Şehit düşen Polis Memuru Tayfun Baş’a duygusal veda: "Sen cennete gidiyorsun aslan kocam"
Şehit düşen Polis Memuru Tayfun Baş’a duygusal veda: "Sen cennete gidiyorsun aslan kocam"
İçeriği Görüntüle

Aile Mahkemesinden Yargıtay’a Uzanan Kusur Çekişmesi

Geçimsizlik ve derin fikir ayrılıkları yaşayan genç bir çift, evlilik birliğini sonlandırmak amacıyla karşılıklı olarak Aile Mahkemesi'nin kapısını çaldı. Hem erkeğin hem de kadının aynı anda davacı pozisyonunda yer aldığı çekişmeli yargılamada, ilk derece mahkemesi tarafların sunduğu delilleri ve iddiaları inceledi. Yerel mahkeme, evlilik süresince eşine yönelik fiziksel ya da psikolojik şiddet uyguladığı tespit edilen erkek tarafını tam kusurlu buldu. Bu doğrultuda, davacı karşı davalı statüsündeki kadının açtığı boşanma davasını kabul eden mahkeme, çiftin evliliğini sonlandırdı ve kocanın davasını reddetti.

Yerel mahkemenin kendisini tamamen suçlu bulan ve kendi davasını geri çeviren bu hükmüne itiraz eden davalı-karşı davacı koca, dosyayı temyiz incelemesine gönderdi. Bu itirazla birlikte Türkiye'deki aile hukuku uygulamalarına yön veren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi devreye girdi. Dosyadaki tüm şahit ifadelerini, tutanakları ve iddiaları en ince ayrıntısına kadar yeniden değerlendiren daire, yerel mahkemenin kararını tamamen tersine çeviren ve hukuk dünyasında çok konuşulacak oy birliği ile alınmış emsal bir karara imza attı.

Eşi Aşağılamak ve "Sevgim Bitti" Demek Kusur Sayıldı

Yüksek mahkemenin gerekçeli kararında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylar zincirinde kadının da azımsanmayacak derecede kusurlu davranışlar sergilediği açıkça ifade edildi. Yargılama sürecinde toplanan somut delilleri ve tanık beyanlarını inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının üçüncü şahısların huzurunda kocasına yönelik olarak küçümseyici ifadeler kullandığını belirledi. Kadının, çevredekilerin yanında eşini hedef alarak bizzat çocuk avutuyormuş gibi bir durum içinde olduğunu dile getirdiği ve bu suretle hayat arkadaşını toplum içinde aşağıladığı hukuken kayıt altına alındı.

Tüm bunlara ek olarak, kadının eşine karşı doğrudan "Ben eşimi sevmiyorum, sevgim bitti" şeklinde beyanda bulunması, yüksek yargı tarafından evlilik bağını koparan ağır bir kusur olarak nitelendirildi. Ortaya çıkan bu yeni duruma göre, erkeğin de eşinin bu haksız ve kırıcı davranışları karşısında boşanma davası açmakta tamamen haklı bir gerekçeye sahip olduğu vurgulandı. Yargıtay, bu sebeple erkeğin açtığı karşı davanın da kabul edilerek boşanmaya hükmedilmesi gerekirken, yerel mahkemece davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararı bozdu.

Sokaktaki Vatandaş İkiye Bölündü: Karar Emsal Teşkil Edecek

Yargıtay'ın duygusal bağın bittiğini ilan etmeyi ve eşi küçümsemeyi yasal bir boşanma ve kusur sebebi sayması, kamuoyunda da çok geniş bir yankı uyandırdı. Özellikle Bursalılar başta olmak üzere farklı şehirlerdeki vatandaşlar, yüksek mahkemenin bu hamlesini farklı bakış açılarıyla değerlendirdi. Bir kısım vatandaş, zorla ve sevgisiz bir şekilde evliliği sürdürmenin anlamsız olduğunu, insanın içindeki hislerin bitmesini dile getirmesinin suç sayılmaması gerektiğini savunurken; diğer bir kısım ise evlilik kurumunun bir sorumluluk olduğunu ve eşlerin birbirini toplum içinde küçük düşürmesinin, sevgisizliği bir silah gibi kullanmasının cezalandırılmasının doğru bir yaklaşım olduğunu dile getirdi.

Hukukçular ise bu kararın ardından aile mahkemelerinde görülen binlerce derdest davanın seyrinin değişebileceğine dikkat çekiyor. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin net bir dille ortaya koyduğu bu içtihat, bundan sonraki süreçte eşine karşı ilgisiz kalan, sevgisinin tükendiğini belirterek evlilik bağını zedeleyen ve partnerini çevreye karşı aşağılayan kişilerin, boşanma davalarında tazminat ve nafaka gibi maddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor. Karar, Türk aile hukuku literatüründe duygusal şiddetin sınırlarını belirleyen en net belgelerden biri olarak arşivlerdeki yerini aldı.

Kaynak: İHA