Konya’dan başlayıp Toros Dağları’nın dik ve yüksek geçitlerinden güneye doğru uzanan eşsiz güzergâh, seyahat tutkunlarını tarihi kent dokusu ve doğanın muazzam uyumuyla buluşturuyor. Konya çıkışlı bu rotada dağların yamaçlarına kurulu otantik evler, kanyonlar ve sedir ormanları arasından ilerledikçe Ermenek’in büyüleyici atmosferine ulaşılıyor. Karamanoğulları Beyliği’nin en önemli merkezlerinden biri olan ve Türk dili tarihi açısından büyük önem taşıyan bölge, Konya ile olan köklü kültürel bağlarını ve binlerce yıllık arkeolojik mirasını günümüzde de yaşatmaya devam ediyor.

SELÇUKLU VE KARAMANOĞULLARI MİRASI YAŞAYAN KENT DOKUSUNDA
Konya ve çevresindeki tarihi kimliğin ayrılmaz bir parçası olan Ermenek, Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi resmi dil ilan ettiği 1277 tarihli fermanının izlerini taşıyor. İlçede 1302 yılında Karamanoğlu Mahmut Bey tarafından yaptırılan ve yaklaşık 720 yıldır ibadete açık olan Ermenek Ulu Camisi, ahşap ve taş işçiliğinin en nadide örneklerinden biri olarak varlığını sürdürüyor. Yamaçlara kurulan geleneksel ahşap ve kerpiç evler, dar sokaklar ve tarihi yapılar kentin geçmişten bugüne ulaşan otantik dokusunu oluştururken, turkuaz rengiyle dikkat çeken Ermenek Baraj Gölü coğrafyaya ayrı bir zarafet katıyor.
KONYA MÜZELERİNDEN MEMLEKETİNE DÖNGEN 2 BİN YILLIK ARKEOLOJİK HAZİNE
Daha önce Karaman ve Konya’daki müzelerde muhafaza edilen binlerce yıllık arkeolojik buluntular, imzalanan özel protokolle hayata geçirilen Ahmet Keleşoğlu Arkeoloji ve Etnografya Müzesi sayesinde yeniden doğduğu topraklara kazandırıldı. Sbide Antik Kenti ve çevresindeki kazılardan çıkarılan tıp aletleri, cam eserler, nadir görülen Doğu Roma komünyon ekmekleri ile ahşap tabut gibi ünik parçalar bu müzede sergileniyor. Yaklaşık 2 bin kültür varlığına ev sahipliği yapan müze, Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan geniş bir zaman diliminin yaşam kültürünü ziyaretçilerin beğenisine sunuyor.

ASIRLIK ÇINARLARIN GÖLGESİNDE 500 YILLIK ZEYVE PAZARI GELENEĞİ
Konya rotasını takip eden ziyaretçilerin mutlaka uğradığı noktalardan biri de 500 yıllık geçmişe sahip olan tarihi Zeyve Pazarı olarak öne çıkıyor. Yüzlerce ulu çınarın, su değirmenlerinin ve buz gibi su kaynaklarının yer aldığı bu doğal alanda, çevre köylerden gelen üretici kadınlar el emeği ürünlerini ve yöresel lezzetlerini sergiliyor. Ahşap kaşıklardan taze meyve sebzelere kadar pek çok ürünün satıldığı pazar, asırlık pazar kültürünün günümüzdeki en canlı buluşma noktası olma özelliğini koruyor.




