SAĞLIK

Türkiye’nin sağlık haritası netleşti: Hangi şehirlerde ölüm oranları yükseldi, en büyük tehdit hangisi?

Türkiye genelinde geçtiğimiz yıl meydana gelen vefat olaylarına dair kapsamlı veriler, ülkenin sağlık trendleri ve nüfus hareketleri açısından çarpıcı bir tabloyu ortaya koydu. Dönemsel olarak yenilenen resmi kayıtlar, bireylerin hayatını kaybetmesine yol açan temel faktörlerden bölgesel risk farklılıklarına kadar pek çok detayı barındırıyor.

Abone Ol

TÜRKİYE GENELİNDE HAYATINI KAYBEDENLERİN SAYISI BELLİ OLDU

Ülke genelinde bir önceki yılla kıyaslandığında vefat sayılarında hafif bir artış eğilimi gözleniyor. Paylaşılan güncel kayıtlara göre, 2024 senesinde 489 bin 734 olarak kayıtlara geçen toplam vefat sayısı, 2025 yılına gelindiğinde 491 bin 684 seviyesine ulaştı. Toplumsal cinsiyet dağılımı açısından incelendiğinde ise dengenin erkek nüfusu yönünde ağırlık kazandığı görülüyor. Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden vatandaşların yüzde 55,1'lik kısmını erkekler oluştururken, kadınların oranı ise yüzde 44,9 olarak istatistiklerde yer buldu. Bu durum, cinsiyete bağlı yaşam süresi ve sağlık riskleri konusundaki farklılıkları yeniden gündeme taşıdı.

KABA ÖLÜM HIZI DENGEDE KALIRKEN SİNOP VE ŞIRNAK ARASINDAKİ UÇURUM DİKKAT ÇEKTİ

Nüfus üzerindeki vefat yoğunluğunu ölçmek için kullanılan ve her bin kişi başına düşen kayıp miktarını temsil eden kaba ölüm hızı, ülke genelinde istikrarlı bir seyir izledi. Bu oran, 2025 yılında geçmiş döneme ait verileri koruyarak binde 5,7 seviyesinde sabit kaldı. Ancak genel ortalamanın ötesinde, şehirler arasındaki makasın oldukça açık olması dikkat çekici bir detay olarak öne çıkıyor.

Karadeniz Bölgesi'nin sakin kenti Sinop, binde 10,8'lik oranla bu alanda listenin en başında yer alıyor. Yaşlı nüfus oranının yüksek olduğu bu şehri, binde 10,2 ile Kastamonu, binde 9,6 ile Giresun ve binde 9,5'lik seviyeyle Balıkesir takip ediyor. Madalyonun diğer yüzünde ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu şehirleri bulunuyor. Kaba ölüm hızının en dipte ölçüldüğü yer binde 2,3 ile Şırnak olurken, bu kenti sırasıyla binde 2,5 ile Hakkari, binde 3,1 ile Van, binde 3,2'lik eşit oranlarla Batman ve Şanlıurfa izliyor.

KALBİMİZ ALARM VERİYOR: EN BÜYÜK KAYIP NEDENİ DOLAŞIM SİSTEMİ

Toplumsal yaşamı tehdit eden unsurların başında yine kalp ve damar sağlığı sorunları yer aldı. Kayıt altına alınan tüm vefat durumları gerekçelerine göre gruplandırıldığında, yüzde 34,7'lik ezici bir oranla dolaşım sistemi rahatsızlıkları ilk sırada karşımıza çıkıyor. Modern yaşamın getirdiği stres ve beslenme alışkanlıklarının tetiklediği bu faktörü, yüzde 16,1 ile hem iyi hem de kötü huylu tümör vakaları takip ediyor. Listenin üçüncü sırasında ise yüzde 15,1 ile nefes almayı güçleştiren solunum sistemi hastalıkları bulunuyor.

Dolaşım sistemine bağlı gelişen kayıpların kendi içindeki dağılımı incelendiğinde ise kalbe giden kan akışının kesilmesiyle oluşan iskemik kalp hastalıkları yüzde 42,3 ile en ölümcül alt neden olarak belirlendi. Kalp krizlerini de kapsayan bu grubu, yüzde 24,6 ile diğer kalp rahatsızlıkları ve yüzde 18,2 ile beyin damarlarını etkileyen serebro-vasküler hastalıklar izledi.

ÇANAKKALE KALP SAĞLIĞINDA RİSKLİ BÖLGE: KİLİS EN GÜVENLİ ŞEHİR

Damar ve kalp rahatsızlıklarına bağlı kayıpların coğrafi dağılımı incelendiğinde, Ege ve Marmara sınırındaki Çanakkale alarm veriyor. 2025 verilerine göre Çanakkale, yüzde 47,7'lik oranla dolaşım sistemi kaynaklı vefatların en yoğun yaşandığı şehir unvanını aldı. Bu bölgeyi yüzde 42,8 ile komşusu Balıkesir, yüzde 42,2 ile Hatay ve yüzde 42,0 ile Burdur takip ediyor. Buna karşın, kalbe bağlı risklerin en az hissedildiği şehir yüzde 25,4 ile Kilis oldu. Kilis'in ardından en düşük oranlar yüzde 28,7 ile Hakkari, yüzde 28,9 ile metropol kent İstanbul ve yüzde 29,0 ile Kayseri olarak paylaşıldı.

KANSER VAKALARINDA SOLUNUM YOLU TÜMÖRLERİ İLK SIRADA

Halk arasında en çok çekinilen rahatsızlık gruplarından olan tümör kaynaklı ölümlerde, tütün kullanımı ve hava kalitesiyle doğrudan ilişkili olan gırtlak, soluk borusu, bronş ve akciğer kanserleri yüzde 28,9'luk payla zirvede yer alıyor. Onkolojik vakalara bağlı kayıpların diğer önemli nedenleri arasında ise yüzde 8,0 ile kalın bağırsak (kolon) tümörleri ve yüzde 7,6 ile kan ve lenf sistemini hedef alan lenfoid/hematopoetik tümörler öne çıkıyor.

Şehir bazlı onkoloji verilerine bakıldığında ise şaşırtıcı bir sonuç ortaya çıkıyor. Tümör kaynaklı vefat oranının en yüksek ölçüldüğü şehir yüzde 22,4 ile Ağrı oldu. Ağrı'yı yüzde 19,8 ile Van, yüzde 19,5'lik oranlarla sanayi ve idari merkezler olan Kocaeli ile Ankara, yüzde 19,4 ile Elazığ takip etti. Bu oranın en düşük seyrettiği kent ise yüzde 9,7 ile yine Kilis oldu. Kilis'in hemen üzerinde yüzde 10,9 ile Burdur, yüzde 11,0 ile Şanlıurfa ve yüzde 11,2 ile Aydın yer alıyor.

BEBEK VE ÇOCUK SAĞLIĞINDA UMUT VEREN GELİŞME

Açıklanan raporun en pozitif ve sevindirici kısmını ise çocuk sağlığına yönelik veriler oluşturdu. Ülkenin sağlık altyapısındaki güçlenmeyi ve erken müdahale başarılarını gösteren bebek ölüm sayıları ciddi bir düşüş kaydetti. 2024 yılında 8 bin 484 bebeğin vefatı kayıtlara geçmişken, 2025 yılında bu sayı 6 bin 988'e geriledi. Bu düşüş, her bin canlı doğum değerine düşen kayıp oranını ifade eden bebek ölüm hızını binde 9,0 seviyesinden binde 7,8 seviyesine çekti.

Benzer şekilde, çocukların hayata tutunma oranını gösteren ve doğumdan sonraki ilk beş yılı kapsayan beş yaş altı ölüm hızı da olumlu bir ivme yakaladı. 2024 senesinde binde 11,1 olarak hesaplanan bu kritik oran, 2025 yılı verilerinde binde 9,5 düzeyine kadar gerileyerek çocuk sağlığı alanındaki iyileşmeyi tescilledi.