Konya’nın merkezinde YRP İl Başkanlığı’nın düzenlediği basın toplantısına, YRP İl Başkanı Hasan Yel, Mahalli İdareler Başkanı Bülent Osman Osmanağaoğlu, Hukuk İşleri Başkanı İbrahim Gök, YRP Konya Kadın Kolları İl Başkanı Nefise Doğru, YRP Konya Selçuklu İlçe Başkanı Yunus Uğur Kar, YRP Konya Meram İlçe Başkanı Ramazan Ceylan, YRP Konya Karatay İlçe Başkanı Ali Kanat ve meclis üyeleri katılım sağladı. Toplantı, YRP Konya İl Başkanı Hasan Yel’in açılış konuşmasıyla başladı. Yel, basın toplantısının konuşmacılarını takdim ettikten sonra konuşmasını Konya’da yaşanan acı trafik kazasında hayatlarını kaybedenlere baş sağlığı dileyerek sonlandırdı.
HASAN YEL: “İKTİDAR MAALESEF KENDİ PROGRAMINA KENDİSİ İNANMIYOR”
Yeniden Refah Partisi Konya İl Başkanı Hasan Yel, konuşmasında, Maliye Bakanlığı’nın torba kanununda hazırlattığı %29 faiz ile vergi ve SGK borçlarının yapılandırılmasından söz etti. Hazırlanan torba kanununun, Türkiye’nin hedeflediği enflasyon verileriyle ters orantı oluşturduğunu dile getiren Yel, iktidar partisinin hazırlamış olduğu ekonomi programına kendisinin de inanmadığına dikkat çekti. Yel: “Bir konuyu dile getirmek istiyorum genel siyasete ilişkin. Biliyorsunuz vergi borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümet, Maliye Bakanlığı bünyesinde bir torba kanunu hazırladı ve meclisten geçti. Nedir bu? %29 faiz ile işçinin, esnafın, üreticinin, sanayicinin başta vergi ve SGK borçları olmak üzere tüm borçlarının yapılandırılması ve uygulanacak faiz kararı. Şimdi Maliye Bakanımız, orta badelli programda 2027 yılı için Türkiye'nin enflasyonunun %9, 2028 yılı içinde %8 olacağına karar vermişlerdi ve buna göre de ilan ettiler. Şimdi 72 aylık bir yapılandırma sonucunda Konya sanayicisinden, Konya esnafından %29 faiz talep etmek, başta hükümetin kendi enflasyon programına inanmadığını gösteriyor. Bir tarafta siz %8, %9 enflasyon öngöreceksiniz ve bunun birkaç puanın üstünde faiz beklentisi içerisinde ekonomiyi ona göre hazırlayıp şekillendireceksiniz. Bir tarafta da siz tecil faizini %29 olarak belirleyeceksiniz. Biz tabii kriz dönemlerinde tefecilerin ve tefeciler gibi çalışan bankaların iş adamlarımızı, esnaflarımızı nasıl batırdığını geçmişte acı bir şekilde tecrübe ettik. Aramızda yakınlarımızın durumları da geçmişte benzer sıkıntılarla karşılaşmıştır. Şimdi %29 faiz ne demek? Konya sanayicisinin, Konya esnafının, Konya üreticisinin batması demek. Zaten iş adamları borcunu zamanında ödeyebilmiş olsaydı, bugün hiçbir iş adamının evinin üzerine, arabasının üzerine haciz gelmezdi. Ama son dönemlerde trafik cezaları için bile araçların üzerine yakalamalı haciz konulduğunu görüyoruz. Bu maalesef hükümetin yasal bir tefeciliğe soyunduğunu gösteriyor. Bu ekonomik krizden, bu faiz politikasıyla çıkma imkan ve ihtimalimiz yok. Dolayısıyla hükümetin bu yapılandırmayı yeniden gözden geçirmesini ve faizleri silerek gerçek borç üzerinden üreticilere bir fırsat, bir ödeme kolaylığı sunmasını talep ediyoruz. Cumhurbaşkanımız her konuşmasında dünya 5'ten büyük diyor. Biz de diyoruz ki Türkiye üreticisi bu 5'ten, sizin kolladığınız 5 tane üreticiden, 5 tane holdinglerden büyük değil mi? Onlara sağlamış olduğunuz imkan ve ayrıcalıkları niçin; başta Konya sanayicisi olmak üzere bu memleketin esnafına, işçisine, çiftçisine, sanayicisine sağlamıyorsunuz? Bu manada iktidar maalesef kendi programına kendisi inanmıyor” açıklamalarında bulundu.
İBRAHİM GÖK: “BİZ YİNE İKTİDARA GELDİĞİMİZDE ALLAH İZİN VERİRSE BU ÜLKEDE KONYA'DA BACASI TÜTMEYEN FABRİKA KALMAYACAK”
YRP Hukuk İşleri Başkanı İbrahim Gök, düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, hukukun Türkiye’de zengin ve fakir insanlar arasında ayrım yaptığını vurguladı. Hukuk olmadan ekonominin de düzelmeyeceğinin altını çizen Gök, Yeniden Refah Partisi iktidarında özellikle Türkiye’deki eğitim sisteminin de değiştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. YRP’nin iktidar olma yolundaki bazı yeniliklerden bahseden Gök: “Konya'ya siyaseten ilk gelişim olunca müsaade ederseniz onunla heyecanıyla bir şeyler ifade etmeye çalışayım. Çok gelip gitmişim ama siyaseten gelmek biraz farklı. Şimdi hukuku konuşacağız diye başlayacağım ama Türkiye'de hukukun olmadığı bir ortamda, adaletin olmadığı bir ortamda hukuku ne kadar konuşursanız konuşun bir şey ifade etmiyor. Biraz evvel kıymetli il başkanım ifade etti. Vergi borçlarından bahsetti, yapılandırmadan bahsetti. Evet, biz de talep ediyoruz ki madem esnafa, iş adamına bir iyilik yapacaksınız, bir kolaylık yapacaksınız. O zaman o beşli diye ifade edilen gruba gösterdiğiniz hassasiyet ve imtiyazı lütfen bu memleketin çiftçisine de esnafına da iş adamına da gösterin. Yani 15 yılda otuz milyar dolarlık bir vergi borcu affettiğiniz beş veya altı holdingin borcunu nasıl tamamıyla affettiyseniz 70 küsür tane holdingin faaliyet gösterdiği, üretimin, hayvancılığın, tarımın ciddi manada aktif olarak gerçekten Türkiye ekonomisine ciddi katkılar sağlayan bir ildeki iş adamımızın da esnafımızın da muhakkak ve muhakkak devletimizin göstereceği bir kolaylıktan faydalanması lazım. Faizin olmadığı tamamıyla asıl borcun bir şekilde ötelendiği veya parçalandığı bir ödeme modeli muhakkak ve muhakkak bu ülkenin insanlığına da, bu ülkenin de esnafına da, iş adamına da kazandırılması lazım.
Diğer bir husus Türkiye'de her alanda ne yazık ki adaletin olmadığı bir dönemi yaşıyoruz. Işte biraz evvel ekonomiyi söyledik, vergiyi söyledik, liyakatı söyledik, sosyal hayatı söyledik. Aklınıza gelen her alanda ne yazık ki Türkiye ciddi bir adaletsizlik yaşıyor. Hukuk adına baktığınızda bugün parası olanın hukuku yakalayabildiği, fakir olanın ne yazık ki her zaman için mağduriyet yaşadığı her zaman güçlünün haklı olduğu bir hukuk modelinde gelinen nokta itibariyle Türkiye'nin de ciddi bir handikap yaşadığını görmemek mümkün değil. Kendi mesleğim itibariyle söylüyorum. Adalet mülkün temelidir derken ifade edilen nedir? Adalet devletin temelidir. Yani devlet eğer adaletle yönetiliyorsa ülkede her şeyin rahat bir şekilde halli olabildiğini görmek mümkün olur diye ifade ediliyor. Aslında kelimenin manası budur.
E böyle bir Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu da hep beraber ne yazık ki üzülerek müşahede ediyoruz. Emeklinin yirmi küsür milyar bin lirayla geçinme zorunda olduğu, süründüğü geçinmesi bir tarafa süründüğü işçimizin asgari ücretle ev kirasını dahi ödeyemediği, ev hanımımızın tenceresini kaynatamadığı altı milyon gencimizi bunun altını çizerek ifade ediyorum. Altı milyon gencimizin anne babanın vereceği harçlığa baktığı ev genci olarak yaşadığı bir toplumda siz istediğiniz modeli getirebilir misiniz diye sormak lazım. Yıllarca şunu söylendi. Müreffeh bir Türkiye'den bahsedildi. İnançlı bir gençlikten bahsedildi. Gerçekten binlerce doların milli hasılada herkese paylaştırıldığı bir dönemden bahsedildi. Gözlerimize bakın da ekonomiyi düzelttiğimizi görün diye ifade edildiği dönemleri yaşadık bu ülkede. Yirmi beş yılın sonunda yaşanılan sonuç hepinizin de hepimizin de ne yazık ki üzülerek gördüğü bir sonuç. Bugün bu ülkede on binlerce kardeşimizin ekonomik anlamda sıkıntı yaşadığı için bedenini sattığı binlerce evladımızın, milyonlarca evladımızın uyuşturucu bataklığında ne yazık ki heder olduğu milyonlarca ailenin perişan olduğu, parçalandığı bir ülkede siz halen, halen şunları iyi yapıyoruz diye biliyorsanız bizim söyleyebileceğimiz fazla bir şey yok. Kıymetli arkadaşlar bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu durum gerçekten bir batı ülkesinde olsaydı, bir Amerika ülkesinde, Güney Amerika ülkesinde olsaydı, hatta Doğu Bölük'ü ülkesinde olsaydı inanın çoktan sosyal patlamalar peş peşe gelirdi. Bugün ne yazık ki ülkemiz insanların hassasiyeti, merhameti, devletine bağlı, vatanına bağlı bu anlamda bu sıkıntıları ne yazık ki bir şekilde öteliyor” diyen Gök sözlerini “Biz yine iktidara geldiğimizde Allah izin verirse bu ülkede Konya'da bacası tütmeyen fabrika kalmayacak. Konya'da aç kaynamayan ev kalmayacak. Konya'da işsiz genç diye bir şey olmayacak inşallah. Allah izin verirse. Bunları sağlayacağız. Eğitimde reformlarla geliyoruz. Ekonomide reformlarla geliyoruz. Adalette reformlarla geliyoruz. Sosyal hayatta reformlarla geliyoruz. Kültürel hayatta reformlarla geliyoruz. Bunları geliyoruz derken sadece temenni olarak söylemiyoruz. Bunların raporlarını hazırladık. İnşallah sizlerin desteğiyle, bizlerin de gayretiyle geçmişte olduğu gibi, geçmişte olduğu gibi yine bu ülkede milli görüşün düşüncesini, milli görüşün ekonomik anlayışını, milli görüşün sosyal hayata bakış açısını birlikte iktidara taşıyacağız” diyerek sonlandırdı.
OSMANAĞAOĞLU: “KONYA'MIZ HEPİMİZİN BİLDİĞİ GİBİ TARIM ŞEHRİMİZ, ÇİFTÇİ ŞEHRİMİZ. BİZ KONYA'YI O MERCEKTEN GÖRÜR, O MERKEZDE TAKİP EDERİZ”
Yeniden Refah Partisi Mahalli İdareler Başkanı Bülent Osman Osmanağaoğlu, düzenlenen basın toplantısında Konyalı çiftçilerin yaşadığı ekonomik zorluklara işaret etti. Konya’ya sık sık geldiğini ifade eden Osmanağaoğlu, Konya’yı tarımın merkezi olarak gördüklerini belirtti. Otel salonunda düzenlenen toplantıda, Türkiye’nin ekonomik sorunlarına parmak basan Osmanağaoğlu, YRP’nin iktidar olduğu senaryoda Konya’ya ve tarıma yapılması planlanan programları paylaştı. Osmanağaoğlu: “Konya'mız hepimizin bildiği gibi tarım şehrimiz, çiftçi şehrimiz. Biz Konya'yı o mercekten görür, o merkezde takip ederiz. Ancak görüyoruz ki yine hükümetin açıklamış olduğu buğday ve arpa taban fiyatlarına baktığımızda sanki Konyalı'ya tarımla, çiftçilikle uğraşma bu işi bırak dercesine taban fiyatlarımız açıklandı. Zaten görüyoruz ki tarımla uğraşan, hayvancılıkla uğraşan vatandaşımız maalesef bu işi bırakmakta, kendine alternatif işler bulmakta, ek işler yapmakta. Halbuki bir ülkeyi kalkındıran yegane meselelerden biri topraktır. Bugün artık çiftçisi olan traktörde ve biçeri olan ııı çiftçimiz maalesef bunlar bile kendilerine yük olmaktan başka bir hal içerisinde değiller. Inşallah ümit ediyoruz ki geçmişte olduğu gibi doksan yedi, doksan sekizde elli dördüncü hükümetin başbakanı merhum Profesör Doktor Necmettin Erbakan Beyefendi'nin ortaya koymuş olduğu tarım politikalarıyla, yerinde kalkınmayla, bölgesel kalkınmayla biz bu işi yine Allah'ın izniyle çözeceğiz, çözmeye de devam edeceğiz. Yaptık, yine yapacağız inşallah.” dedi.
OSMANAĞAOĞLU: “BU YILIN SONU VEYA YİRMİ YEDİNİN İKİ BİN YİRMİ YEDİNİN İLK ŞEHRİNDE BU ÜLKEDE SEÇİM VARDIR”
Osmanağaoğlu konuşmasına: “Siyasetin en güzel yanı seçimdir bana göre. Çünkü başarılıysa tekrar başa getirilir, başarısız ise inşallah alaşağı edilir. Bu yılın sonu veya yirmi yedinin iki bin yirmi yedinin ilk şehrinde bu ülkede seçim vardır. Seçime giderken biz ümit ediyoruz ki Konya'mızdayız. Konyalımız yirmi dört yıldır yapılanları inşallah unutmayacaktır. Ve de unutmamalıdır. Yani artık tarlasına gitmekten gerçekten kendine eziyet gören hayvanına bakarken ya bir satılsaydı da kurtulsaydık diyen maalesef bir millet oluştu karşımızda. Bunları üstesinden gelebilmek üzere inşallah bu hükümetin gitmesiyle beraber yeniden Refah Partisi'nin kadrolarıyla birlikte milli görüş anlayışında adil düzen denk bütçeyi yapabilen havuz sistemini yine ortaya koyabilen bir siyasi parti gelecek bunun adı da yeniden Refah Partisi. Bunun lideri de Dr. Fatih Erbakan Beyefendi olacaktır. Aynı zamanda bugüne kadar hiçbir parti cumhurbaşkanı adayını açıklamamıştır. Yeniden Refah Partisi'nin cumhurbaşkanı adayı Dr. Fatih Erbakan'dır. Allah'ın izniyle biz yine yöneteceğiz. Adil bir şekilde, adaletli bir şekilde. Kararlılık noktasında, cesaret noktasında bizim hiçbir şekilde biraz daha ileri gittiğimiz olmuştur ki asla geri adım atmamışızdır. Yılların bize vermiş olduğu hırsı, yılların bize vermiş olduğu maalesef yöneticilerden kaynaklı ezikliği biz çok kısa zamanda ve Türk milletinin olması gereken yerde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin olması gereken yerde elimizden geleni ardımıza koymadan sağlayacağımıza inancımız da tamdır. Kadrolarımız da inşallah bunu hazırdır” diye devam etti. Konuşmasında Amerika-İran savaşına ve İsrail’in soykırımlarına da değinen Osmanağaoğlu, basın toplantısında yaptığı konuşmada Terörsüz Türkiye sürecine de değindi. Osmanağaoğlu hükümete seslenerek:” Memlekette, o bölgede yaşayan halkın kaç tanesiyle gidip görüştünüz? Kaç tane çok değerli şeyhlerimizden, ileri gelenlerimizden, medrese hocalarımızdan insanlarımız var. Kaçıyla konuştunuz? Hiçbiriyle. Halen daha siz kırk yıldır bu ülkeye kurşun sıkanlarla pazarlık halindesiniz. Ve o kurşunu sıktırmak, sıktırmamak üzere karşılarında duracak kitleyen selam dahi vermiyorsunuz. Nitekim 2013’te maalesef en son hepinizin hatırlayacağı gibi Diyarbakır Sur'da 9 ay kazılan hendeklerde 796 özel harekat polisimiz şehit edildi. Ancak orada direnenler de annesinin, bacısının elbiselerini giymiş, hepsi de sırtlarından vurulmuş, kaçmış gitmişlerdir. Şimdi geldik 2025’e “Terörsüz Türkiye” diyoruz. Bize zaman zaman direkt soruyorlar ‘Siz Terörsüz Türkiye istemiyor musunuz?’ diye. İstiyoruz kardeşim. Biz terörsüz Türkiye'yi boş ver, kardeş Türkiye'yi istiyoruz. Çünkü bu ülkede yaşayanların her biri diğeriyle kardeştir” mesajını verdi.
Konuşmasının devamında Türkiye’deki aile yapısının giderek bozulduğuna ve insanların yozlaştığını belirten Osmanağaoğlu, LGBT’nin her zaman karşısında olduklarını ifade etti. Osmanağaoğlu: “Burada 6284 sayılı kanuna vurgu yapıldı. 6284’te LGBT denilen bir sapkınlık var bu ülkede. Biz bu LGBT'lilerle ilgili her zaman altını çizerek diyoruz ki; biz bu işin karşısındayız. Allah'ın izniyle iktidara geldiğimizde bu işi teşvik edenlerin, bu işin sloganını atanların, bunun derneğini açanların ve destek verenlerin hepsinin karşısında, bugün olduğu gibi o gün de resmi hukuk devleti çerçevesi içerisinde çok net duracağız. Düşünün, başta İzmir olmak üzere bazı CHP'li belediyelerde LGBT ile ilgili müdürlükler vardı. Oraya giden müdüre bir de özellik katmışlar. Bunlar toplumumuza, özellikle bizim gibi Müslüman toplumlara aykırıdır. Gözümüze baka baka bunu bize dikte etmeye çalışıyorlar ancak bu aziz millet bu tür oyunlara gelmez, gelmiyor da. İstiklal Caddesi'nde bir Filistin, bir Gazze yürüyüşü için Valilik "Bugün müsait değil, haftaya müsait değil, yarına" dediği zaman; LGBT ile alakalı bir yürüyüş olduğunda "Saat kaçta yürüyecekler? Güvenliklerini alalım" diyen bir yapı var önümüzde. Bunu devletin valisi yapıyor. Devletin valisine emreden bir hükümet var ortada tabii. Bunlar yanlış ve edepsizce şeylerdir, teşviktir. Ha, insanların özeline de kimse karışamaz; dört duvar arasındaki yaşantısına asla karışılmaz. Zaten buna ne yasalar müsaade eder ne de bizim anlayışımız müsaade eder. Fakat dışarıda sapkınlığın teşvik haline getirilmesine inşallah karşıyız ve karşı duracağız” açıklamalarında bulundu.
BÜLENT OSMAN OSMANAĞAOĞLU: “MAALESEF TÜRKİYE'DE SAVAŞ YOKTUR AMA BUĞDAY DA YOKTUR; BU HALE GETİRİLMİŞ DURUMDAYIZ”
“Çok kıymetli arkadaşlar, bir konuya daha değinmek istiyorum. Maden, orman ve zeytin kanunları çok önemli. Türkiye'de gerçekten yatırım yapmak isteyenlerin de "Yahu biz bu prosedürleri aşamıyoruz" dedikleri kanunlardı; gerçekten de zor olması gerekiyordu. Ancak Kanadalı, Yahudi altın firmaları ve madencileri ne dedi? "Biz geliriz gelmeye ama siz şu prosedürleri kaldırın." Neyi kaldıralım? On tane bakanlık onayı, ÇED raporu vesaire yorucu geliyor dediler. "Biz sizi boşuna mı başkanlık sistemine getirdik? Alın tek imzayla, atın imzayı gelelim" dediler ve evet, aynısı yapıldı. Bugün Türkiye'de maden kanunlarımızla alakalı tek imza yetkisi var. Cumhurbaşkanımız dilediğine kiraya verebiliyor, dilediğine satabiliyor ya da her ikisini de yapabiliyor. Aynı şekilde orman kanunlarımız da öyle. Orman kanunu başlı başına ciddi bir kanundu ama bugün dikkat edin, yangın çıkarılan tüm yerler hemen Kültür ve Turizm Bakanlığı'na tahsis ediliyor. Sanki oranın projesi daha öncesinden verilmiş gibi hemen pay ediliyor; işte filan yere 50 dönüm, filan kişilere 100 dönüm denilerek bitiriliyor. Bir Kültür Bakanımız var bizim, malum şirketleri de var. Şirketlerinin reklamlarını akşama kadar ekranlarda seyrediyoruz; müstehcen reklamlarla kadınları sunan bir bakanımızın şirketi var. Ve orada 40 yıllık bir kuruluş olduklarından bahsediyorlar. İnanın ki 40 yıllık kazanımını, son 7 yılda yaptığı bakanlık dönemi 40 defa büyütmüştür. Niye? Her şey ellerinde; tahsis ediyor, satıyor, alıyor ve müthiş bir güç elde ediyorlar. Ben de Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda bir ara çalıştım, bürokratlığım oldu; oradan da çok iyi biliyorum. Efendim, zeytin kanunları nedeniyle Türkiye bundan sonraki yıllarda zeytini gidip yanı başımızdaki Yunanistan'dan alacak. Eskiden ne diyorduk? Yunanistan atadan, babadan kalma zeytinliklerimizi nasıl kesmiş? Bu zeytin kütükleri çok para ediyor, biz sizden çok büyük parayla alacağız demişler. Biz de "paraysa bu iş tamam" demişiz; kütüklerini satmışız ama zeytinliği yok etmişiz. Aradan 40-50 yıl geçti; bugün de diyorlar ki; "Ocakları açın, altta mermer var, taş var, diğer madenler var." Alıyorlar ve zeytinlikler bir bir yok ediliyor. Ukrayna 4 yıldır savaştadır, halen biz buğdayı oradan ithal ediyoruz. Maalesef Türkiye'de savaş yoktur ama buğday da yoktur; bu hale getirilmiş durumdayız. Allah inşallah sonumuzu hayır edecek. Biz şunu da görüyoruz: 2026 ve 2027 yıllarında yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerde Yeniden Refah Partisi'ne verilecek oylar, Allah'ın izniyle bu gidişata bir çare olacaktır diye inanıyor ve iman ediyoruz.”
OSMANAĞAOĞLU: “BELEDİYENİN VERGİ BORCU KONULARIYLA TEHDİT VE ŞANTAJLA BASKI ALTINA ALIP BELEDİYE BAŞKANLIKLARIMIZI ELİMİZDEN ALDILAR”
Mahalli İdareler Başkanı Bülent Osman Osmanağaoğlu sözlerini “Efendim, son konu olarak kendimin de Mahalli İdareler Başkanı olması hasebiyle belediyelerle alakalı konuşmak istiyorum. Hepinizin bildiği üzere, biz 31 Mart 2024 mahalli idareler seçimlerinde 63 belediye kazanan bir parti olarak, yüzde 7 oyla Türkiye'de üçüncü parti olduk. Yaklaşık 20'ye yakın seçim bölgemizde de sandıktan çıkan sonuçlar masada değiştirildi. Kimi yerde zorla, kimi yerde baskıyla maalesef 20-25'e yakın büyük ilçe belediyemiz elimizden alındı desem yeridir. Şimdi geldiğimiz noktada, bize zaman zaman ‘Ya 63 belediyeniz vardı, niye şimdi 22'ye düştü?’ diye soruyorlar. Efendim, hepinizin bildiği üzere Konya'da 6 belediyemiz vardı bizim. Gidip sorabilirsiniz; 15 yıllık AK Parti döneminden devraldığımız belediyelerde, belediye başkanlarımız koltuğuna oturur oturmaz, henüz tebrik ziyaretleri sürerken SGK borcu, maliyenin vergi borcu ve diğer alacaklar sebebiyle haciz ve icra takipleri başlatılmıştır. Şimdi Allah aşkına ben size soruyorum; sizin adaletiniz bu mu? Sizin adaletiniz buysa, adaletiniz batsın. 15 yıldır siz o vergileri almamışsınız, SGK borçlarına göz yummuşsunuz, görevinizi yapmamışsınız; gelmişsiniz bir haftalık belediye başkanına "Sana haciz getirdim, 80 milyon SGK borcun, 50 milyon vergi borcun var" diyorsunuz. Sizin adaletiniz buysa tamam; sizin adaletiniz ormandaki arslanlarda bile yok, siz arslandan öte bir şeysiniz demektir. Her bir belediye başkanımızı bu şekilde, yeri geldi şahsi meseleleriyle yeri geldi belediyenin vergi borcu konularıyla tehdit ve şantajla baskı altına alıp belediye başkanlıklarımızı elimizden aldılar. Halen geçen meclis üyelerimizde de aynı durum geçerli. Ha, gidenlere ben bir şey demiyorum ama şunu demek istiyorum: Ya arkadaşlar gidiyorsunuz da siz babanızın sermayesiyle mi gidiyorsunuz? Şu Konya'da 6 belediye kazandık, 115 belediye meclis üyemiz vardı. Allah aşkına sizin öyle şahsi oylarınız vardı da bizim mi haberimiz yoktu? Seçmenimiz, milli görüşçü tabanımız ve bize inanan insanlar dolayısıyla size oy vermiştir. Kayseri'de 15 gün önce 4 meclis üyemiz gitti; dördü için de Kayseri'ye gidip araştırma yaptım, dördüne de iş ve kadro sözü verilmiş. Kayseri'de de gereğini söyledim onlara. Ben televizyon programında şunu söyledim: Geçenlerin çok değerli olduğunu söylüyorlar ya; bu dördü de seçim öncesinde AK Parti'ye müracaat etmiş, kapılarda bekletilmiş ve sonunda "almıyoruz" denilerek gönderilmiş kişilerdi. Sonra bize gelip "Biz o partiye gitmekle hata yaptık, bu partide görev almak ve millete hizmet etmek istiyoruz" dediler; kabul ettik ve kazandılar. Şimdi AK Parti İl Başkanı diyor ki; "Bu değerli arkadaşlarımızı kadrolarımıza aldık." Peki senin hangisi doğru? Kapına gelip kedi misali miyavlarken almadığın gün mü doğru, yoksa şu an söylediğin mi doğru? Bana göre ikisi de yalan. Ama bunlara düşen şuydu: Heybenizdeki oylar bizim oylarımızdı, kadın kollarımızın ev ev gezip sizlere sağladığı oylardı. Sizde bir parça haysiyet, itibar ve şeref olsaydı meclis üyeliğinizi bırakırdınız, yerinize bizim yedek üyelerimizden birisi gelirdi; bakalım o il başkanı o zaman size "değerli" diyecek miydi? Siz iki kat değersiz olacaktınız onun gözünde, bunu net olarak söylüyorum. Seçmenimin ve kadrolarımızın vekili olarak hiçbir oyumuzu, hiçbir hakkımızı onlara helal etmiyorum. İnşallah biz onlarla bir daha asla hiçbir yerde buluşmamak üzere ayrılmış durumdayız. Konya'da da il başkanıma ve bizlere yapılanları çok iyi biliyoruz. Hani diyor ya; "unutanın kanı kurusun", gerçekten unutursak kanımız kurusun. İl başkanımın ajandasında hepsi bir bir yazılı. Hiçbiriyle siyasi olarak bundan sonra yol yürümeyeceğiz, yürümememiz de gerekiyor arkadaşlar. Biz daha onurlu, daha şerefli insanlarla, dava arkadaşlarımızla ve kadrolarımıza katacağımız çok kıymetli Konyalılarımızla birlikte yol yürüyeceğiz Allah'ın izniyle. Onlarla birlikte bugün Konya'mızda, Büyükşehir de dahil olmak üzere tüm belediyelerimizi yine geri alacağız.” diye sonlandırdı.