İstanbul'da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı koruma ve bakım merkezlerinde yaşanan son gelişmeler, sosyal ve ekonomik sıkıntıların boyutunu acı bir şekilde gözler önüne serdi. Kentteki bir çocuk yuvasına sadece yedi gün içerisinde 14 bebeğin bırakılması, bakım evlerindeki yoğunluğu kritik bir seviyeye taşıdı.
Edinilen bilgilere göre, art arda gelen vakalar nedeniyle söz konusu yuvada devlet koruması altında bulunan bebeklerin sayısı 100'ü geride bıraktı. Uzmanlar, kısa bir zaman diliminde bu kadar yüksek sayıda bebeğin kurum bakımına verilmesinin, sosyal yapıda yaşanan sarsıntıların en net göstergelerinden biri olduğuna dikkat çekiyor.
Bebeklerin ailelerinden koparılarak devlet korumasına verilmesinin veya bırakılmasının ardında derinleşen ekonomik sıkıntılar, aile içi geçimsizlikler ve sosyal destek ağlarının zayıflaması gibi çok yönlü etkenler yatıyor. Geçim derdi ve artan yaşam maliyetleri, bazı ailelerin çocuk bakım sorumluluğunu tek başına göğüslemesini zorlaştırırken, yaşanan bu durum masum yavruların doğrudan devlet şefkatine sığınmasına neden oluyor.
Yaşanan bu dramatik tablo, koruyucu aile sisteminin ve devlete bağlı sosyal destek mekanizmalarının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlar, zorluk yaşayan ailelerin yalnız bırakılmaması ve erken müdahale mekanizmalarının devreye sokulması gerektiğinin altını çiziyor. Devletin koruma kalkanı altındaki bebeklerin sağlıklı bir geleceğe kavuşması için toplumsal dayanışmanın ve aile odaklı sosyal politikaların güçlendirilmesi hayati önem taşıyor.




