediyor.





