Toplumların gelişmişlik düzeyini ölçmek ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek, dezavantajlı grupların hak ettiği yaşam koşullarına ne ölçüde kavuşabildiğiyle doğrudan ilişkilidir. Bu durumun en kritik halkalarından birini oluşturan kız çocuklarının durumu, her yıl 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü vesilesiyle yeniden masaya yatırılıyor. Ancak günün anlam ve önemine dair yapılan vurguların ötesinde, atılan adımların somut sonuçlar üretip üretmediği derinlemesine incelenmeyi bekliyor. Türkiye genelindeki demografik ve sosyolojik veriler, çocuk nüfusunun yarısına yakınını oluşturan kız çocuklarının desteklenmesi ve korunması adına kat edilmesi gereken daha çok yol olduğunu net bir şekilde gözler önüne seriyor.

KIZ ÇOCUKLARI İÇİN KAMU POLİTİKALARI ENDEN ÖNEMLİ

Ülke genelindeki çocuk nüfusunun dağılımına bakıldığında, milyonlarca kız çocuğunun geleceğin mimarları arasında yer aldığı açıkça görülüyor. Resmi verilere göre Türkiye’de milyonlarca kız çocuğu yaşamını sürdürmekte ve bu kitle toplam çocuk nüfusunun neredeyse yarısını teşkil etmektedir. Bu devasa demografik oran, kız çocuklarına yönelik geliştirilen stratejilerin ve sosyal politikaların ne denli merkezî bir konumda olması gerektiğini işaret ediyor. Yalnızca kâğıt üzerinde kalan iyi niyetli temenniler, günümüz dünyasında yaşanan ekonomik ve sosyal krizlerin etkilerini hafifletmeye yetmiyor. Eğitimden sağlığa, sosyal korumadan güvenli çevre haklarına kadar her bir alan, devletin ve ilgili kurumların öncelikli sorumluluk alanı olmak zorundadır. Toplumun her kesiminin refahı, kız çocuklarının hayata eşit şartlarda hazırlanması ve karşılaştıkları yapısal engellerin ortadan kaldırılmasıyla doğrudan bağlantılıdır.

EĞİTİMDE OKULLAŞMA ORANLARI ARTARKEN DEVAMSIZLIK SORUNU NASIL ÇÖZÜLECEK?

Eğitim hakkı, bir bireyin yaşam döngüsünü tamamen değiştiren en güçlü araçların başında geliyor. Son yıllarda atılan adımlar sayesinde okullaşma oranlarında sevindirici gelişmeler kaydedilmiş, ilkokuldan ortaöğretime kadar pek çok kademede milyonlarca kız çocuğunun sınıflarda yerini alması sağlanmıştır. Ancak uzmanların ve siyasi temsilcilerin dikkat çektiği üzere, mesele sadece çocukların okula kayıt yaptırmasından ibaret değildir. Asıl mesele, özellikle lise çağındaki genç kızların eğitim sürecinden kopmamasını sağlamak ve bu süreci kesintisiz bir biçimde tamamlamalarına olanak tanımaktır. Ailelerin yaşadığı ekonomik sıkıntılar, kırsal bölgelerdeki ulaşım ve barınma engelleri, ev içerisindeki yükümlülükler ve erken yaşta evlilik tehdidi, eğitim hakkının önündeki en büyük barikatlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Okul terklerinin önüne geçebilmek adına erken uyarı sistemlerinin kurulması, ailelerin ekonomik olarak desteklenmesi ve ilgili tüm kurumların eşgüdümlü çalışması şarttır.

İyi̇ Parti Konya Kadın Ve Aile Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Şerife Demirci Foto

YOKSULLUK VE ERKEN YAŞTA EVLİLİK RİSKİ GELECEĞİ NASIL TEHDİT EDİYOR?

Sosyal eşitsizliklerin ve ekonomik yoksunlukların en ağır faturasını ne yazık ki çocuklar ödüyor. Toplumun en savunmasız kesimi olan çocukların önemli bir bölümü yoksulluk veya sosyal dışlanma riskiyle burun buruna yaşamak zorunda kalıyor. Bu risk faktöründen en çok etkilenenlerin başında ise yine kız çocukları geliyor. Maddi imkânsızlıklar, çocukların eğitim hayatını yarıda bırakmasına yol açabildiği gibi onları erken yaşta evlilik gibi ağır bir insan hakları ihlaliyle de karşı karşıya bırakabiliyor. İstatistiksel verilere göre binlerce kız çocuğu hâlâ reşit olmadan evlilik kervanına katılmak zorunda kalıyor. Sayısal olarak geçmiş yıllara kıyasla kısmi bir düşüş gözlemlense de, tek bir çocuğun bile bu girdabın içine çekilmesi toplumsal vicdanı yaralamaya yetiyor. Yoksulluğun çocukların kaderini tayin etmesine asla izin verilmemeli, her kız çocuğunun kendi potansiyelini özgürce ortaya koyabileceği güvenli alanlar derhal tesis edilmelidir.

GÜVENLİ YAŞAM HAKKI NASIL GÜÇLENDİRİLMELİ?

TBMM Başkanı Kurtuluş STK ile buluştu! İşte dikkat çeken Konya mesajı…
TBMM Başkanı Kurtuluş STK ile buluştu! İşte dikkat çeken Konya mesajı…
İçeriği Görüntüle

Şiddet, istismar ve ihmal gibi insanlık dışı pratiklerle mücadelede atılacak adımların kararlılığı, geleceğe duyulan güveni doğrudan etkiliyor. Koruma politikalarının başarısı, yapılan resmi açıklamaların çokluğuyla değil, engellenen ihlallerin ve güven altına alınan hayatların sayısıyla ölçülmek zorundadır. İYİ Parti Konya Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Şerife Demirci’nin de sıklıkla altını çizdiği üzere, kız çocuklarının hakları kâğıt üzerinde kalan maddelerden ibaret olamaz. Bütüncül, ölçülebilir ve kurumlar arası eşgüdümle yürütülecek stratejiler; dijital güvenlikten mesleki beceri kurslarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsamalıdır. Yerel yönetimlerden sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin sorumluluk üstlenmesi gereken bu süreç, yalnızca belirli günlerde hatırlanan bir sorumluluk değil, yılın her günü kesintisiz sürdürülmesi gereken millî bir ödevdir. Bilim insanı, sanatçı, mühendis ve lider olma potansiyeli taşıyan her bir kız çocuğunun hayallerine sahip çıkmak, aslında tüm insanlığın ortak yarınlarını güvence altına almak anlamına geliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ