Görünüşte berrak ve masum duran o buz küplerinin, aslında milyonlarca zararlı mikroorganizmayı barındırabileceğine dikkat çeken uzmanlar, özellikle mide ve bağırsak sistemini hedef alan salgınlara karşı çok ciddi uyarılarda bulunuyor. Birçok insanın "nasılsa donmuş" diyerek güvenli kabul ettiği buzlar, uygun şartlarda yönetilmediğinde hastane odalarında son bulan ağır sağlık krizlerini tetikleyebiliyor.

Toplumda yerleşik olan en büyük yanılgılardan biri, suyun donma noktasına ulaştığında içindeki tüm mikropların öldüğü düşüncesidir. Oysa dondurma işlemi biyolojik bir temizleyici değil, sadece bakterilerin üremesini yavaşlatan geçici bir duraklatma evresidir. Bu kuralın hayati önemine değinen Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalından Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, buzun doğrudan tüketilen bir gıda maddesi olarak kabul edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.
DONDURMA İŞLEMİ MİKROPLARI ÖLDÜRMÜYOR SADECE UYUTUYOR
Halk sağlığını tehdit eden mikrobiyolojik risklerin buz eridiği andan itibaren yeniden aktif hale geldiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, soğuk zincirin ve üretim kalitesinin gıda güvenliği standartlarında olması gerektiğini savunuyor. Sanılanın aksine, buzun şeffaf, parlak ya da temiz görünmesi onun mikrobiyolojik olarak sağlıklı olduğunu kanıtlamaya yetmiyor. Gözle görülmeyen virüs ve bakteriler, berrak su moleküllerinin arasında varlığını aynen koruyabiliyor.
Hazır ya da işletme bünyesinde üretilen buzların güvenliği, sadece üretimde kullanılan suyun kalitesine bağlı kalmıyor; üretim sonrası lojistik, depolama ve servis aşamalarındaki zincirleme hatalar da büyük risk doğuruyor. Güvenilir firmalar tarafından içme suyu kalitesinde üretilen paketli buzlar genel olarak korunaklı kabul edilse de kafelerdeki çapraz bulaşma riskleri tüm güvenliği ortadan kaldırabiliyor. Buz makinelerinin periyodik bakımlarının aksatılması, buz muhafaza kovalarının ve servis küreklerinin yeterince dezenfekte edilmemesi veya en önemlisi personelin buza çıplak elle temas etmesi, temiz bir buzu saniyeler içinde birer bakteri bombasına dönüştürebiliyor.

GÖRÜNMEZ TEHLİKELER: NOROVİRÜS, SALMONELLA VE E.COLİ KAPIDA
Hijyen standartlarından uzak ortamlarda üretilen ya da saklanan buzların tüketilmesi, başta akut mide-bağırsak enfeksiyonları olmak üzere çok sayıda gıda kaynaklı hastalığa davetiye çıkarıyor. Kirli su veya kontamine ekipmanlardan buza geçen patojenler arasında norovirüs, salmonella, shigella ve E.coli gibi tıp dünyasının yakından tanıdığı tehlikeli mikroorganizmalar yer alıyor. Yaz aylarında sıcaklığın etkisiyle besinlerin bozulma hızının artması ve dışarıda yeme-içme alışkanlıklarının zirve yapması, bu mikropların vücuda girişini ve yayılımını ciddi oranda kolaylaştırıyor.
Bu tür kalitesiz ve mikroplu buzların yol açtığı klinik tablolarda en sık karşılaşılan şikayetler arasında şiddetli ishal, durdurulamayan bulantı ve kusma, kıvrandıran karın ağrıları, ani ateş yükselmesi ve aşırı halsizlik başı çekiyor. Vücudun sindirim sistemini felç eden bu semptomlar, sağlıklı bir yetişkinde birkaç gün içinde atlatılabilirken, bağışıklık direnci zayıf olan belirli risk gruplarında ise hayati tehlike yaratacak boyutlara ulaşabiliyor.

BEŞ RİSK GRUBU İÇİN SIVI KAYBI ÖLÜMCÜL SONUÇLAR DOĞURABİLİR
Buz kaynaklı enfeksiyonların seyrinde, bireylerin bağışıklık durumları hastalığın ciddiyetini doğrudan belirliyor. Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler, kronik hastalıklarla mücadele edenler ve bağışıklık sistemi baskılanmış hastaların bu konuda kat kat daha fazla dikkatli olması gerektiğini önemle vurguluyor. Bahsi geçen bu hassas gruplarda, enfeksiyonun tetiklediği ishal ve kusma reaksiyonları, vücuttaki hayati sıvı ve elektrolit rezervlerinin çok süratli bir şekilde tükenmesine neden oluyor.





