GÜNDEM

Tam 81 ilde milyonlarca ailenin kaderi değişiyor!

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülen geniş soluklu çalışmalar, evlilik müessesesinin güçlendirilmesi ve çocuk yetiştirme süreçlerinde yaşanan tıkanıklıkların aşılması noktasında çok önemli bir dönüm noktasına ulaştı.

Abone Ol

Geçmiş yıllarda temelleri atılan ve adım adım büyüyen bu vizyoner model, ülkemizin sosyal devlet anlayışındaki profesyonel yaklaşımını da gözler önüne seriyor. Anne ve babaların evlatlarıyla kurdukları bağları daha sağlıklı bir zemine oturtmayı amaçlayan bu eğitim seferberliği, dijitalleşen dünyada yalnızlaşan ebeveynlere adeta bir rehber oluyor.

Pilot Uygulamadan Tüm Türkiye’yi Kapsayan Dev Bir Seferberliğe

Geniş kitlelere ulaşması hedeflenen bu kritik sürecin geçmişi yakın bir döneme dayanıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2024 yılında 19 ilde pilot olarak başlattığı Modüler Aile Eğitim Programı, elde edilen başarıların ardından hız kesmeden büyütüldü. Özel olarak ilan edilen 2025 Aile Yılı stratejileri kapsamında 61 şehre daha taşınan proje, 2026 yılı itibarıyla 81 ilin tamamında resmi olarak uygulanmaya başladı.

Ülkenin her köşesine yayılan bu ağ, Bakanlığın aileyi koruma vizyonunun en güçlü ve en somut halkalarından birini oluşturuyor. Temel felsefesi sorunlar henüz ortaya çıkmadan önleyici adımlar atmak olan bu hamle, Aile ve Nüfus 10 Yılıvizyon belgesine dayanıyor. Sosyal dinamikleri korumayı amaçlayan bu koruyucu yaklaşım sayesinde, aile içi iletişim problemleri henüz krize dönüşmeden çözüme kavuşturuluyor ve ebeveynlerin kriz anlarındaki yönetsel refleksleri güçlendiriliyor.

Geleneksel Yöntemler Geride Kaldı: 12 Kapsamlı Modülle Kalıcı Davranış Değişikliği

Bakanlık uzmanlarının uzun yıllara dayanan saha tecrübeleri, eğitim içeriklerinin de tamamen yenilenmesini zorunlu kıldı. Bu doğrultuda, 2013 yılında hazırlanan eski Aile Eğitim Programı, günümüz dünyasının değişen toplumsal normları ve dijital ihtiyaçları gözetilerek baştan aşağı revize edildi. İçerik ve metodoloji açısından tamamen modern pedagojik unsurlarla donatılarak Modüler Aile Eğitim Programı adıyla yeniden sahaya sürüldü.

Eğitim müfredatı, yetişkin eğitimi kriterlerine tam uyumlu olacak biçimde toplam 8 ana ve 4 ek modül halinde yapılandırıldı. Bu projeyi diğer klasik seminerlerden ayıran en büyük fark ise sadece teorik bilgi aktarımı ile sınırlı kalmaması olarak dikkat çekiyor. Katılımcıların bizzat interaktif süreçlere dahil edildiği modelde, anne ve babaların günlük yaşamdaki tutum, beceri ve davranışlarında kalıcı, ölçülebilir ve pozitif yönde bir dönüşüm hedefleniyor. Üstelik eğitimlerin kalıcı olması adına anne babalara ev ödevleri verilerek salonda öğrenilenlerin doğrudan ev yaşamına pratik olarak aktarılması teşvik ediliyor.

On Binlerce Ebeveyne Ulaşıldı: Küçük Gruplarla Maksimum Verim

Eğitim süreçlerinin kalitesini düşürmemek adına dersliklerdeki insan yoğunluğu titizlikle kontrol ediliyor. Sınıflar en fazla 30 kişilik gruplarla sınırlandırılırken, her bir dönemin ders maratonu 9 ila 12 hafta arasında değişiklik gösteriyor. Bu uzun soluklu periyotta canlandırmalı etkinlikler, uygulamalı grup çalışmaları ve karşılıklı deneyim aktarımına dayalı modern öğrenme teknikleri uygulanıyor. Bu sayede anne ve babalar pedagojik olarak kendilerini geliştirirken, benzer süreçlerden geçen diğer velilerle de ortak bir paylaşım platformu yakalamış oluyor.

Bakanlığın belediyeler, sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve özel sektör bileşenleriyle kurduğu güçlü iş birlikleri, projenin toplumun her tabakasına nüfuz etmesini kolaylaştırıyor. Yapılan resmi değerlendirmelere göre, program kapsamında bugüne kadar yaklaşık 42 bin anne ve babaya ulaşılarak ebeveynlik becerilerinin geliştirilmesine doğrudan katkı sunuldu. Hedeflenen bu kitlenin önümüzdeki dönemlerde katlanarak artması bekleniyor.

Evlerden Yükselen Memnuniyet Sesleri Projenin Başarısını Kanıtlıyor

Eğitim serüvenini tamamlayan ailelerden gelen geri bildirimler, saha çalışmalarının ne denli doğru sonuçlar verdiğini açıkça ortaya koyuyor. Eğitime dahil olan ebeveynler, kurulan yeni iletişim modelleri sayesinde çocuklarıyla geçirdikleri zamanın kalitesinin arttığını, evdeki çatışma ortamlarının yerini uzlaşıya bıraktığını memnuniyetle ifade ediyor.

Özellikle ailelerin en çok zorlandığı dönemlerin başında gelen ergenlik krizi yönetimi, sorun çözme becerileri ve hane içi dayanışma başlıklarında çok somut kazanımlar elde edildiği raporlanıyor. Uygulamalı senaryolarla kendi yaşam pratiklerini yeniden gözden geçiren ebeveynler, bu sayede geleceğe ve çocuklarının yarınlarına çok daha büyük bir umut ve bilinçle baktıklarını vurguluyor.